TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Devir parayı paradan değil ürtimden kazanma devri

61. Hükümetin Programı Meclis'e sunuldu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ustalık dönemi dediği üçüncü hükümet dönemi. Kendi açıklamaları ve partisinin tüzüğü, dördüncü seçimlere girmeyeceği yönünde. Cumhurbaşkanlığı seçimi de Eylül 2014'te. Yerel seçimler Mart 2014'te. Seçimleri birleştirme çabası olacaktır. Olur olmaz, Ancak Mart 2014'teki seçimlerin hazırlığı 2013'ten başlar. Ortada en azından iki yıllık rahat bir icraat dönemi olacak. İşte cuma günü açıklanan program yeni hükümetin ekonomideki yol haritasını ve neler yapmak istediğini, seçim öncesinde verdiği sözlerin resmiyet kazanmasını sağladı.
 

PROGRAMDA NE VAR:

■ Program öncelikle büyümeye devam diyor. Sıralanan projeler, yaratılmak istenen istihdam, ulaşılmak istenen kişi başına gelir ve GSYH, Türkiye'nin yüksek büyümesini gerektiriyor. Henüz adı böyle konmasa da, programda yer alanların realize edilmeye başlanmasıyla yüksek büyümenin devamı gelecektir.
■ Bu durumda cari açık ne olur? Birinci çeyrek itibarıyla geldiği yer milli gelirin yüzde 8'i. Bu konuda somut rakamsal hedefler yok. Büyümeden ödün verilmezse cari açığın düşeceği de yok. Bu tablonun şimdilik tek olumlu yanı küresel koşulların finansmanı olanaklı kılması. Dünya ekonomisinde yavaşlama iyice belirginleşti. Enflasyon korkusu azalıyor. Bu durum küresel likiditenin ve düşük faiz oranlarının devamını sağlayabilir. Bu koşullarda da Türkiye ihtiyaç duyduğu finansmanı sağlamaya devam edebilir.
■ Programdan önümüzdeki döneme ışık tutacak bir cümle de "Tek haneli rakamlara inmiş olan enflasyon ve faiz oranlarını kalıcı hale getireceğiz" sözüydü. Demek ki, Türkiye'den kuru devalüasyon boyutunda zıplatacak bir sermaye çıkışı olmadığı müddetçe, politika faizleri tek hanelerde kalacak.

FAİZ NE ZAMAN ARTAR: Ancak kur sıçradığında faizler artırılır. Ama olan da olur. Devalüasyon şokunu yedikten sonra 3 çeyrek sonra yeniden ve güçlü bir şekilde toparlanma yoluna giriliyor. Düzeltmeyle yola devam edebiliriz. Fakat hükümet bu şoku yememek için, elinden geleni yapacak diye tahmin ederim. Çünkü bu hükümet krizle işbaşına geldi. Ekonomiyi iyileştirerek iktidarını sağlamlaştırdı.

ktidarın yolunun öncelikle ekonomiden geçtiğini çok iyi biliyor. Dolayısıyla böyle bir düzeltmeyle karşı karşıya kalmaktan sonuna kadar kaçınacaktır.  Nitekim Başbakan'ın "Cari açık konusunu dikkatle takip ediyoruz" sözü de bunu gösteriyor.

ENERJİ % 74 DIŞA BAĞLI: Cari açığı azaltmak için, enerji yatırımlarına
hız verilecek. Enerji yatırımları ekonomik kalkınmışlığı sağlamak açısından da bir
zorunluluk. Bu ifadeler arasında enerjide dışa bağımlılığın yüzde 74'e çıktığını
öğreniyoruz. Enerji yatırımlarını hızlandırmak sadece cari açık için değil, bu açıdan da çok elzem. Ancak bu yatırımların hayata geçmesi en azından birkaç yılı alır. Dolayısıyla
hemen başlansa bile, kısa vadede cari açığın ilacı değil, ancak orta ve uzun
vadede devreye girecek.

YÜKSEK BÜYÜMEYE DEVAM: İstihdam yaratma, yeni yatırımlar, büyük projeler, enerji yatırımlarının devreye girmesi hep ekonomik büyümeyi artıracak gelişmeler. Hükümet programı yüksek büyümeyi devam ettirecek bir yapı üzerine kurulu. Faizin de düşük olacağı açıklandı. Enflasyon da düşük olacağına göre, bir kere finansal piyasalarda geçmiş dönemdeki yüksek kazançlar olmayacak. Getiriler düşecek, hatta faizde olduğu gibi, belki sıfır reel getiri düzeyine bile inecek. Paradan para kazanılamayacak. Ya da çok az kazanılacak.

REELDE DAHA İYİ KÂR: Buna karşılık reel ekonomiden kazanç daha iyi olabilir. Tabloda görülebileceği gibi, geçmiş dönem finansal araçlardan sağlanan getiriler büyüme oranını bir hayli geçebiliyordu. En azından çoğu yıllar böyleydi. Bu da paradan para kazanmayı teşvik ediyordu. Sanayi şirketleri bile esas faaliyet dışından çok daha yüksek kârlar elde ediyordu.
Faizde bu kazanç kalmayınca esas faaliyet alanına dönmek isabetli olacak.
Çünkü burada en azından yüksek büyüme olacak. Tamam geçmişteki yüksek kârlar burada da olmayacak ama en azından finansal taraftan daha fazla kâr etme olanağı olabilecek.
Bu da reel sektörün finansal piyasadaki enstrümanlarını öne çıkarabilir. Hisse senedi ve özel sektör tahvili gibi. Yine her zamanki gibi, seçici olmak koşuluyla.

Yukarı