TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İthalatta yavaşlama neden güç?

Bu soru elbette ekonominin normal dönemleri için geçerli. Yoksa ekonominin çarklarını durdurursanız, ithalatı da durdurursunuz. Normal büyüme döneminde cari açığı sorun olmaktan çıkartacak ithalat düzeyine inmek artık zor. Çünkü buna uygun bir yapı oluştu. Bu aşamaya bir gün, bir ay veya bir yılda gelmedik. Yıllarca devam eden bir süreç sonunda ulaştık. En azından 14 yılı kapsayan bir süreçte Türkiye rekabet gücünü giderek kaybetti.
Yukarıda yer alan tabloyu Merkez Bankası'ndan Zafer Yükseler hazırladı. DPT kökenli olmasına rağmen uzun yıllar Merkez Bankası'nda. Araştırmaları ve tespitleriyle ekonominin yapısal sorunlarına iyi parmak basan bir ekonomist Yükseler. Daha önce yaptığı çalışmayı revize etmiş ve 2010 sonuna kadar getirmiş. Seçilen 15 ülkeye karşı 14 yılda Türkiye'nin rekabet gücü yüzde 42 azalmış.
■ En büyük rekabet kaybı Çin ve Güney Kore'ye karşı gerçekleşmiş.
■ Türkiye'nin çok az da olsa rekabet gücünü artırdığı iki ülke var. Biri İtalya, diğeri Brezilya.
■ Türkiye'nin gelişmiş 8 ülkeye karşı ortalama rekabet kaybı yüzde 29.6, gelişmekte olan 7 ülkeye karşı yüzde 85.

ÇARE NEREDE?: Bu arada 2001'de yaşanan büyük ölçekli devalüasyon ve 2006 yılındaki kur sıçramasının dış dengenin düzelmesine yardımcı olduğu, ancak sorunu çözmeye yetmediği dikkati çekiyor. Sorunu neyin çözeceğinin yanıtı biraz da Zafer Yükseler'in çalışmasının son bölümündeki şu sözlerde ve yukarıdaki tabloda yer alan verilerde yatıyor:
"1997-2010 döneminde 15 ülke ile Türkiye'nin cari işlemler dengesi karşılaştırıldığında iki konu ön plana çıkmaktadır.
■ Birincisi, Türkiye'nin tasarruf oranının düşük olması ve son yıllarda bu oranın gerilemesidir.
Özellikle 20052010 döneminde 15 ülke genelinin aksine Türkiye'de cari işlemler açığının yükselmesinin temel nedeni tasarruf oranındaki düşüştür. Finansman imkânlarındaki artış, tüketicilerin finansman kaynaklarına erişiminin kolaylaşması, tüketici kredilerini ve hane halkı borçluluğunu artırmış ve kişilerin tasarruf eğilimlerini zayıflatmıştır.
■ İkincisi, Türkiye 15 ülkeye ve özellikle yükselen piyasa ekonomilerine karşı rekabet gücünü kaybetmiştir. Bu durum, yükselen enerji ithal faturasına ek olarak, enerji dışı ithalatta da artışa yol açmış, 15 ülke piyasalarına yönelik ihracatımızı ise olumsuz etkilemiştir.
2010 yılında dış dengede gözlenen bozulma, 2011 yılı başlarında güçlenerek devam etmiştir. Mevcut iç ve dış ekonomik konjonktür ile firmaların yatırım tercihleri dikkate alındığında dış dengedeki bozulmayı tetikleyen ithalat artışının yavaşlatılması güçtür. Ekonominin rekabet gücü kaybı nedeniyle, yerli ve yabancı firmaların döviz kazandırıcı alanlara yatırım yapmaktan kaçındıkları, genelde dış ticarete konu olmayan konut, gayrimenkul, alışveriş merkezi, ofis binası, iletişim ve enerji gibi yatırım alanlarını tercih ettikleri görülmektedir.
Bu yatırım tercihleri, tüketicilerin yüksek teknolojili tüketim ürünleri satın alma eğilimleri ile birlikte dikkate alındığında, önümüzdeki dönemde dış dengedeki bozulmanın süreceği tahmin edilmektedir.
Böyle bir durumun, halen cari açık konusunda 15 ülkeden farklı bir konumda bulunan Türkiye'nin uluslararası piyasalardaki pozisyonunu zayıflatacağı ve ülke açısından risk oluşturacağı düşünülmektedir."

Yukarı