TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

YABANCI SATMIYOR, KURU ARTIRAN ŞİRKETLERİN CARİ AÇIK HAZIRLIĞI MI?

Önemli gelişmelerin yaşandığı bir haftayı geride bıraktık. Seçim sonrasının ilk siyasi ve ekonomik açılımları gelmeye başladı.
■ Bunlardan biri seçilen milletvekillerinin hapisten çıkarılmaması kararı ve BDP'nin 35 milletvekiliyle Meclis'e gitmeyeceğini açıklamasıydı. Yeni dönem gerilimli ve sorunlu başladı. Bu sorun çözülmez ve gerilim tırmanırsa piyasaları da etkileyebilir.
■ Merkez Bankası düşük politika faizi yüksek zorunlu karşılık politikasına devam ediyor. Seçim sonrası ilk faiz kararında banka duruşunu değiştirmedi. BDDK'nın kredi kullanımını kısıtlamaya yönelik aldığı önlemlerin sonuçlarını beklemeyeceğini duyurdu.
■ BloombergHT ye konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli, "Yeni dönemin sıfır reel faiz üzerine kurulacağını" belirterek şunları söyledi: "Cari açığa karşı tedbir alınacaksa bunun ilacı yüksek faiz değil, düşük faizdir. Şimdi özel sektörün dışarıdan kullanmış olduğu krediler dolayısıyla cari açık ortaya çıkıyor. Yani açık kamu borcundan kaynaklanmıyor, yatırıma ve üretime yöneliyor. Türkiye'nin büyümesi cari açığın sigortasıdır. Cari açıkta risk nerede? Özel sektörde. Kriz döneminde bile özel sektörün borçlarını çevirebilir olduğu görüldü."
■ Başbakan Recep Tayyip Erdoğan "Sıfır kilometre Anayasa yazalım" diyerek tartışmayı açtı. Bu tartışma önümüzdeki dönemin konusu olacak. TİM'in Genel Kurulu'na katılan Başbakan Erdoğan "Bazıları diyor ki, 'Son gelişmelerle ekonomik kriz olur mu? Arkadaşlar geçin bu işleri. Türkiye şu anda sağlam zeminde yürüyor" dedi.

PİYASALAR KAYNIYOR: Başbakan'ın ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli'nin sözlerine göre, ortalığın güllük gülistanlık olması lazım. Ancak elişen belli bir kabarma olduğu dikkati çekiyor.
■ Seçim sonrası borsada gerileme devam ediyor. 12 Haziran sonrasının ilk haftasında yabancılar bu piyasadan 213 milyon dolarlık net satış yaptı. Satışların geçen hafta hız kestiği söylenebilir. İMKB nin düşüşü de durdu.
■ Yine seçim sonrasında bono gösterge faizleri yükseldi ve geçen hafta yüzde 9.5'e kadar dayandı. Yaklaşık yarım puanlık bir artış söz konusu. Ancak bono piyasasında yabancılar satıcı değil. Hatta seçimden sonra geçen ilk haftada yabancıların 277 milyon dolarlık net alımları olduğu görülüyor. Bu durumda bono satışlarının yerlilerden kaynaklandığı söylenebilir.
■ Bence içten içe kaynamanın asıl barometresi döviz piyasası. Bir dolar ve bir Euro dan oluşan döviz sepeti 3.9531 e yükseldi. Seçimden bu yana yüzde 2.5 arttı. Bu artış bünyede tansiyonun yükseldiğinin net bir göstergesi.

