TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

FAİZİN YERİNE KUR ARTIYOR NEREDE YETER DENİLECEK

Küresel sermaye akımlarının hızlanmasının etkisiyle faiz ile kur hareketleri birbirine genellikle paralel gidiyordu. Ne zaman sermaye girişi yoğunlaşsa döviz kuru düşüyor, faizler iniyordu. Sermaye çıkışlarında da kur ve faiz birlikte yükseliyordu. Borsanın hareketi ise bu iki yatırım aracının tersine işliyor. Çünkü borsanın üçte ikisi yabancıların elinde.

KUR TARİHİ REKORUNDA: Ancak bu denge Kasım 2010'da yürürlüğe konulan yeni para politikası sonrasında bozuldu. Çünkü yeni politika, düşük politika faizine, yüksek zorunlu karşılıklara ve geniş faiz koridoruna dayanıyordu. Faiz koridorunun genişletilmesinin yarattığı belirsizlik kuru yukarı itmeye başladı. Kurun hızlanması özellikle geçen haftanın konusuydu. Önce kriz geliyor diye yapılan uyarılar kuru yukarı taşıdı. Sonra da Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın açıklamaları devreye girdi. Dünyadaki risklere dikkat çekerken dövizde açıkların kapatılması uyarısında bulunan Erdem Başçı'yı piyasalar dikkate aldı. Pozisyon kapama eğilimiyle kurlar yükseldi. Bir dolar ve bir Euro'dan oluşan döviz sepeti 4.0878'e çıktı. Bu rakam tüm zamanların en yüksek döviz kuru. 9 Mart 2009'daki tarihi 4.0791 düzeyinin yüzde 0.21 üstünde. Kurun bu düzeyi yeni para politikasının yürürlüğe konulduğu Kasım 2010'dan bu yana yüzde 21.3'lük bir artışı ifade ediyor. Döviz kurunun yılbaşından bu yana artışı yüzde 13.2'yi buluyor. Kurun bu artışı yabancı talebinden değil, daha çok yerlilerin talebinden kaynaklanıyor.

FAİZ KURLA AYRIŞIYOR: Çünkü, bono piyasası tarafında yabancılar alımda. Faiz oranları bu nedenle gevşiyor. Gösterge bononun faizi yüzde 8.53'e kadar geriledi. Zaten perşembe günü faiz kararını açıklayan Merkez Bankası da, daha çok parasal gevşemeye vurgu yaptı. Sanki faizi artırmaktan çok düşürme yanlısı bir izlenim bıraktı. Döviz yukarı gittikçe ve politika faizinin artırılmayacağı, hatta mümkünse düşürüleceği açıklandıkça, bono faizleri geriledi. Faiz geriledikçe de yol arkadaşı döviz kuruyla mesafeyi iyice açtı. Kur yukarı giderken faiz düşüşü devam ediyor. Bu durum, son yıllarda ilk kez bu kadar belirgin ve uzun süreli yaşanıyor.
Borsa da tıpkı TL gibi dünyadan ayrışıyor. Dünya borsalarının ortalamasını yansıtan MSCI Endeksi 9 Kasım'dan bu yana yüzde 5 prim yaptı. Gelişen piyasaların primi yüzde 1 dolayında. Ancak aynı vadede İMKB yüzde 5 düştü. Mayıs başından bugüne de durum aynı. Bir de piyasaların yukarıya döndüğü haziranın son haftasından beri sergilenen seyir aynı şeyi söylüyor. Dünyada gelişmiş ve gelişen borsalar yükseliyor ve toparlanıyor. İMKB ise geriliyor. Neden acaba?

BORSA DIŞARIYLA AYRIŞIYOR: İMKB'nin durumu döviz ve faizden daha farklı. Borsayı gerileten nedenlerden biri yeni para politikasıyla ilgili. Yüksek zorunlu karşılıklar bankaların büyümesini kestiği gibi, kârlılıklarını da ciddi biçimde etkiledi. Yabancılar da en çok banka hisselerindeydi. Bazıları satıp çıktı. Borsanın yaklaşık yüzde 40'ını oluşturan bankalar değer kaybedince borsa da düştü.
■ Tam bu sırada şike soruşturması üstüne geldi. Spor hisse senetlerinde dramatik kayıplar oluştu.
■ Ayrıca seçim sonrasında şu veya bu nedenle büyümenin ivme kaybetmesi bekleniyor. Böyle bir konjonktürde şirketlerin kârlılıklarını koruması zor. Borsa ise hep büyümeyi, hep daha ilerisini ister. Ama bunun koşulları da şu anda Türkiye'de yok. Bu nedenle de İMKB dünyadan ayrıştırıyor.

CARİ AÇIĞIN İLACI: Kurlar Merkez Bankası'nın izin verdiği ölçüde ve sürede artmaya devam edebilir. Yan etki olarak enflasyonu azdırması gündeme gelecektir. Ancak orada da küresel koşulların uygun olduğunu ve tek haneli rakamlarda kalınması halinde rahatsızlık yaratmayacağını söylemek mümkün. Kurlar artıkça hem ihracatı teşvik ederek hem ithalatı pahalılaştırarak dış ticaret açığının kontrol altına alınmasına katkıda bulunabilir. Bu da cari açığın düşürülmesi yönünde kullanılabilecek en önemli araçlardan biri. Tek riski cari açık ise bunun en iyi ilaçlarından biri döviz kuru. Şimdi yapılmakta olan da, o zaten.

YABANCI NE YAPAR: Peki düşen faiz oranlarından yabancılar Türkiye'ye para getirmeye, cari açığı finanse etmeye devam eder mi? Etmek durumundalar. Kendilerine başka seçenek sunulmadı. Yabancılar cari açık riski karşısında kendilerini sağlama almak için, özellikle seçim sonrasında politika faizlerinin artırılmasını istiyordu. Faizler artarsa kurlar artmayacaktı. Mevcut portföyleri de kârlılığını koruyacaktı. Seçim sonrasında faizlerin artırılmayacağını artık kabullendiler. Faiz yerine kur yükseliyor, faizin bıraktığı boşluğu döviz dolduruyor. Kur ne kadar artarsa içerideki yabancı paranın sermaye kazancını alıp götürecek. Ama
yeni gelecekleri de, aynı ölçüde teşvik edecek. Çünkü yabancının sabit getirili enstrümanlardaki kazancı, faizin yanında kurdan da geliyor. Şimdi kur ne kadar yükselirse daha sonra bunun durulması ve geri dönüşü de olacak. Yabancılar, kayıplarını o aşamada telafi edebilecekler.

OTORİTE NE DİYECEK: Merkez Bankası da diyor ki, risk iştahı zayıflarsa "faiz koridorunu daraltacağım." Yani belirginlik artacak, kur artışı duracak veya tersine dönecek, yabancı sermayenin gelişi teşvik edilecek. Bilinmeyen ise hangi aşamada ve kur düzeyinde Merkez Bankasının "bu kadar yeter" diyeceği.

SONUÇ: "Kader, dileklerimizi yerine getirir ama kendi usulünce." Coethe

 

 

 

 

Yukarı