TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Türkiye ekonomisi duraklayacak mı?

ABD'de ekonominin hızla yavaşlaması yanında Avrupa'nın borç sorunlarının tırmanması ikinci dip ihtimalini yeniden gündeme getirdi. Zaten mayıs başından itibaren böyle bir süreci de yaşıyoruz. Önce Yunanistan, sonra İtalya ve İspanya ile Avrupa ayağı ilerliyor. Amerika'da ise önce borçlanma sınırı krizi vardı, sonra ortaya durgunluk yaşandığı çıktı. Avrupa'da krizin seyri konusunda tahmin yürütmek zor. Görüş beyan eden kuruluş da yok. Amerika'da ise FED ekonomideki yavaşlamayı geçici görüyor ve yılın ikinci yarısında toparlanma umuyor. Merkez bankaları bir yerde ekonominin yol göstericileri ama bazen onlar da yanılabiliyor. Örneğin Avrupa Merkez Bankası'nın faiz artırmasında olduğu gibi. Avrupa'da enflasyon hız kesti, tabii bu faiz artışlarından dolayı değil, çünkü henüz ekonomiye etki etmemiş olsa gerek. Üstelik dün ECB Başkanı Trichet de belirtti ki "ekonomide aşağı yönlü riskler daha belirgin", yani durgunluk kapıda.

İKİNCİ DİP GELİR Mİ: Dün de Türkiye'de toplantı sırası Merkez Bankası'ndaydı. Olağanüstü Para Politikası Kurulundan önemli bir tespit geldi ve bu tespite yönelik önemli adımlar atıldı.
■ Açıklamada "Küresel ekonomiye dair giderek artan sorunların yurtiçi ikdisadi faaliyet üzerinde durgunluğa yol açma riskini azaltmak" tan söz ediliyor. Böyle bir risk var ki, bunu azaltmak için, politika faizleri yarım puan indirildi. Yani parasal gevşetmeye gidildi.
■ Yine küresel ekonominin yaşayacağı ikinci dipten korunmak için, faiz koridoru daraltıldı. Yüzde 1.5 olan gecelik borç alma faizi yüzde 5'e yükseltildi.

SICAK PARA DAVETİ: Bu artırımla Türkiye'ye gelen veya gelecek olan likiditeye daha yüksek faizin garantisi verildi. Bir yerde sıcak paranın gelişi teşvik edilerek kurların oynaklığı azaltılmak isteniyor. Düzenli ihalelerle döviz satışına da başlanacak olması, aynı amaca hizmet edecek.
Merkez Bankası tespitine uygun önlemleri almış oldu. Bu tespitin sadece Banka'ya ait olduğunu da düşünmüyorum. Çünkü bir gün önce Finansal İstikrar Komitesi toplandı. Ekonomi yönetimi de, demek aynı görüşte.
Eğer bu tespit doğru çıkarsa dünya ekonomisini kötü günler bekliyor. Yapılan da Başbakan'ın deyimi ile bu krizin Türkiye'yi "teğet geçmesi"ne çalışmak.

***

Bakılan yer aynı görülen riskler farklı
Merkez Bankası'nın dünkü parasal gevşeme kararları piyasa dostu önlemlerdi. Bono faizlerinde küçük oranlı düşüşlere yol açtı. Ancak döviz kurunu düşürmedi, aksine artırdı. Borsa da geriledi. En azından alınan önlemler istenilen sonucu şimdilik doğurmuş değil. Piyasa dostu önlemleri piyasa neden sevmedi? Herhalde piyasa tarafı, ekonomi yönetiminin gördüğü riskleri görmüyor. İki tarafın risk algılaması farklı.
■ Ekonomiyi yönetenler, dünyada ikinci dip ve dışarıdan esecek rüzgârla ekonomide durgunluk riski görüyor ve buna önlem alıyor.
■ IMF ve uluslararası kuruluşlar, reyting kuruluşları, dış dünya da dahil olmak üzere piyasa tarafı ise aynı riskleri görmüyor. Dünya ekonomisinde ikinci dip ihtimaline o kadar prim vermiyor. Dolayısıyla Türkiye'de bir ekonomik durgunluk yaşanacağı senaryosunu inandırıcı
bulmuyor. Bura karşılık piyasa, ekonomide ısınma ve cari açık kaynaklı bir riskin varlığını kabullenmeye daha yatkın. IMF ve uluslararası kuruluşlar, reyting kuruluşları, dış dünya da bu görüşe yakın.
Ekonomi yönetiminin tahmininin doğru çıkması aldığı önlemleri isabetli kılacak. Ekonomi dışarıdan esecek rüzgâra karşı korunmuş olacak.
Piyasa ve yurtdışı kuruluşların tahminleri doğru çıkarsa, bu kez tersi gelişmeler söz konusu olacak. Alınan önlemlerle ekonomi daha ısınmış, cari açık riski daha büyümüş olacak. Gerçekleşmesi de öne çekilmiş olacak.
İki taraf aynı şeye bakmasına karşılık farklı riskler görüyor. Bir taraf madalyonun bir yüzünü, diğer taraf diğer yüzünü görüyor gibi. Bu görüş ayrılığında acaba kim haklı çıkacak?

SONUÇ: "Bazen kaybetmek en iyi kazançtır." İngiliz atasözü

Yukarı