TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İtalya'yı ateşe atan ne?

AB'nin Yunanistan ile başlayan ülke borç sorununu iyi yönetemediği görüşü yaygın. Yönetemiyor ki, Yunanistan, kurtarılmasının bir yıl ardından yeniden zor duruma düştü. İkinci kez kurtarıldı. AB'nin her konuyu ağırdan aldığı, geniş bir koalisyon içinde zor karar verdiği bir gerçek. Ancak bu durum finansal piyasaların işleyişine pek uymuyor. Yunanistan konusunda da işin ağırdan alınması, kaybedilen zaman ve sonunda bulunan formül ne Yunanistan'a yaradı ne de AB'ye. Yunanistan krizi diğer borç krizlerini tetikledi. İrlanda ve Portekiz arkadan geldi. İspanya, Belçika ve İtalya'nın etrafında bir süre dolaşıldı. Reyting kuruluşlarının kararları, İtalya'nın büyüklük bakımından Avrupa'nın en borçlusu, dünyanın da üçüncü büyük borçlusu olması, Başbakanının yönetim tarzı ve sonunda Maliye Bakanı ile düştüğü görüş ayrılıkları aynı döneme denk geldi. Olanlar da oldu.

BORSA % 15 DÜŞTÜ: Son bir haftada İtalyan Borsası yüzde 15 değer kaybetti. 2 Mayıstan bu yana değer kaybı yüzde 23'e yükseldi. Aynı dönemde MSCI Dünya Endeksi'ndeki kayıp yüzde 3 ve yüzde 6 olarak gerçekleşti. Bir yerde dünya borsalarında meydana gelen düşüş İtalya'dan kaynaklandı. İtalya net olarak dünyadan negatif ayrıştı. Sabit getirili menkul kıymetlerde İtalyan hazine kâğıtları Alman hazine kâğıtlarının iki katı faizden işlem görüyor. İki ülke ekonomisi birbirine yakın büyüklükte. Satılan kâğıtlar Erou cinsinden. Fark ise birinin İtalyan, diğerinin Alman olmasında.

AB REÇETESİ VURDU: İtalya aşırı borçlu. Borç, milli gelirinin yüzde 119 düzeyine çıkmış. Yukarıda sıralanan nedenler var. Bunun yanında Yunanistan'ın asıl kurtuluş reçetesi hazırlanıyor. Hazırlanan reçete ve bankaların önüne konulan mönü, yüzde 30'dan başlayıp yüzde 50'ye kadar varan bir alacak kesintisine gitmek. Bu da alıcı bankaların 10 milyarlarca Euro zarar yazması anlamına geliyor. Piyasaların stresini artıran, hatta kızdıran, İtalya'ya spekülatif atağı başlatan ve sonunda İtalya'yı ateşe atan gelişmeleri tetikleyen bu. Alıcılar zamanında İtalya'ya borç verirken bir AB ülkesine borç veriyordu. Ortada iflas riski diye bir ihtimal yoktu. Ama Yunanistan olayından sonra karşılarında AB'nin garantisinin olmayacağını gördüler. Yunanistan'da uğranılan kaybın dönüp diğer ülkelerde de tekrarlanmaması için, başta bankalar olmak üzere piyasaları önlem almaya itti. Önlemin adı, borç yeniden yapılandırması ihtimali olan ülke kâğıtlarından satıp kurtulmaktı. Bu nedenle Portekiz'in, İrlanda'nın, İspanya'nın ve sonunda İtalya'nın da borç faizleri ve CDS faizleri arttı. Bizzat AB'nin Yunanistan borç sorununu çözme formülü bu ülkeleri de vurdu, İtalya'yı ateşe itti.

Batmayacak kadar büyük

Borç sorununun altından kakmak dünyanın zor işidir. Bu açıdan İtalya kolay kolay gündemden düşmeyecektir. Ancak İtalya öyle kolay yenilir, yutulur bir lokma değil. Hatta batırılamayacak kadar büyük.
Piyasada dolaşımda olan kâğıt bakımından Avrupa'nın ilk ve dünyanın üçüncü ülkesi olması, battığı zaman peşinden rahatlıkla AB'yi sürükleyeceğinin ve dünyayı da etkileyeceğinin resmidir. Üstelik İtalya'nın rekabet gücü vardır. Belki ülke bugünlerde iyi yönetilmiyor. Ama ne olursa olsun, batma sürecinde bir aşama geldiğinde ya spekülatif atağı başlatanlar yaratacakları ortamda kendilerinin de boğulup gideceklerini görecek ve bir yerde duracaklar ya da karşı tarafça durdurulacaklar. Aksi herkesin kaybedeceği bir oyun olur.

SONUÇ: "Borçlunun duacısı alacaklısıdır." Türk atasözü

Yukarı