TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İhracata Afrika etkisi yüzde 4

Önce Tunus, sonra Mısır ve şimdi de Libya’da isyanlar ve iktidarların devrilmesi hareketlerinin olumsuz ekonomik etkilerini yaşıyoruz. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi bu bölgedeki sıkıntılar olmasaydı şubat ayındaki ihracatımızın yüzde 4 daha fazla gerçekleşeceğini belirtti. Olayların yaşandığı ülkelere ihracatımızda yüzde 25’lere varan kayıplar meydana gelmiş. Yıllık bazda ise fazla bir kayıp öngörülmüyor. Çünkü, ihracatımızın yüzde 12’si bu bölgeye. Her ülkede, aynı zamanda süreklilik arz eden gelişmeler değil. Yıllık bazda 127 milyar dolarlık ihracat hedefi var. Mehmet Büyükekşi buna karşılık gerçekleşmenin yaklaşık 20 milyar dolar artışla rekor yıl olan 2008’in, yani 132 milyar doların üzerine çıkacağını söyledi.

İHRACAT KAYBI:
Ancak isyanların faturası da hatırı sayılır. Çünkü aylık 400 milyon dolarlık bir rakama denk geliyor. Bunun yanında müteahhitlik hizmet geliri ve istihdam kayıpları da söz konusu. Kaldı ki, toplam ihracatımızın yüzde 12’si bu bölgeye. Kayıp ise yüzde 4. Yani yüzde 12’nin üçte biri düzeyinde ihracat kaybımız oluşmuş.
Bloomberg HT‘de konuğumuz olan TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi “Merkez Bankası önlemleri kasım ayında aldı. TL yüzde 10 değer kaybetti. Kasım ayı ihracat artışımız yüzde 7.3 iken aralıkta yüzde 21, ocakta yüzde 22 ve şubatta yüzde 24 artış meydana geldi. Mart ayında da yüzde 25 artış var. Eğer yüzde 20’lik artışı yıllık bazda yakalarsak rekor ihracat rakamını da yakalamış olacağız” dedi.

İTHALAT HIZ KESER Mİ:
Büyükekşi TL’nin değer kaybı ve alınan diğer önlemlerin etkilerini görmeye devam edeceklerini, ithalat rakamlarının da mart ayından itibaren hız kesmesini beklediklerini kaydetti. Eğer ithalat hız keserse döviz kuru değişiminin asıl önemi de orada ortaya çıkacak. Çünkü ihracatı ne kadar artırırsak artıralım ithalatın hızına yetişemiyor. Zaten aynı hızda artmasa bile, ithalatın miktarı büyük olduğundan dış ticaret açığı artıyor. TL’nin değer kaybı ihracat artışına yol açmışsa önemli bir foksiyonunu yerine getirmiş demektir. Ama daha da önemlisi, ithalatın hızını kesmesidir. O zaman ne yapacağız? Nasıl olup da TL’nin değerlenmesini önleyeceğiz? Yoksa, ihracatı desteklemek ve ithalatı caydırmak için enflasyona mı razı olacağız? Bu da, madalyonun ikinci yüzünde yer alıyor.

Faiz artışı ihracat artışını keser mi?
Sermaye hareketleri serbest ve önümüzdeki dönemde faizler artabilecek. Hem enflasyonda artış meydana geleceğinden hem de dünyada faizler artırılacağından dolayı. Zaten eleştiriler şimdiden başladı, Merkez Bankası faiz artırmada geç kalıyor diye. Banka başkanlığına nisan ayında atama yapılacak ve ardından genel seçimler gerçekleştirilecek. Merkez Bankası’nın faizleri artırmasının önündeki teknik ve siyasi engeller yılın ikinci yarısı için ortadan kalkacak. Faiz artışı ile TL yeniden cazip hale gelecek ve sermaye girişleri ile daha değerlenecek. Bu da, ilk yarıda yaşanan tabloyu tersine döndürecek ve ihracatın aleyhine, ithalatın lehine bir durum yaratacak. O zaman ihracat artışı sürecek mi yoksa tökezleyecek mi?
Mehmet Büyükekşi faizlerin biraz daha indirilmesi gerektiğini belirtiyor bu soru karşısında. Ardından da şu eklemeyi yapıyor:
“Seçimden sonra iç talepte daralma olacağını öngörüyoruz. İç piyasadaki bu daralma şirketleri ve üretimi daha güçlü bir şekilde dış piyasalara ve ihracata yöneltecek. Faizlerin değişikliğinden veya artışından bir olumsuzluk gelse bile, buradan gelecek avantajla ihracattaki artış devam edecek.”
Yılın ikinci yarısında faizler tırmanışa geçse ve bu yolla TL değerlenmeye başlasa bile, ihracat artışının önü kesilmeyebilir. Eğer iç talep düşürülecekse. Bunun için de, en başta geciktirilen kamu zamları ve vergi artışları yoluyla vatandaşın alım gücünün düşürülmesi gerekecek. İç pazar cazibesini kaybettikten sonra mevcut kapasitelerin kullanılması için ihracata yüklenilmesi gereği ortaya çıkacak.

SONUÇ:
“Selamet yokluktadır, yokluğa yürü.”
Mevlânâ

Yukarı