YABANCI NE İSTİYOR: Borsada ve bonoda doğru dürüst bir yabancı satışı yokken döviz kurunun yükselmesi yerlilerin harekete geçtiğini düşündürüyor.
Faizlerin düşük kalmasından dolayı yabancıların belli bir rahatsızlığı var.
Yabancılar kendi risklerini azaltabilmek veya getirilerini garanti altına almak için, Türkiye den faiz yükseltmesini istiyorlar. Faiz yükselince asıl kur risklerini kontrol altına alacaklar. Yükselen faiz oranlarından Türkiye ye sermaye akımı artacak ve TL yeniden değer kazanmaya başlayacak. En azında değer kaybetmeyecek. Bu durumda yabancılar yükselen cari açığa rağmen Türkiye'de kalmaya devam edecekler. Faiz artırımının bunun için istiyorlar. Türkiye den çıkma kararını verebilmiş değiller. Belki de uygun ortam olmadığından ve kendi portföylerine zarar vermemek için.

***

 

Bono ve tahvil alıp, hisse senedi satıyorlar

Merkez Bankası'nın düşük politika faizi ve yüksek zorunlu karşılığa dayalı yeni para politikasını yürürlüğe koyduğu geçen yılın kasım ayından bu yana yabancılar hisse senedinde satıcı, bono ve tahvilde ise alıcı durumdalar. Merkez Bankası'nın haftalık bazda izlediği bitişikteki tablodan görülebileceği gibi, yabancılar bonoda nisan sonuna kadar net alım, mayısta net satış, haziranda yeniden net alımda bulundular.
Hisse senetlerinde ise mayısın son haftasında 224 milyon dolarlık satış,17 Haziran ile biten haftada yeniden başladı.
Kasım ayına göre yabancılar hisse senedinde net bazda 1 milyar 29 milyon dolarlık satış yaptılar. Hisse senedi stoku ise 12 Kasım'da 70.7 milyar dolardan 17 Haziran'da 54.4 milyar dolara indi. Bunun 1 milyar doları net satışlardan, diğer kısmı hisse senedi fiyatlarında meydana gelen yüzde 13.5'lik kayıplardan oluştu. Yabancıların hisse senedi satışında da, alınan önlemlerin bankacılık sektörü kârlarını düşürecek olmasının payı büyük. Yabancılar İMKB'de ağırlıklı olarak banka hisselerine yatırım yapıyordu.
Bono tarafında ise kasımdan bu yana geçen 7 aylık dönemde net bazda 10.1 milyar dolarlık alım yaptılar. Yabancıların DİBS stoku 12 Kasım'da 34.3 milyar dolardan 17 Haziran da 42.1 milyar dolara yükseldi.

***

Döviz borcu olan korktu mu?
Yabancılar satıp Türkiye'den çıkmıyorsa kurlar niye yükseliyor? Kur durup dururken yükselmez. Yabancının net bir talebi yoksa yerlilerin talebi var demektir. Yerli tarafta da bir tek nedenle döviz alınır. Döviz borcu bulunanlar eğer kur artışından korkuyorsa bu pozisyonlarını kapatmak için döviz alırlar. Bu durumda olanlar da büyük ölçekli şirketler olabilir. Yani Bülent Gedikli'nin bahsettiği özel sektör. Evet, 2008-2009 krizinde
özel sektör dış borçlarını başarıyla çevirdi. Bunu yaparak Türkiye'de krizin derinleşmemesinde ve sonrasında krizden hızla çıkmasında önemli rol oynadı. 2001 krizinden dolayı döviz açığına karşı hassas olan şirketler küresel krizin gelmekte olduğunu 2007'de gördüler ve hazırlıklarını yaptılar. Şimdi de döviz alıp açıklarını kapatıyorlarsa, bu yeni bir dalgalanmaya hazırlıktan kaynaklanabilir. Ancak bu madalyonun bir yüzüdür.
Madalyonun diğer yüzü de, bütün söylemlere karşı demek ki, özel sektör de cari açığın gidişinden tırstı ki, kur riskini azaltma yoluna gidiyor. Fiyat hareketleri ve davranışlar da, bu şirketlerin "Burada eninde sonunda bir sorun çıkabilir ama çok yakın zamanda da olmayabilir" yaklaşımında olduklarını gösteriyor.

SONUÇ: "Acele hareket yalnızca sinek avlamaya yarar." Rus atasözü

 

Yukarı