TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Borsada kazancın yolu nereden geçer?

Aracı Kuruluşlar Birliğinin 2010 yılı Sermaye Piyasası Raporu yayımlandı. Yatırımcı profilini ve davranışlarını izleme açısından yararlı bir yayın. 2001'den beri sürdürülen bu yayında tek takıldığım nokta hemen her yıl yerli yatırımcıların yabancılardan daha yüksek kâr etmiş veya daha az zarara uğramış gibi gösterilmesi. Ama yerlilerin yabancılardan daha çok kazandığı sonucu çıkmıyor ortaya. İnsan hiç kazandığı yerden kaçar mı? 2000 yılı başında yakaladığımız yerli gerçek yatırımcı sayısının daha çok altındayız. 2001 krizi öncesinde yerli bireysel yatırımcı sayısı 1 milyon 383 bin iken 2010 sonu itibariyle rakam 1 milyon 36 bin. Arada yatırımcı sayısı 850 bine kadar düşmüş ve tekrar yükselmiş. Ancak 10 yıl önceki sayıya ulaşmak için, 350 bin artış kaydetmek gerekiyor.

10 YILDAKİ DEĞİŞİM: Halbuki aradan geçen 10 yılda ekonomide ve toplum yapısında önemli gelişmeler kaydedildi.
■ Kişi başına gelir dolar bazında üç kat arttı. Dolayısıyla tasarruflar da, para ve sermaye piyasasında değerlendirilecek kaynaklar da arttı.
■ Türkiye'nin nüfusu arttı, kentleşme arttı, doğudan batıya göç devam etti ve eğitim düzeyi yükseldi. Bu konjonktür hisse senedi piyasasının lehine bir durum. Nitekim bireysel emeklilik fonlarındaki gelişme de bunu doğruluyor.
■ Son 10 yılda yabancı sermaye çok daha yoğun biçimde borsaya geldi, dolaşımdaki hisse senetlerinin üçte ikisine hâkim oldular.
■ Borsada işlem gören şirketler büyüdü, sermaye yapıları güçlendi ve yabancı sermayeli oldu.
■ Dövize yatırım yaparak para kazanma devri bitti. Hatta ciddi kayıplar söz konusu oldu. Alternatif bir yatırım aracı olmaktan çıktı.
■ Enflasyonla birlikte faizler de dramatik şekilde düştü. Dünyanın en yüksek faizini ödeyen bir ülke olmaktan çıkıp faizini en çok düşüren ülke haline geldik. Son geldiğimiz aşamada artık reel faiz bile yok.
■ Son küresel krizde dünya konjonktürü de lehimize gelişti. Finansal servet kaybına ilk kez bu krizde uğramadık. Hatta faiz düşüşünden ve altının yükselişinden dolayı ciddi bir servet artışı da yaşadık.

BİR ARTMAYAN YATIRIMCI: Nüfus artmış, bu nüfusun geliri artmış, kentleşme oranı yükselmiş, eğitim düzeyi yükselmiş, en önemli iki yatırım alternatifi devre dışı kalmış. Enflasyon düşmüş, hisse senetlerinin yolu açılmış. Yabancılar yatırım yapmış, yerliler yapmamış. Bitişikte görüldüğü gibi, yerlilerin yatırım süresi 33 gün ile sınırlı, yabancıların 351 gün. Bir tarafın vadesi bir ay, ötekinin 1 yıl. Kazanan ve hakim olan taraf yabancı tarafı. Ama rapor yerlileri kazançlı gösteriyor. Bu tabloya uygun hareket edilirse, vadenin giderek kısalması ve bu işin daha az sermaye ile yapılması gerekir.

SERMAYESİZ ASLA: Halbuki sermaye piyasası öncelikle sermaye ve uzun vade işi.
Yabancılar bu nedenle bizim piyasamızda önde. Yerliler arasında en çok yatırım yapılan iller bu nedenle İstanbul-Ankara-Adana hattı ve güneyinde yer alıyor. Kuzey ve doğu illeri batı ve güney illeri kadar gelişemediği için sermaye piyasasında adları yok. Karabük ve Zonguldak ise Kardemir ve Erdemir'in yaygın halka açıklığının yerel etkisi sonucu sıralamaya giriyor. Kazancın yolunun kısa vadeden ve sermayesizlikten geçtiğini söylersek çok yanlış yerlere gideriz.
Sermayesiz ve çok kısa vadelerle iş olsaydı, al sat ile sonuca ulaşılsaydı, şimdiye kadar Türkiye çoktan gelişmiş bir sermaye piyasasına ve onunla birlikte gelişmiş bir ekonomiye sahip olurdu. Ne de olsa çeyrek bir asır geride kaldı, değil mi?

SONUÇ: "Hiçten hiç çıkar!" Shakespeare

Yukarı