TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

YABANCI BONODA SIKIŞTI PİYASALARI STRES BASTI

Geçen hafta yabancılar konuştu, yabancılar sattı ve Türkiye piyasalarının tansiyonu yükseldi.
29 Nisan ile biten haftada yabancılar 348 milyon dolarlık bono satarken mayıs ayının ilk üç haftasında net 726 milyon dolarlık satış yaptılar. Bu satışlara 13 Mayıs haftasında 1 milyar 90 milyon doları bulan satış dahil. Bu satışları yaparken henüz bazı uluslararası yatırım bankaları "Türkiye pozisyonunu azalt" şeklinde tavsiyelerde bulunmamışlardı. Geçen hafta itibarıyla ne kadar satış yapıldığına ilişkin henüz rakamlar ortaya çıkmadı. Ancak mayıs ayına kadar devlet iç borçlanma senetlerinde net alıcı olan yabancıların satış tarafına döndüğü kesin. Yeni para politikasının yürürlüğe konduğu kasımdan nisan sonuna kadar 10 milyar dolarlık tahvil alan yabancılar, bu ay henüz 1 milyar dolara bile varmayan bir net satış yaptı ve piyasaların tansiyonunu yüksettiler.

BORSADAKİ BASKI: Çünkü, hisse senedi piyasası dar. Oradan zaten negatif konjonktürde yabancının satıp çıkması zor. Geçmiş krizlerde bile yabancılar satamadılar. Piyasanın üçte ikisi yabancıya, üçte biri yerliye ait. Üçte ikilik grup satışa dönünce yerli kendi köşesine çekiliyor. Hisse senedi fiyatları bu nedenle daha hızlı aşağıya geliyor. Yabancılar net bazda satamadığı halde borsada fiyatların oldukça sert düşüşünün bir nedeni de bundan. Belki diğer bir nedeni seçim sonuçlarına yönelik belirsizlik olabilir.

BONO PAYLARI REKORDA: Devlet iç borçlanma senetleri piyasasında ise yeni para politikasının ortaya konulduğu Kasım 2010'a kadar ciddi bir likidite vardı. Çünkü bu piyasada yerli bankalar aktif bir rol oynuyordu.
En büyük portföye bankalar sahip olduğundan hem pozisyonlarını savunmak, hem de devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) iştahı nedeniyle yabancıların satışlarını karşılıyordu. Ancak zorunlu karşılık artışlarıyla bankaların bono iştahı tersine döndü. Bankalar sattı, yabancılar aldı. Bankalar tüketicilere ve özel sektöre kredi vermeye devam ederken, küçülmeyi bono portföylerinde yaptılar. Yabancıların iç borç stokundaki payı da, geçen yıl sonunda yüzde 12.5'ten mart sonunda yüzde 14.8'e çıktı ve rekor düzeye yükseldi.

PİYASA DENGESİ BOZULDU: Nisan sonuna kadar alımda olan yabancılar mayısta bonoda satışa geçtiler ama karşılarında güçlü bir alıcı grup yok. Yerli bireyseller bono işinden uzak. Faizler yerliler için pozitif değil. Enflasyon tam bu dönemde yükseliyor. Cari açık konusunda seçim sonrasında nasıl bir önlem alınacağı, ya da alınıp alınmayacağı belli değil. Kaldı ki, bir banka krizi yaşadığında veya likiditeye sıkıştığında Avrupa bankalarının paraya ihtiyacı olur da, Türk bankalarının olmaz mı? Bu nedenle bono piyasasında yabancılar kaderleriyle baş başa kaldılar. Daha önce var olan yerli ağırlıklı denge bozuldu. Bono piyasası bundan dolayı yabancı hareketlerine daha duyarlı bir piyasa haline geldi.
Bu sırada kur da yükseldi. Sepet bazında kurun son iki yılın en yüksek düzeyine gelmesi yabancıların çıkışını zorlaştıran bir etken.
Bütün bu nedenlerle yabancılar bonoda sıkışıp kaldı. Onlar bonoda sıkışırken yarattıkları stres de, Türkiye piyasalarını sıkıştırıyor.

*

Yunanistan'ın borç krizine hazırlık bizi nasıl etkiliyor?
Seçimin son iki haftasına girildi. Seçimin piyasalar üzerine düşen gölgesi her seçimden daha azdı. Ancak seçime doğru pozitif bir eğilim de yok. Bunda da aslında seçim beklentilerinin geçen yılın eylül ayında yapılan referandumun ardından satın alınmasının belli bir etkisi var.
Bir de seçim yaklaştıkça belirsizliğin artmasının, cari açığa ilişkin yabancı raporlarının ve endişelerinin de belli bir payı olsa gerek.
Bunlar Türkiye'ye özgü koşullar. Zaten küresel piyasalarda mayıs ayı ile birlikte riskten kaçış ve genelde bir satış eğilimine girildi. Üzerine ülkeye ilişkin birkaç belirsizlik eklenince Türkiye'nin negatif yönü ayrışıyor.
Küresel piyasalarda 28-29 Nisan tarihlerde belli bir kırılma başladı.
■ Bunun bir nedeni, yılbaşından bu yana 2011 yılı beklentilerinin satın alınması ve dinlenme gereğiydi. Nitekim geçmiş yıllarda da benzer eğilimler ortaya çıkmıştı.
■ Diğer önemli nedeni de, Yunanistan'ın borç yeniden yapılandırmasında somutlaşan Avrupa'nın borç sorunu ve beraberinde bir bankacılık krizinin yaşanabileceğinden korkulmasıydı. Özellikle bankacılıkta kriz korkusu, bankaları ve piyasaları nakde geçmeye zorluyor.
Çünkü bir borç yeniden yapılandırmada Yunanistan'ın borçlarının yaklaşık üçte birinin veya yarısının silinmesi, bazı Avrupa bankalarını zor duruma düşürecek. Bu da ortaya karşı taraf riskini çıkarır ve bankaların yeniden birbirine kredi hattını kesmelerine yol açabilir. İşte bu durum, Avrupa bankalarının hazırlık yapmak amacıyla likiditeye dönmeye çalışmaları gelişmekte olan ülkelerde ve emtialarda genel bir satış eğilimini besliyor.
Bu genel satışa Türkiye özelinde bazı nedenler eklenmesi ise negatif ayrışmaya yol açıyor.

SONUÇ: "Acele edeceksen yavaşça acele et." Amerika atasözü

Yukarı