TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bu işin ortası neresi?

Kurun kontrollü bir şekilde yükseltildiğini dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sözleri de doğruladı. Zaten kurun hızlanmasını bizzat Merkez Bankası'nın Kasım 2010'daki yeni para politikası başlatmıştı. Seçim sonrasında ise ekonomi yönetiminin açıklamalarıyla tetiklenmişti. Sonuçta döviz sepetinin Kasım 2010'a göre artışı yüzde 24'ü buldu. Geçen hafta yapılan açıklamalarla hızlanan kur artışının ardından Başbakan'ın sözleri tabloyu iyice netleştirdi. Cari açık için düşünülen önlem kurun düzeyini yükseltmek. Belki bu konudaki önlemlere güvenerek yılın son çeyreğinde cari açıkta gerileme olacağını bizzat Başbakan duyurdu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dün şunları söyledi: "Bundan bir süre önce Türk Lirası'nın değer kazanmasından birçok çevreler rahatsız oluyordu. Şimdi değer kaybından rahatsız
oluyorlar. Merak etmeyin, biz onun ortasını bulacağız tekrar ve çok rahat bulacağız."
İşte bu sözler dün kurun gevşemesine yol açtı. Çünkü ortasını bulma sanki kurun yükselişe geçtiği dip noktadan geçtiğimiz günlerdeki ulaştığı tepe noktası arasında bir yer olarak kabul edildi.
Ancak bu ortasını bulma konusunda benim kanaatim daha farklı. Başbakan'ın sözlerini, "kur yükselecek, sonra geri gelecek, ne geçmişteki gibi aşırı değerlenmiş bir TL olacak, ne de aşırı değer kaybetmiş bir TL" olarak okuyorum. Bu biraz da dış ticaret açığının veya cari açığın seyrine bağlı olacak.

 

***

TL'de bu kadar kayıp yeterli mi?
Dış açığı kontrol altına alacak kur artışları için geçmiş iyi bir yol gösterici. Bunun için ticari ilişkilerde bulunduğumuz ülkelerin enflasyon oranlarını da dikkate alan reel efektif döviz kurudan gitmek daha iyi.
■ 2001 'de reel kur endeksi ocakta 161 değerinden ekimde 105'e düşüyor. Yani 1987'deki düzeyine çok yaklaşıyor. Aşırı değerliliği tıraşlanıyor. Reel kurda yüzde 35'lik kayıp bizi 4 yıl kadar geri götürüyor.
■ 2006'nın şubat ayında reel kur 190 ile en yüksek düzeyine çıktıktan sonra dalgalanma başlıyor ve haziranda 155'e düşüyor. Kurdaki yüzde 18'lik kayıp bizi 2 yıl geri götürüyor.
■ 2008 ocağında reel kur 212'ye çıktıktan sonra düşüşe geçiyor. Küresel krizin etkisiyle düşüş 2009 Mart ayına kadar sürüyor ve 171 ile sonlanıyor. Buradaki düşüş yüzde 19'a varıyor ve 2 yıl daha bizi idare ediyor.
■ Kasım 2010'da para politikası değiştirildiğinde reel kur endeksi 213 ile tarihi en yüksek noktasındaydı. Haziran sonunda 184'e indi. Buradaki kayıp yüzde 13.5'i buldu. Buna temmuzdaki kayıp dahil değil. Enflasyon açıklandığında o da eklendiğinde kayıp yüzde 20'ye yaklaşacak.
TL'nin bu orandaki reel değer kaybı belki 2 yıl bile götürmeyebilir. Çünkü, ithalata bağımlılık daha yüksek. Yaklaşık 4 yıl götürecek kayıp için de, bir bu kadar daha değer yitirmenin göze alınması gerekiyor. Bu işin sürdürülebilir olması için, daha yol var. Ancak karar da hükümetin.

SONUÇ: "Ya başlamamalı, ya da bitirmeli." Ovidius

Yukarı