TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İstanbul'un taşı toprağı, Antalya'nın denizi kumu altın

12 Haziran seçimlerine üç hafta kaldı. Siyasi partiler kampanyalarını iyice hızlandırdı. Seçim propagandası kızıştı. Büyük kentlere yönelik büyük projeler açıklanıyor. Bu kentlerde propaganda yapılan seçmen nereden geliyor? Memleketi neresi?
İşte tam bu sırada Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2010 yılına ait Adrese Dayalı Nüfus Kayıtlarını açıkladı. Buna göre illerin toplam nüfusu, illerde nüfusa kayıtlı kişi sayısı, illerde ikamet eden toplam kişi sayısı, ilden ne kadar göç verildiği ve hangi illere verildiği, ilin aldığı göç ve hangi illerden aldığı stok bazında belli oldu. Ortaya çok büyük bir nüfus hareketliliği ve ilginç bir panorama çıktı. Nüfusa kayıtlıların yarıdan çoğunu hatta yüzde 80'ini göç veren iller de var, yine yüzde 89'unu koruyan yani göç vermeyen, doğduğu veya nüfusa kayıtlı bulunduğu ilde ikamet edenler de.
Nüfus hareketleri bazı temel gerçekleri veya trendleri net olarak gösteriyor. Bunun için öncelikle aşağıdaki tabloya bakmak
gerekiyor.
■ Bir kere Türkiye'nin her tarafından veya her ilinden her iline göç var. Türkiye'nin 81 ilinden 81 iline göç edilmiş. Nüfus kayıtları ile ikamet edilen iller bunun göstergesi. En küçük ilden en küçük ile bile sayısı 10'u geçen göç var. Örneğin Gümüşhane nüfusuna kayıtlı 11 kişi Bilecik iline göç etmiş. Ya da en az göç veren illerden biri olan Hakkâri'den en çok göç veren illerden olan Rize'ye 84 göç olmuş.
■ Ancak göçün ana yönü doğudan batıya doğru. Gelişmemiş bölgelerden gelişmiş bölgelere doğru. Bu da "İnsan doğduğu yerde değil doyduğu yerde yaşar" sözünü teyit ediyor. Bu değişmiyor. Doğu illeri ki, buna Karadeniz illeri de dahil, tümü göç veriyor. Bu göç de kendi arasında veya kuzeyden güneye, güneyden kuzeye olmuyor. Doğudan batıya doğru gidiyor. Türkiye'nin karayolları ve demiryolları sanki bu göçün ana yönüne göre yapılmış. Nedense Türkiye'yi dikey kesen ana karayolları ve demiryolları yok. En büyük birinci şehirle üçüncü şehir arasında şu anda bile doğru dürüst bir karayolu veya demiryolu bulunmaması gibi. Türkiye de göçler de, yollar da, taşıma da yatay, dikey değil. Karadenizliler aynı enlem içindeki Batı Karadeniz ve Marmara'ya, Doğu ve Güneydoğulu illerindekiler de Akdeniz ve Ege'ye göç ediyorlar. İç Anadolu da Ankara'da kümelenmiş gibi. Kısmen Konya, Kayseri ve Eskişehir de göç alıyor.

Ardahan'ın göçü %80 Hakkari'nin göçü neden %20'de kaldı

Türkiye’nin iller arasındaki göç tablosunda başka çarpıcı rakamlar veya görüntüler de var.
* Hakkâri dışa pek göç vermiyor. Rakamlar öyle görünüyor. Çünkü Hakkâri’de ikamet edenlerin yüzde 80’i yine Hakkâri’de kalmış, göç eden oranı yüzde 20. Kayda değer bir göç sadece Van’a oluyor. Hakkâri nüfusuna kayıtlı olanların 231 bini Hakkâri’de ikamet ederken Van’a göç edenler 28 bini bulmuş. Halbuki burada doğum oranı bütün doğu illerinde olduğu gibi yüksek. Hakkâri’nin nüfusu çok hızlı bir artış içinde değil. Gelişmiş bir il de değil. Nereden geçiniyorlar, doğan bu çocuklar nerede yaşıyor, bir bilinmezlik var. Benzer bir durum Şırnak için de söz konusu. Bu illerin de sınırda olması gayet dikkat çekici.
* Halbuki Ardahan nüfusuna kayıtlıların yüzde 80’i bu ilden göç etmiş. En yüksek göç oranına burası sahip. Ardahan’da ikamet edenler Ardahan nüfusuna kayıtlı olanların ancak yüzde 19.82’sini oluşturuyor. Ardahan‘dan göç edememeyi sınır ötesine açılımının olmayışına mı vermek gerekir bilemem. Ardahan’dan sonra en çok göç veren il Tunceli. Yüzde 75’i göç etmiş. Samsun az olmak üzere bütün Karadeniz illeri ve Doğu Anadolu ile Güneydoğu Anadolu illeri yüksek oranda göç veriyor.
* İç Anadolu’da Sivas, Yozgat, Çankırı, Çorum, Kırşehir, Nevşehir de yüksek göç veren illerden. Bunlardan Sivas’ın göçü büyük ölçüde İstanbul’a, diğer illerin ise Ankara’ya oluyor.
* Madalyonun bir yüzü göç edenler ise diğer yüzü de göç alanlar. Bazı illerin göç oranı yüzde 10’a kadar düşmüş. Örneğin Antalya’nın nüfusuna kayıtlı olanların ancak yüzde 10’u başka bir ile gitmiş. Gerisi Antalya’da yaşıyor. Demek ki en fazla iş bulma şansı Antalya’da var. İkinci sırada İzmir ve üçüncü sırada İstanbul yer alıyor. İstanbul’un taşı toprağı altın denirdi. Halen de öyle. Ancak yanına bir de Antalya eklenmiş, Antalya’nın da denizi kumu altın.
* İstanbul’un 13.2 milyon nüfusunun 2.1 milyonu yerli, 11.1 milyonunu dışardan gelenler oluşturuyor. Bu oran Ankara‘da 3.2 milyona karşı 1.6 milyon. Antalya‘daki durum ise neredeyse başabaş. Kocaeli‘nde ise 1 milyonu aşkın dışarıdan gelenlere karşılık 528 bin yerli var. Tekirdağ‘da ve Yalova‘da da dışarıdan gelenler çoğunluğa geçmiş bulunuyor. Buna karşılık büyük illerden İzmir‘de yerlilerin hâkimiyeti hâlâ sürüyor. 2.3 milyon İzmir nüfusuna kayıtlı kişi varken dışardan gelip ikamet edenlerin sayısı 1.7 milyonu buluyor.

 

Yukarı