TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Seçimin asıl kazananı ekonomi

■ 2002 seçimlerinin asıl belirleyicisinin 2001 krizi olduğunu biliyorduk. Cumhuriyet döneminin en ağır krizi üç iktidar partisini de Meclis dışına itti, merkez sağ partileri siyasi hayattan sildi. Kuruluşu bir yıla bile varmayan AK Parti'yi tek başına iktidara taşıdı.
■ 2007 seçimlerinde iktidar partisi oylarını 10 puandan fazla artırdı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan "seçim başarısının yüzde 70 oranında ekonomiden kaynakladığını" söyledi.
■ Nihayet geldik 2011 seçimlerine. Bu kez AK Parti oyunu üçüncü kez artırdı ve yüzde 50'ye çıkardı. Arka arkaya üç seçimde oyunu artıran tek parti haline geldi. İktidarda olmasına karşılık yıpranmadı, hatta güçlendi.
Bunun da arkasında çeşitli nedenler sayılabilir. Oyların konsolide olması ve dört büyükte toplanması, AK Parti'nin seçmenle güçlü bir diyalog kurması ve ideolojik faktörler etkili olabilir. Ancak yine başarının arkasında yatan asıl faktör ekonomideki performans. Bunu, hem Türkiye siyasetini iyi bildiğini artık ispatlayan birisinin söylemesi yanında, bilimsel olarak açıklayan da var.

BAŞARI KISTASI: Seçim öncesinde Habertürk Gazetesi'nde ABD'nin Chicago illinois Üniversitesi'nden Prof. Ali Akarca'nın bir söyleşisi yayınlanmıştı. 1950 sonrasındaki 25 yerel ve genel seçim sonuçlarını analiz etmiş, seçmen davranışlarını incelemiş. En belirleyici faktör olarak "seçmenin hükümetin ekonomik başarısına baktığını" bulmuş. Büyümedeki her yüzde 1'lik artışın iktidar partisine yüzde 0.7 oy artışı olarak yansıdığını belirlemiş. Kendi kıstaslarına göre 2007 seçimlerini bilmiş. Bu seçimi aylar öncesinden aşağı yukarı tahmin etti. AK Parti'nin 12 Haziran seçimlerinde yüzde 42 ile yüzde 47 arasında oy çıkaracağını hesap etti. Sonuç üsteki sınırın 2 puan üçtü çıktı.
AK Parti iktidarda ekonomide başarılı olduğu için, seçimi üçüncü kez ve oyunu da artırarak rahatlıkla aldı.
Peki 2009 yerel seçimlerinde yüzde 38 olan oyu ne oldu da yüzde 50'ye çıktı?

NE DEĞİŞTİ: 2009'da seçim yapılırken küresel krizin tam ortasındaydık. Ekonominin yüzde 14.7 daraldığı birinci çeyreğin sonunda seçim yapılmıştı. Halbuki 2011 seçimleri, kriz sonrası Türkiye ekonomisinin süratle toparlandığı, iç tüketimin tüm zamanların en yüksek düzeyine çıktığı, faizlerin en alt seviyesine indiği, enflasyonun tarihsel en düşüğünü gördüğü, kredi talebinin en yüksek olduğu bir dönemde yapıldı. İlk kez bir krizde Türkiye'deki tasarruflar veya finansal varlıklar darbe yemedi. Hatta küresel bir kararla faizlerin koordineli bir şekilde düşürülmesinin etkisiyle devalüasyon da olmadı. Devalüasyon şoku yaşanmadığı gibi, faiz düşüşünden dolayı finansal varlıklar kriz boyunca büyüdü. Bu nedenle kriz sonrasında Türkiye'nin iç tüketimi patladı. Büyüme çift haneye yükselirken işsizlik geriledi. Seçmen de bu durumu oyla ödüllendirdi.
AK Parti'nin seçimdeki başarısını CHP de böyle yorumlamış olmalı ki, meydanlardaki söylemini daha çok ekonomi üzerine kurdu, projelerini açıkladı. İktidarların ekonomideki başarılarının siyasetin kaderini belirlediğinin siyasi partiler tarafından artık iyice anlaşılması ve buna uygun davranılması, galiba herkes ve gelecek adına asıl kazanım oldu.

SONUÇ: "Aşpişti, bayram geçti."Türk atasözü

Yukarı