TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Çift haneli büyüme çift haneli açık

Mayıs cari açık verileri 7.8 milyar dolarla beklendiği gibi geldi. Ama bu durum gerçeği değiştirmiyor. Türkiye'nin cari açığı yükselmeye devam ediyor. Yıllık bazda cari açık 68.2 milyar dolara yükseldi. Sadece beş ay önce 47.7 milyar dolar olan açıkta 20 milyar dolarlık artış gerçekleşti.
Açığın nereden kaynaklandığını biliyoruz. Yüksek iç tüketimden ve yüksek enerji fiyatlarından.
-Enerjide dışa bağımlılığımızın biraz daha artarak yüzde 74'e çıktığını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı yeni hükümet programından öğrendik. Büyümeyle enerji ihtiyacı da artıyor, kullanılan enerjinin fiyatı da. Enerji diyoruz, çünkü işin içinde doğalgaz da var. Bunun da fiyatı petrole paralel gidiyor. Geçtiğimiz aylarda petrol fiyatları varil başına 127 dolarla tarihinin ikinci en yüksek düzeyine çıkmıştı. Yıllık bazda 50 milyar dolarlık bir enerji ithalatına doğru gidiyoruz.
-İç tüketimde kriz sonrası tam bir patlama yaşanıyor.

Hem krizde ertelenmiş talebin realize
olmasından hem de ilk kez bu krizde
hanehalkının servetlerini artırmasından dolayı. Buna bir de hükümetin seçim öncesinde ekonomiyi büyütme, tüketimi körükleme, istihdamı artırma gibi çalışmaları eklenince iç tüketim tüm zamanların en yüksek düzeyine çıktı. Bu da beraberinde yüzde 11'lik rekor büyümeyi getirdi. Buraya kadar her şey gayet iyi ama üretim ve tüketim de ithalata bağımlı. Hatta ihracat da. Bu da ithalatı körüklüyor. Son aylarda ithalatın aylık bazda 20 milyar doların üzerine çıkmasının nedeni bundan.
Rekor dış ticaret açığı beraberinde rekor cari açığı veya döviz açığını getiriyor. Artık 7-8 milyar dolarlık aylık cari açık miktarına alıştık. Bir süre daha böyle devam edecek. Yılı 80 milyar dolarlık açıkla tamamlarsak iyi. Bu da beklenen milli gelirin yüzde 10'u gibi çok yüksek bir rakama işaret ediyor. Çift haneli büyüme beraberinde cari açığın milli gelire oranını da çift haneye yükseltecek gibi.

 

Küresel konjonktürden Türkiye'ye iki altın fırsat

Cari açığın öteki yüzünde bu işin finansmanı var. Finansmanda ise zorluk yok. Bunun en tipik örneğini dün açıklanan mayıs ayı verilerinde gördük. Küresel risk alma iştahının düştüğü ve gelişmekte olan ülkelerden çıkışın yaşandığı bir aydı. Mayıs ayına gelinceye kadar cari açığın neredeyse yarısı portföy yatırımlarından karşılanıyordu. Mayısta ise tersi oldu. Hisse senetlerinden 193 milyon dolar, devlet iç borçlanma senetlerinden 589 milyon dolar olmak üzere toplam 782 milyon dolarlık çıkış gerçekleşti. Ama bu kez de yardıma net hata ve noksan kalemiyle gelen kaynağı belirsiz para yetişti. Bunun miktarı 4.5 milyar dolar. Seçim öncesi küresel etkiyle bir para çıkışı olmuş, ancak çıkışın kat be katı ekstra bir para girişi bunu karşılamış. Bir de bankalar dışarıdan borçlanmaya devam edince, finansman tarafında sorun çıkmadığı gibi, seçim öncesi piyasalarda dalgalanma bile yaşanmadı.
Küresel ekonominin yavaşlama eğilimine giriyor olması, Türkiye'nin cari açığını finanse etmeyi kolaylaştırıyor. Bu durum, cari açığın biraz daha yükselmesine olanak veriyor. Ama aynı zamanda cari açık konusunda Türkiye'ye kısa, orta ve uzun vadeli önlemleri peşi sıra almak fırsatı da veriyor. Yani dünya ekonomisindeki düzelme ivmesinin yavaşlaması, Türkiye'ye yardımcı oluyor. Küresel düşük faiz ve bol likidite ortamı milli gelirimizin yüzde 8'ine varan bir cari açığı kolayca finanse etmemize katkıda bulunuyor.
Ancak cari açık artışı da, finansmanın sağlandığı küresel koşullar da, uzun süre kalıcı olamaz. Bir gün şu veya bu şekilde değişecektir. O değişim aşamasına Türkiye ne kadar yüksek cari açıkla girerse alacağı hasar da o kadar büyük olacaktır. Ne kadar hazırlıklı ve yapıyı
sağlamlaştırarak girerse de, o kadar az hasar görecektir. Küresel konjonktür cari açık konusunda Türkiye iki altın fırsat sunmaktadır. Fırsatın birini zaten kullanıyoruz. Milli gelirin yüzde 8'ine varan bir açığı rahatlıkla finanse ediyoruz. İkinci fırsat ise önlem alacak zamanın tanınmasıdır.

SONUÇ: "Düşünmek kolaydır. Güç olan, düşünüleni yapmaktır."
Goethe

Yukarı