TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

PRANGALARINDAN KURTULAN PİYASA SEÇİM KOŞUSUNDA

Finansal piyasalar yılın ilk çeyreğini negatif performansla geride bıraktıktan sonra ikinci çeyreğe güçlü bir başlangıç yaptı. Hem küresel bazda hem de özellikle Türkiye'de durum böyle. Ama performans açısından Türkiye'nin son haftalarda pozitif yönde ayrıştığını vurgulamak gerekiyor. Bunda da seçimin ve kasım ayından bu yana uygulanmakta olan para politikalarının başrol oynadığını düşünüyoruz.

SEÇİMİN ETKİSİ: Borsanın yükselmesi, finansal piyasaların pozitif eğilime girmesi, son yılların en iyi ekonomik verilerinin açıklanması, ekonominin canlanması, işsizliğin düşmesi her seçim öncesi artık gelenekselleşti. İşbaşındaki hükümetlerin seçimi kazanmak için ekonominin mümkün olan en iyi durumda gösterilmesine yönelik çabaları bunda etkili. Bu seçim öncesinde de, büyüme doruk noktasına çıktı, enflasyon tarihi dip düzeyine indi. İşsizlik düşüyor, faizler tarihi en düşük seviyeye indi, iç tüketim en yüksek düzeyine çıktı. Bu durumun finansal piyasalara yansıması da normal.

Ayrıca, seçim sandığından negatif siyasi gelişmelere yol açacak bir sonuç çıkması beklenmiyor. Siyasi istikrarın süreceği tahmin ediliyor. Bu tahmin geçen yıl eylül ayında yapılan referandum sonrası oluştu ve iyice pekişti. Hatta 2011 seçimlerinin siyasi istikrarın devamını getirecek şekilde sonuçlanacağı referandum sonrasında bir ölçüde fiyatlandı da. Kasım ayında önlemler alınana kadar Türkiye piyasalarının pozitif ayrışmasında bu da belli bir rol oynadı.

NEGATİFTEN POZİTİFE: Bu seçim öncesinde etkili olan sadece seçim faktörü değil. Kasım ayında yürürlüğe konulan para politikaları da finansal piyasaların seyrini belirledi. Faizi düşürmeye, zorunlu karşılıkları artırmaya ve küçük oynaklıklar yaratarak kuru yukarı itmeye yönelik uygulamalar, piyasaları baskı altına aldı. Hızlı koşmasın diye adeta ayaklarına takılmış zincir etkisi yaptı. Başta yabancılar olmak üzere ciddi satışlara yol açtı. Para, bono ve hisse senedi piyasasından 11.5 milyar dolar çıktı. Sonrasında ise daha uzun vadeye geri dönüşler oldu.
Kasımdan mart ayına kadar süren bu dönemde Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde yaşanan ayaklanmalar, Japonya'daki deprem ve Avrupa'daki borç sorunu da küresel piyasaları bozdu. Ancak Türkiye dünya piyasalarından daha fazla etkilendi ve negatif yönde ayrıştı. 10 Kasım'dan 2 Mart 2011 'e kadar MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi yüzde 4.8 düşüş kaydederken İMKB-100 yüzde 18.9 değer yitirdi. Ancak 2 Mart'tan 8 Nisan'a kadar da gelişmekte olan piyasalar yüzde 6.1 değer kaybına uğrarken Türkiye piyasası yüzde 17.1 pozitif bir getiri sundu.

KIRILMA NOKTASI: 2 Mart'ta endeksin 58.068 ile son dönemin dip noktasına vurması İMKB için kırılma noktası oldu. 4 ay süren dünyadan negatif ayrışma ve gerileme dönemi, bir aydan fazladır pozitif ayrışmaya ve yükselişe dönüştü. Bu eğilim yüksek büyüme, not artışı beklentisi ve seçim etkisiyle biraz daha sürebilir.

 

Seçimlerde ana trend değişmiyor
Pozitif ayrışmada döviz kurunun, faizin yükselmesi ve hisse senedi fiyatlarının gerilemesi sonucu Türkiye piyasasının yabancılar için daha cazip hale gelmesinin payı büyük. Referandum sonrası piyasalar yakaladığı ivmeyle gitseydi, belki bu yılın ilk çeyreğinde aşırı şişecek, seçmen tercihlerini de etkileyecek bir zamanda ve biçimde balon patlayacaktı. Sadece bu değil, balon oluştuğunda ve gerekli zaman varken yabancılara da Türkiye
piyasasından çıkmaları için ideal bir fırsat verilmiş olacaktı. İvmenin yaklaşık 4 ay süreyle baskı altına alınmasıyla siyasi amaçlı çıkışlara fırsat verilmediği gibi, seçmen tercihinin etkilenmesi de önlendi. Seçime iki aydan az bir süre kala oluşacak bir balonun patlamasının sandığa yansıması artık pek beklenmez. Seçim öncesinde balon oluşumunun engellenmesi de, sandığa daha iyi piyasa koşullarında gidilmesi ile çelişmiyor. Zincirlerinden kurtulan piyasaların şimdi seçim öncesi koşusuna başlamaları bundan.
Yukarıdaki grafiklerden de görülebileceği gibi, seçimlerin borsa üzerinde kısa vadeli ve sınırlı bir etkisi var. Seçim öncesi daha güçlü, seçim sonrası daha gevşek bir eğilim söz konusu. Daha uzun vadede ise seçimler borsanın ana eğilimini değiştirebilmiş değil. Bu sefer farklı olabilir mi? Bu da başka bir yazının konusu.

SONUÇ: "Azıcık bilen tekrarlar.'' Türk Atasözü

Yukarı