TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Ne kadar cari açık o kadar varlık balonu

Cari açığın finansmanında net hata noksan kalemiyle gelen paranın giderek payını artırdığı dikkati çekiyor. Belli bir tanımlaması yapılamayan paranın miktarındaki artışı son siyasi gelişmelerden dolayı Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine dayandırmak da mümkün. Son günlerdeki piyasa canlanmasının arkasında yabancı parasına dikkat çekiliyor. Seçim öncesinde yüksek iç talepten dolayı cari açığın hız kesmeyeceğini, bunun finansmanı için gelecek dış kaynağın, Türkiye'deki varlık fiyatlarını daha yukarılara taşıyacağını tahmin ediyoruz. Dün açıklanan şubat ayı ödemeler dengesi verilerinde net hata noksan kalemiyle gelen paranın 3.2 milyar dolara vardığını gördük. Yılın ilk iki ayında ise bu kanalla gelen kaynak 5.5 milyar dolar. İki ayda 12 milyar dolara varan cari açığın yüzde 45'ini karşılıyor. Seçime kadar bu kalem adı altında kaynak girişinin devam edeceğini, bu açıdan "ne kadar cari açık, o kadar dış kaynak" ve "varlık fiyatı şişmesi" anlamına geleceğini tahmin ediyoruz.
 

SONUÇ: "Nerede dert varsa deva oraya gider." Mevlana

 

Afrika ve borçlu AB ülkeleriyle açık yarışı

Şubat ayı cari açığı 6.1 milyar dolar, sürpriz değil ama yüksek. Son 4 ayın cari açığı da 6-7 milyar dolar arasında seyrediyor. Bu hızda seyir, 2011'de 70 milyar doların üstüne çıkacak bir açık demek. Milli gelire oranı da yüzde 9'u bulur. Bir yılda yüzde 2.3'lük orandan yüzde 6.6 ya, ertesi yıl da yüzde 9'a sıçrama çok hızlı.
Bu oranlar bizi dünyanın sayılı cari açık veren ülkelerinden biri yapıyor. Dün yayımlanan nisan ayı IMF Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nda yer alan verilerden bir tablo çıkardık. Cari açığın milli gelire oranı bakımından Türkiye 2010'da dünya 15'incisi. IMF raporunda rakam yüzde 6.5 olarak yer aldı, ancak gerçekleşme yüzde 6.6. IMF 2011 için Türkiye'nin cari açığını milli gelirin yüzde 8.0'ine yükseleceğini tahmin etmiş. Bu artışla Türkiye İzlanda, Gana ve Sırbistan'ı da geride bırakıyor ve dünya 12'inciliğine çıkıyor.
İlk 15 ülke içinde ne Amerika ne de Asya kıtasından herhangi bir ülke yer almıyor. Türkiye'nin önünde yer alan ülkelerin tamamı Avrupa'nın borç krizine girmiş ülkeleri ile Afrika ülkelerinden oluşuyor.
Büyüme yarışında 2010 da yüzde 8.9 ile Avrupa'nın liderliğini yakaladık. Ancak üretimin ithalata bağımlılığı bizi cari açıkta da dünyanın ön sıralarına çıkardı. Üstelik bu büyümenin her zamankinden daha yüksek oranda iç taleple gerçekleşmesi, kriz sonrası ilk yılda rekor cari açığı doğurdu. Küresel likidite bolluğu nedeniyle finansmanını rahat sağlıyor olmamız şimdilik sorun yaşamamızı önlüyor. Bu şansımız. Ancak 15'inci sırada bulunduğumuza da çok fazla güvenmeyelim. Çünkü bizi geçen ülkelerin tümü Türkiye ekonomisinden küçük. Bu durum önemli bir ayrıntı. Yani büyüklük açısından bir sıralama yapıldığında bir anda Türkiye en öne fırlıyor.

Yukarı