TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Kuru oynatan cari açıkta dünya 5'incisiyiz

Türkiye'nin en önemli riski cari açıktır. Yılın ilk çeyreğinde cari açığın milli gelire oranı yüzde 8'e çıktı. Bu oranla Türkiye dünyada cari açığı en yüksek beşinci ülkedir. Türkiye'nin önünde yer alan iki Avrupa ülkesi de borç kriziyle boğuşuyor. Diğer iki ülke de Afrika ülkesidir. Bu konuda önlem alma gereği çok açıktır.
Kasım ayında para politikalarında gidilen değişikliğinde temelinde de zaten bu vardı. Değişiklik cari açığa önlem olmadı, ancak seçim öncesinde finansal piyasalara bir fren konulduğunu da kabul etmek gerekiyor. Böylece seçim öncesinde bir balon oluşumu ve dolayısıyla bu balonun patlaması engellendi. Finansal piyasalar ve ekonomi güllük gülistanlık seçim öncesi dönemi yaşadı.
Şimdi öyle anlaşılıyor ki, yeni hükümet bu sorunu ele almaya karar verdi. Daha açıkçası seçim öncesinde soruna müdahale etmekten kaçındı. Bunu seçim sonrasına bıraktı. Recep Tayyip Erdoğan'ın 61. Hükümetin Başbakanı olarak Bakanlar Kurulu'nu açıklarken cari açık konusundaki sözlerini hatırlayalım. Gayet netti, tarih veriyordu ve azalacağını söylüyordu. Şöyle demişti Başbakan: "Kaygı verici değil, hiç endişe etmeyin, rahat olun. İnşallah son çeyreğe cari açıkta da çok farklı gireceğimizi göreceksiniz. Bütün çalışmalar, tedbirler o konuda alınıyor. Son çeyrekte cari açığın çok daha gerilediğini göreceğiz."
Peki bu nasıl olacaktı? Kasım ayında alınan önlemler kredileri daraltmaya yetmemişti. Üstelik politika faizinin düşük tutulacağı açıklanmıştı. Düşük faiz ortamını da bir kuşak boyu yaşamamıştık. Tüketimin, üretimin ve yatırımların daha da artması beklenirdi. Ne olacaktı da, ekonomik büyüme ve cari açık düşürülecekti? Bunun formülü, kur artışlarıyla bulundu gibi geliyor bize. Başbakan'ın kendinden emin şekilde konuşmuş olması da, o tarih itibariyle belli bir yol haritasının üzerinde mutabık kalındığını düşündürüyor bize.

***

   
Kur artışı sorun değil, çözümün kendisi
Cari açık, dış ticaret açığının bir sonucu. İhracatımız artıyor ama ithalat artışına yetişemiyor. Sorunumuz ithalatın büyüklüğünde. Burada da ithalatın fiyatının şimdiye kadar cazip olması etkili. Son 10 yıla baktığımızda döviz kurunun enflasyonun üzerine yani yerli mal fiyatlarının üzerine çıktığı iki yıl var. Biri 2006, diğeri de 2009 yılı. Geride kalan 8 yılda TL değerlenmiş, yerli malların fiyatları ithal mal fiyatlarının üzerinde artmış. Döviz kurunun düşmesiyle ithal ürünler ucuzlamış. Hemen her şeyi ithal eder duruma gelmişiz.

■ Madalyonun ilk yüzüne bakınca kur artışının olumsuz taraflarını görüyoruz. Başta enflasyona etkisi, beklentileri bozulması, servetlerin dolar bazında azalması, bazı şirket bilançolarının bozulması gibi.

■ Ancak madalyonun ikinci yüzünden bakınca kur artışının Türkiye'nin en önemli sorunu olan cari açığı çözeceğini söyleyebiliriz. Nasıl ki cari açıkta sorunun en önemli kaynağı kurun düzeyi ise şimdi kur artışı ile sorunun en büyük kısmını çözüyoruz. Ne kadar kur artışı, o kadar cari açık sorununu çözümü demektir.
Çünkü kurun düzeyi, ithal ve ihraç mallarının fiyatıdır. Bir malın fiyatına, fiyatın düşmesine veya yükselmesine karşı kimse duyarsız kalamaz. Madalyona sadece bir yüzüyle bakarsak kur artışı ile krize doğru sürüklendiğimizi ama diğer yüzüyle bakarsak da, en önemli soruna çözüm ürettiğimizi söyleyebiliriz. Faizi artırmaktan kaçındığımıza göre, ekonomiyi başka türlü soğutmanın yolu yok. Bir sorun oluştuktan sonra da, sancısız çözümü yok. Sancı olacaksa ister faizle isterse de kurla olsun, ne fark eder ki. Sonuca bakalım. Bu açıdan kur artışı sorun değil çözüm. Ya da yaşayacağımız sorun aynı zamanda çözüm olacak.

SONUÇ: ''Kaçınamadığınız şeyleri ağırlayın." Çin atasözü

Yukarı