TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Büyümenin zirvesine çıktık

Geçen yılki büyüme bütün tahminlerin ötesine geçti ve yüzde 8.9'a ulaştı. Yılın son çeyreği de bütün beklentileri aşarak yüzde 9.2'ye çıktı. Böylece 2004'teki yüzde 9.4'ten sonra en yüksek büyümeye ulaşıldı. Ondan önceki de yüzde 9.8 ile 1987'ye ait. Böylece 2010 büyümesi 1976 sonrasının en yüksek üçüncü büyümesini oluşturuyor.
Türkiye'nin yüzde 8.9'luk büyümesi Avrupa'nın en yüksek, dünyanın da beşinci büyümesi. Bize göre bu büyüme birkaç bacak üzerine oturuyor.
■ Biri, krizde geciktirilen tüketimin kriz sonrasında realize edilmesi. Tüketimi patlatan en önemli nedenlerden biri de, hanehalkının krizden ilk kez finansal varlığını kaybetmeyerek hatta artırarak çıkması. Ne kurdan vurgun yediler, ne de faizden. Hatta iki enstrümandan da kazançlı çıktılar. Altın da yükseldi. Borsa kayıplarını hızla geri aldı. Kriz geçince tüketici güveni geri geldi, servet etkisi yapıldı. İç tüketimin patlama yapmasının bir nedeni bu. İç tüketim de büyümenin en büyük destekçilerinden biri. Nitekim aşağıda yer alan tablodan izlenebileceği gibi, tüketimin büyümeye katkısı yüzde 4.7, yani yarısından biraz fazlası kadar.
■ İkincisi, 12 Eylül'de yapılan referandumun haziran ayında yapılacak seçimlerdeki belirsizlik algısını önemli ölçüde gidermesi. Siyasi istikrarın ve dolayısıyla ekonomik istikrarın korunacağı beklentisi ile tüketim de, yatırım da patlama gösterdi. Özel sektör yatırımlarında yüzde 33.5 artış meydana gelirken makine teçhizat yatırımları yüzde 43 büyüdü. Kamu yatırımları bu oranı biraz aşağı çekmekle birlikte yüzde 30 gibi yüksek bir düzeyde bıraktı. Yatırımlar yüzde 6 ile büyümeye en çok katkıyı yapan kalem oldu. Bir yandan iç tüketimle diğer yandan yatırımlarla büyüme rahatlıkla çift haneli rakamları yakaladı. Ancak ithalatın aşağı çekici etkisiyle büyüme yüzde 8.9'a indi.

 

Bundan sonrası kademeli hız kesme

Büyüme verisiyle aynı zamanda açıklanan şubat ayı dış ticaret rakamları bize büyüme madalyonunun olumsuz yüzünü gösterdi. Dış ticaret açığı ocak ayından sonra şubatta da rekor kırdı. 7.4 milyar dolarla hem beklentilerin üzerine çıktı, hem de geçen yılın aynı ayına göre yüzde 111 arttı. İhracatın ithalatı karşılama oranı ilk iki ayda yüzde 57 ile10 puandan fazla düşerek kritik seviyelere indi.
Geçen yılın son çeyreği ile bu yılın ilk çeyreğinde muhtemelen ekonomi son yılların en canlı dönemini yaşadı. Haziran sonunda açıklanacak yılın ilk çeyrek büyümesi de çift haneli rakamlara dayanabilir. Hem yüksek düzeyde gelen seyrin etkisi hem de açıklanan veriler buna işaret ediyor. Alınan önlemlerin, faizin dip seviyelerine ulaşmasının, enflasyonda dip noktanın görülmesinin etkisiyle ikinci çeyrekte belli bir yavaşlama ortaya çıkabilir. Üçüncü ve dördüncü çeyreklerde hem önlemlerin devamının gelmesi, hem de baz etkisiyle büyüme hız kesebilir. Ancak yüksek çıkacak ilk ve ikinci çeyreğin etkisiyle 2011 'de yüzde 7-7.5 dolayında bir büyümeye ulaşılabilir. Yeter ki, herhangi bir nedenden dolayı şok gelişme yaşanmasın.

SONUÇ: "Başarı kadar başarısızlığa uğrayan bir şey yoktur."G. K. Chesterton

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
04 Nisan 2011 Pazartesi, 23:51 Misafir bu sanal büyüme..bu ülke gerçekten doğru şekilde büyüse cari açık vermez. bu ülkede bilim üretiliyor mu? teknoloji de onun için yok. ey yazarlar işin dna'sı bu. bunları yazın..bu ülkede bilim üretilmediği taktirde köleliğe devam...
Yukarı