TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Başbakan'ın cari açık iddiası doğru çıkar mı?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ekonomi yönetimini değiştirmedi. Ekonomiyle ilgili 12 bakanlığa önceki dönemin bakanlar atandı. Ne de olsa geçmiş hükümet ekonomide başarılı bulundu. Ekonomide başarının ölçütü yüksek büyüme. Ödülü de seçimlerde yüzde 50 oy. Böyle olunca da Başbakan ekonomi takımını değiştirmedi. Başta takımın kaptanı Başbakan Yardımcısı Ali Babacan olmak üzere ekonomi yönetimi aynen işe devam edecek.
Geçmiş hükümetten kalan en önemli ekonomik sorun ise cari açık. Takımın değişmemesi aynı zamanda kendi dönemlerinde ortaya çıkan bir soruna yine kendilerinin çözüm bulmasını gerektirecek. Ustalıklarını cari açıkta da görme fırsatımız olacak. Başbakan dün cari açık sorununun varlığını kabullenirken, çözeceklerini de şu sözlerle belirtti: "Kaygı verici değil, hiç endişe etmeyin, rahat olun. İnşallah son çeyreğe cari açıkta da çok farklı gireceğimizi göreceksiniz. Bütün çalışmalar, tedbirler o konuda alınıyor. Başlamış çalışmalarımız var. Son çeyrekte cari açığın çok daha gerilediğini göreceğiz."

SİCİLİ İYİ: Sözler net. Bugüne kadar alınan önlemlerin yanında demek ki yeni önlemler yürürlüğe girecek. Çalışmalar yapılıyor. Cari açığın düşeceğini söyleyen, en yetkili kişi olan Başbakan Erdoğan. Üstelik geçmişten gelen pozitif bir sicili var. Daha önce de ekonomi konularında iddialı birkaç söz söyledi. Örneğin "Küresel kriz Türkiye'yi teğet geçecek" dedi. Bu, tam olmasa bile kısmen gerçekleşti. İşsizlik yüzde 14'lerdeyken "Göreceksiniz yüzde 10'a düşecek" dedi, düştü. 2006 yılında "Borsa endeksi yeniden 48 bini görecek ve inşallah geçecek" dedi ve geçti. Dolayısıyla o söylüyorsa durmak ve dikkate almak lazım.

***

Yeni önlemler geliyor mu?
Başbakan'ın cari açık konusunda söyledikleri iddialı. Çünkü mevcut koşullarda cari açık yıllık 80 milyar dolara ve milli gelirin yüzde 10'una doğru gidiyor. Şimdiye kadar alınan önlemlerin etkisi ancak marjinal olur. Tabloyu fazla değiştirmez. Ancak Başbakan da söylüyor ki, bu konuda yapılan hazırlıklar var.
Hatta dış ticaretten sorumlu bakan olan Zafer Çağlayan, kendi bakanlığının yaptığı çalışmaların bir bölümünü geçen hafta basınla paylaşmıştı.
■ İllerin rekabet üstünlüğü olan ürünleri ve sektörleri ortaya çıkarılmış, hangi ülkeye mal satabilecekleri belirlenmiş. Dolayısıyla o ildeki yatırım ihtiyacı veya atıl kalabilecek tesisler de bir yerde belirlenmiş oluyor.
■ Yapılan bu çalışmaya paralel 2012 yılında teşvik sistemi de değiştirilecek.
■ Bir de yerli üretim ve hizmeti kullanımında yüzde 15 fiyat farkı avantajı tanınacak. Kamu ihale sistemi buna uygun değiştirilecek.
■ Şimdiye kadar hep kamuda tasarruf önlemlerini gördük. Çünkü bütçemiz açık veriyordu. Ancak cari açık konusundaki yeni yaklaşımda artık ithalatta da tasarruf dönemi başlayacak.
Nereden ne tasarruf edilecek, mikro bazda çalışılmış. Mesela hurda demir çelik ithalatının tek elden yapılması halinde bir milyar dolarlık tasarruf sağlanıyor.

SEÇİMSİZ 3 YIL FIRSATI: Sonuçta önümüzdeki dönemde bir yandan ithalat gereğini azaltıcı önlemler, diğer yandan ihracatı artıracak teşvikler yürürlüğe girecek. Önümüzde de seçimsiz üç yıl var. Bu da, hükümete rahat iki yıllık bir icraat dönemi sağlar.
Hükümet bu dönemde yüksek büyümeye pek ihtiyaç duymayabilir. Bu da iç talepte frene basılarak ithalat gereğini azaltmayı beraberinde getirebilir. Büyümeden ödün verilebilirse, cari açık çözülmeyecek bir sorun değil.
Son çeyrekte Merkez Bankası da baz etkisi nedeniyle cari açıkta yavaşlama bekliyor. Ancak Başbakan yavaşlamanın ötesinde, gerilemeden söz ediyor. Ekonomide en yetkili kişi Başbakan'ın kendisi. Siyasi bir tercih yapıp, kararlılığını da bunun arkasına koyuyorsa, önümüzdeki dönemde yeni önlemlerin alınmasını beklememiz gerekiyor. Önlemler yerindeyse sonuç da pozitif olur.

SONUÇ: "Külfet olmadan nimet olmaz." Türk atasözü

Yukarı