TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İki olumsuz haber

Dün açıklanan haziran ayı Tüketici Güven Endeksi 96.42 ile kriz sonrasının en yüksek düzeyine çıktı. Mayıs ayına göre yaptığı sıçrama da 4 puanı buldu. Böyle bir sıçrama da endeks yayımlanalı beri görülmemiş. Haziranda tüketici güveninde aniden sıçramanın nedeni ne acaba?
Bunun en büyük nedeni seçimlerin geride kalması ve iktidarın aldığı yüzde 50'lik oy. Ne de olsa seçim öncesinde karar vericilerde belli bir bekleme olabiliyor. Hele seçim de geçsin denebiliyor. Yoksa küresel koşullarda pozitif bir gelişme yok.
■ Tüketici güveninin artması normalde iyi. Ancak bu dönemde iyi mi, kötü mü? Bu da madalyona nereden bakıldığıyla ilgili. Büyüme ve istihdam açısından iyi, her ikisini de artıracak. Fakat madalyonun diğer yüzü bize büyüme sorununun olmadığını, hatta aşırı büyüme olduğunu söylüyor. Cari açık bu nedenle çok yüksek ve ekonominin en önemli riski. Bu açıdan tüketimin artıyor olması iyi bir gelişme değil.
■ Dün açıklanan bir anket de, cari açığın ihracat kanalı tarafından beslenebileceğini ortaya koydu. Ekonomi Bakanlığının 500 büyük ihracatçı arasında yaptığı ve ihracatı yüzde 43 oranında temsil eden ankete göre, Avrupa borç krizinden dolayı ihracatta ivme kaybı bekleniyor. İhracat endeksi 143'ten 122.6'ya iniyor. Türkiye' nin ihracatının yüzde 46'sı bu bölgeye. Üstelik borç sorununda öne geçen İtalya, Türkiye' nin ikinci en büyük ihracat pazarı.
Büyümede ihracattan kaynaklanacak ivme kaybının yerini yurtiçi tüketim pekâlâ doldurabilir. Ancak bu durumda dış ticaret açığının ve cari açığın daha büyüyeceği kesin. Bütçe iyi, işsizlik iyi, büyüme iyi ama iş cari açıkta gelip tıkanıyor.

***

Üç olumlu gelişme
Bu tıkanıklık karşısında hiç mi iyi bir gelişme yok?
■ Bir kere dünya böyle giderse, yani ne krize girer ne de yüksek büyümeye geçemezse, artan cari açığı Türkiye finanse etmeye devam edebilir. Çünkü küresel düzeyde düşük büyüme, düşük faiz ve bol para döneminin devamı demek. Buradaki şart dünya ne iyi, ne de çok kötü olacak. Yani krize girmeyecek. Bu açıdan bakıldığında son haftalardaki gelişmeler dünyanın kötüye gitmeye daha yatkın olduğuna işaret ediyor.
■ İkinci iyi gelişme ise belirsizliğin arttığı dönemlerde altının değerinin artması. En çok altın sahipliği olan ülkelerin başında Türkiye geliyor. Sadece temmuz ayındaki artıştan dolayı Türkiye'de var olduğu tahmin edilen 5 bin ton altının değeri bu ay başında 239 milyar dolardan 258 milyar dolara yükseldi. Her gün bir milyar dolar arttı. Nereden bakılırsa bakılsın bu iyi bir gelişme.
■ Üçüncü olumlu gelişme de, dün itibarıyla döviz sepetinin 2 lirayı veya 1 dolar ile 1 Euro'nun toplamı alındığında 4 lirayı görmesi, yani kurun artması, TL'nin değer kaybetmesidir. Enflasyonu sıçratarak makro dengeleri bozmayacak kur artışları, ithalatı pahalı hale getirme ve ihracatı teşvik etme açısından olumlu. Bir de küresel kırılganlık dönemine Türkiye'nin mümkün olduğunda yüksek döviz kurlarıyla girmesi, hem yabancı çıkışlarını azaltır, hem de yabancıların kârlarını. Kurun seviyesi ne kadar yüksekse kırılganlık aşamasında kur hareketlerinin boyutu o kadar küçük kalabilir. Bu durumda küresel kırılganlıkların, ekonomiye ve piyasalara yapacağı tahribat düşük olur. Bu açıdan da kurun düzeyinin yükselmesi elzem ve ekonominin yararına.

SONUÇ: "Uçurtmalar rüzgâr gücüyle değil, o güce karşı uçtukları için yükselirler." John Neal

Yukarı