TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bol ve ucuz paraya sarı kart

Yunanistan'ın borçlarını yeniden yapılandırmaya gideceği haberleri borç sorununu küresel piyasaların gündemine yeniden taşıdı. Yapılandırma hem vadenin uzatılması ve faizin düşürülmesi hem de anaparanın kesilmesi şeklinde olacak gibi. Bu yolla 350 milyar Euro'luk borcun yaklaşık üçte biri silinecek. Yunanistan'ın borçlarını çevirebilir hale gelmesi belki o zaman mümkün olacak. Fatura ise alacaklılara çıkacak. Özellikle de ellerinde yüklü devlet tahvili bulunduran Yunan bankalarına. Yunanistan'dan başlayacak borç yeniden yapılandırmanın Portekiz, İrlanda gibi diğer AB ülkelerine sıçrama olasılığı da bulunuyor. 2007'de başlayıp 2009'da son bulan küresel krizden geriye kalan borç mirasının vurduğu ilk kıta Avrupa.
Kriz bir borç krizi olduğu ve Euro Bölgesi de devalüasyona yanaşmadığı için, çözüm çok daha uzun süreli ve zorlu olacak. Belki zaman zaman daha büyüyecek, belki küçülecek ama önümüzdeki aylarda ve yıllarda küresel gündemde kalacak.

NOT KARARI ŞOKE ETTİ:
Avrupa'dan sonra borç sorununun en önemli ayağı dün Amerika'da ortaya çıktı. Uluslararası derecelendirme kuruluşu S&P'nin, bütçe anlaşmazlığından yola çıkarak ABD'nin kredi notu görünümünü negatif çevirmesi şok etkisi yaptı. Dünya ekonomisinin temel direği, dünya parasının sahibi, en yüksek nota sahip ekonomisi ilk kez not kırılımı ile karşı karşıya. Gerçi henüz notu düşürülmüş değil, ama parasal genişlemeyi durduramaz ve bütçesini toparlayamazsa iki yıl içinde üçte bir ihtimalle kredi notu indirilecek. Bu anlamda karar, kırmızı karttan önceki sarı kart özelliğini taşıyor. Ara seçimlerden sonra Kongre'de çoğunluğa geçen Cumhuriyetçiler parasal genişlemenin sınırlanması ve bütçenin toparlanmasını istiyorlardı. Bu konudaki anlaşmazlık geçtiğimiz günlerde doruk noktasına çıktı. S&P'nin dünkü not kararı ise Cumhuriyetçilerin elini güçlendirmiş oldu. Başkan Obama ve Demokratlar ise iyice köşeye sıkıştılar.
Sarsılmaz ve değişmez diye bakılan ABD'nin notu hakkındaki bu karar bütün piyasaları sarstı. Özellikle hisse senedi piyasaları ki, Türkiye de buna dahil, sert düşüşler yaşadı. Normalde notu zayıflayan ülkenin para birimi değer yitirir. Ancak dün dolar değer kazandı. Yunanistan nedeniyle Euro'da başlayan zayıflama nedeniyle dolar değerlenmeye başlamıştı. Not kararı ile bu değerlenme daha da ivme kazandı.
Neden acaba? Şeytan bunun neresinde? Bu da madalyonun ikinci yüzünde.

 

Küresel likidite azalışı Türkiye'yi de etkiler
Birinci neden ABD'nin dünya ekonomisinin merkez ülkesi olmasında. Sorunu bizzat kendisi yaşasa ve kendisi çıkarsa bile, böylesine çalkantılı veya tehlikeli dönemlerde küresel sermaye merkez ülke ve merkez ülkenin parasına sığınıyor.
■ Bundan daha önemlisi de, bu not uyarısından sonra ABD'nin parasal genişlemeyi durdurması ve devamında parasal sıkılaştırmayı daha erkene çekmesinin beklenmesi. Beklentinin ötesinde bir zorunluluk olarak bu durumun ortaya çıkması. Halbuki fiyatlanan ABD'nin parasal sıkılaştırmaya 2012'den önce gitmeyeceğiydi. Şimdi bu öne çekilmiş oluyor. Bu da doları değerlendiriyor.
■ ABD'nin parasal genişlemeyi durdurması ve sıkılaştırmayı öne çekmesi demek, faiz oranlarının yükselmesi, dolayısıyla doların değerlenmesi demek. Aynı zamanda likidite çekileceğinden ve faizler yükseleceğinden büyüme beklentileri düşüyor ve hisse senedi
piyasaları negatif etkileniyor. En sert tepkinin burada oluşması da bundan olsa gerek.
■ Bu analiz doğruysa ABD'nin not kararı Türkiye'yi de etkiler. Çünkü küresel likiditenin artık bundan sonra büyüme şansı yok. Aksine küçülecek. Paranın maliyeti artacak. Bu da dış finansmana aşırı bağımlı hale gelen bir ekonomiyi elbette etkileyecek. Türkiye seçim nedeniyle doğru dürüst alamadığı cari açık önlemlerini seçim sonrasında almak zorunda kalacak. İnşallah seçime kadar da bir şey olmaz. Amerika konusunda alınması gereken bir karar çok gecikmeli ve çok sınırlı bir şekilde alındı. Ancak yine de bu durum ilk kez yaşanıyor. Nasıl bir sonuç yaratacağı ve nelere yol açacağı, belki ilk günden verilen piyasa tepkisiyle de ölçülemeyebilir. Ama küresel ekonomide farklı bir döneme girdiğimiz de kesin.

SONUÇ: "Yazgı yolunu kendi bulur!" Latin atasözü

Yukarı