TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Hükümete 3 yıllık icraat fırsatı

Seçimler geride kaldı. Yüzde 50'lik oy hükümete güçlü bir siyasi destek ve Meclis'te rahat bir aritmetik sağlıyor. Anayasa'yı değiştirme açısından ise başka partilerden veya milletvekillerinden yardım alması gerekiyor. Koşulları biraz zorlarsa bu yardımı da alabilir. Dolayısıyla isterse Anayasa değişikliğine de gidebilir. Seçmenin verdiği mesaj ise bunu uzlaşarak yapması yönünde.
Ekonomik icraatlar açısından çoğunluk iktidarı, bir avantaj. Hızlı karar alıp hızlı uygulayabilir. Radikal kararlar veya reformlar için ise zamana ihtiyaç var. Alınacak önlemin sonuç doğurduğunun görülmesi gerekir ki, siyasetçi aktif bir politika izleyebilsin. Yoksa ekonominin dengelerine dokunmuyor. Arı kovanına çomak sokan olmak istemiyor. İşi kendisi karıştırmış duruma düşmek istemiyor, karışan bir işi düzeltmek istiyor. Zaman bu açıdan gerekli.
İşte seçimin geride kalmasıyla bu zaman kazanılmış gibi. Çünkü Mart 2014'e kadar seçim yok. Gerçi bunda bilinmeyen bir durum da yok. Ama Cumhurbaşkanı'nın görev süresi ile ilgili bir karışıklık var gibiydi. 5 mi yoksa 7 yıl mı diye. 5 yıl olursa Eylül 2012'de halkoylaması için 5 yıllığına olmak üzere Cumhurbaşkanı seçilecek. İcraat dönemi bir seçimle kesilecekti. Önceki gün Blom-bergHT'nin Finans Merkezi'nde Devlet Bakanı Egemen Bağış canlı yayına telefonla bağlandı. Sunucu Didem Arslan-oğlu'nun "Cumhurbaşkanı seçimi ne zaman?" sorusunu yanıtladı. "Cumhurbaşkanını Meclis 7 yıllığına seçmiştir. 2014'e kadar görevinin başındadır" dedi. Ankara Temsilcimiz Muharrem Sarıkaya da kendisiyle konuşmuş ve "2014'te çifte başkanlık sandığı" diye yazmış. 2014'ün mart sonunda yerel seçimler, eylül ayında da cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Sarıkaya'nın aldığı izlenim iki seçimin birleştirileceği yönünde. Belediye başkanları da, halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanları da 5 yıllığına seçiliyor. Birleştirme olursa ondan sonraki tarihlerde hem cumhurbaşkanlığı hem de yerel seçimler birlikte yapılacak. Bu arada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 7 yıllık geçmiş sisteme dahil olursa yeniden cumhurbaşkanı seçimine katılamayacak.
Bizim buradan çıkardığımız sonuç yeni hükümetin önünde üç yıllık bir icraat döneminin olacağıdır. Bunun da Türkiye için, hükümet ve ekonomi için iyi bir fırsat penceresi yaratacağı yönündedir. Eğer Türkiye'nin birikmiş sorunlarını yüzde 50 oy alan bir iktidar çözemiyorsa hangi iktidar çözer?

*

Cari açıkta ilk adımlar finansmanda atılacak

Yeni hükümet acaba bu fırsatı nasıl kullanacak? Yapısal veya radikal bazı önlemleri alacak mı?
Örneğin son dönemin en güncel konusu olan cari açık sorununu çözecek mi, çözebilecek mi?
Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Servet Yıldırım'ın sorularını yanıtlarken seçim sonrasında gündeme girecek konuların sıralamasını şöyle yapmıştı:
■ Yeni istihdam yasası
■ Yatırım ortamının iyileştirilmesi.
■ İstanbul'un finans merkezi projesine hız vermek.
■ Finansal İstikrar Komitesini kurmak.
■ Orta Vadeli Programı revize etmek ve yeni makro büyükleri yeniden belirlemek.
Eğer yapılacaklar buysa ve hazırlıklar buna göre yapılıyorsa, demek ki doğrudan yabancı sermaye yatırımlarına yeni bir hız verilmek isteniyor. Sıkı istihdam koşulları gevşetilerek ve yatırım ortamı iyileştirilerek yabancı sermayeye gel denilecek. Doğrudan yatırımlarda hızlanma başarılırsa cari açık giderek kalıcı ve kaliteli sermaye ile finanse edilecek.
Yine aynı gün açıklanan ödemeler dengesi rakamları yılın dört aylık döneminde 30 milyar dolara varan cari açık verildiğini, bunun yarısının portföy yani kısa vadeli sermaye yatırımlarıyla fonlandığını gösteriyor. Portföy yatırımı kısa vadeli ve likit, koşullar değiştiğinde veya kendisi istediğinde ülkeden çıkar gider. Giderken de yıkar gider. Hükümet elbette ekonominin ipini böylesine kaypak hareket edebilecek bir paranın kararına terk etmek istemez. Öncelikle işe finansman yönünden başlanacak gibi. Talep yönünden önlem alınması yani ekonominin yavaşlatılmasında ise belki o kadar da acele edilmeyecek. Hükümetin yol haritası belirmeye başlasın, tablo daha netleşir.

SONUÇ: "Korkuyu hissedip yine de yapın." Susan Jeffers

Yukarı