TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Değirmen suyu faizden

AK Parti'nin seçimleri üçüncü kez oylarını artırarak kazanmasının gerisinde yatan en büyük etkenin ekonomi olduğunda görüş birliği oluştu. Ekonomi iyi, bütçede iki yakamız bir araya geliyor. Onun için de hükümet harcama yapıyor, sağlık hizmetlerini etkinleştiriyor, duble yolları yapıyor. Vatandaş durumdan memnun ki, hükümete devam diyor. Tablo iyi de, harcamalar için değirmenin suyu nereden geliyor?
Denilebilir ki cari açık 63.5 milyar dolara çıkmış. Dışarıdan para getirip içeride harcıyoruz. Kaynak burada. Yanlış değil, ama yetersiz.
Asıl kaynak ise faizlerden elde edilen tasarruftan. Hükümetin faaliyetlerini, götürdüğü hizmetleri, sağlık harcamalarını faizden sağlanan büyük tasarruflar karşılıyor.

10 YIL ÖNCESİYLE AYNI: Yukarıda yer alan Hazine verileri ve grafiği bu durumu net biçimde açıklıyor. Enflasyon ve Türkiye riski ile birlikte faiz oranları düştükçe, Türkiye nin bütçesinde faiz giderleri de düştü ve milli gelirin yüzde 4'üne indi. Hatta son 10 yılda devletin dış ve iç borç için ödediği toplam faiz tutarı mutlak rakam olarak değişmedi. 2001'de 41 milyar liraydı, 2011 'de de 47 milyar lira. Reel olarak ise büyük bir düşüş söz konusu.
Faizden elde edilen tasarruf ölçüsünde de faiz dışı harcamalar arttı. 2000 yılına göre faiz dışı harcamalar yüzde 757 artarken faiz ödemeleri sadece yüzde 1 32 büyüdü. Asıl gösterge ise faiz ödemelerinin faiz dışı giderlere oranı. Bu iki oran 2001 yılında neredeyse birbirine eşitti ve yüzde 90'ına ulaşmıştı. Yani sağlık, eğitim, savunma, bayındırlık ve bütün kamu maaşlarına eşdeğer düzeyde faiz ödüyorduk.

GSYH'NİN 10'DA BİRİ: Ancak krizde yürürlüğe konulan program, sonrasında oluşan küresel koşullar ve hükümetin performansıyla bu tablo değişti. Türkiye'de enflasyonun gerilemesi ve risk priminin azalması da buna eklendi. Sonuçta yüzde 20-30'lar düzeyine çıkan reel faizler yukarıda görüldüğü gibi, sıfıra kadar indi. Bütçedeki faiz ödemeleri de, faiz dışı harcamaların yüzde 18'ine geriledi. Yüzde 90'dan yüzde 18'e gerilemenin milli gelir karşılığı da yüzde 14.4'den yüzde 3.9'a gerileme. Reel anlamda faiz ödemeleri dörtte bir oranına indi. Milli gelirin yüzde 10.5'i kadar tasarruf elde edildi. Bu da 1 trilyon 215 milyar liralık bu yılki GSYH'ye göre 127.5 milyar liralık tasarruf demek. Eğer bütçede 2000 yılındaki gibi bir faiz yükü olsaydı, 2011'de 47.5 yerine 175 milyar lira faiz ödemesi yapılacaktı.

SIFIR FAİZ HEDEFİ: Herhalde faizden elde edilen tasarrufu ve siyasi yararı görmüş olacak ki, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan "sıfır reel faiz" gibi bir hedef koydu. Bu hedefi koruyabilirse bundan sonra yapılacak harcamalara yine faizlerden sağlanacak tasarruflar kaynaklık edecek. Faiz yükünü sıfırlamayı her iktidar ister. Bazı koşulların elvermesi ve hele hele de yan etkilerinin olmaması durumunda. Koşullar şimdilik uygun ama yan etkiler bizi bekliyor. Sıfır faizde madalyonun diğer yüzü de gelecek yazıya.

SONUÇ: "Bu filmin başarısının ardında üç sır yatar: Oyuncu seçimi, oyuncu seçimi, oyuncu seçimi." William Wyler

Yukarı