TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Ne kadar not düşüşü o kadar faiz inişi

Dünyanın en büyük ekonomisinin notu tarihte ilk defa düşürüldü. Geçen haftaki fiyatlamalar içinde de ABD'nin notunun kırılacağı haberi en önemli rolü oynadı.
100 yılda bir gelen bu not kırılması tarihi bir olay. Devamı gelirse orta ve uzun vadede belli kırılmalara yol açabilir. Kısa vadede ise birkaç nedenden dolayı bu not düşüşünün etkisinin sınırlı kalması beklenebilir.
 

ŞOK ETKİSİ YARATMAZ: Bunlardan ilki, zaten bu olasılığın belli ölçüde fiyatlanmış olması geliyor. Fiyatlama tamamsa sorun yok, gerçekleşmenin ardından piyasalar normal seyrine döner. Ancak bu fiyatlamanın ne ölçüde yapıldığını belirleyen bir ölçüm aleti de yok. Sadece temmuz ortasından itibaren iyice gündeme girdiğini, geçen hafta bayağı fiyatlandığını, son gün ise bu fiyatlamanın tavan yaptığını belirtelim. Dolayısıyla not düşüşü bir şok etkisi yaratmayacak. Beklenen bir karardı. Ama kısa vadede bazı etkileri olabilir. Özellikle az değer kaybeden piyasaların etkilenmesi olabilir.
 

DOLAR DÜŞMEYEBİLİR: Normalde notu düşürülen ülkenin para birimi değer kaybeder. Ancak bu kez dünya parası söz konusu. Carry trade işlemleri de yaygın. Dolar cinsinden yüklü finansal varlık bulunduran ülkelerin hareketleri de belirleyici. Bu ülkelerden bazıları her ne olursa olsun ABD kâğıtlarını almaya devam edeceklerini açıkladılar. Zaten hızlı sayılacak bir pozisyon değişikliğinde en büyük kaybı kendileri göreceğinden, yüklü ABD varlığı taşıyanlar aynı zamanda doların en büyük destekçisi durumuna gelebilir. Not düşüşü ile dolar değer kaybetmeyebilir veya bu etki sınırlı kalabilir.

MERKEZ ÜLKE AVANTAJI: ABD parası, ekonomisi, siyasi ve askeri gücü ile dünyanın en büyüğü. Merkez bir ülke. Bu durum ABD'yi kriz zamanlarında, krize kendisi yol açmış olsa bile, sığınılan ülke haline getiriyor. Para, finansal servetler, reel yatırımlar zor zamanlarda güçlü ülkeye yöneliyor. Dolayısıyla dünyada belli bir kötüleşme olacaksa merkez ülke olmasından dolayı sığınma eğilimi artacak, bu da ABD'de hem para biriminin değer kaybını sınırlayabilir hem de faizlerinin artmasını önleyebilir.
 

FAİZİ DÜŞÜRÜR: Not kırılmasının ABD'ye etkisini sınırlayacak başka bir gelişme de, son küresel krize karşı alınan önlemlerde yatıyor. Likiditeyi bollaştırma ve faiz düşüşü işe yaradı. ABD'yi ve dünyayı 1929 benzeri büyük buhrandan kurtardı. Yeniden kötüleşmeye karşı ABD'nin vereceği tepki yine parasallaşma olacak. Bu durum faizin düşük kalmasında başlı başına bir etken. Kaldı ki, bu ekonomide durgunluğun artması uzun vadeli faiz oranlarını da aşağı çekiyor. Yani not düşüşünün ABD'de faiz artışına yol açması mümkün değil. Olsa olsa faiz düşüşüne yol açacak.
Neyin notu kırılmıştı? ABD'nin uzun vadeli borçlanmasının, yani kâğıtlarının. Faizi artırmadıktan sonra o not kırılmasının bir anlamı var mı? Not kırılması olsa olsa dünyada daha uzun süreyle faizlerin düşük düzeylerde tutulmasına, belki de daha da düşürülmesine ve likiditenin daha genişletilmesine yol açacak. Ekonomide durgunluk ihtimalinin güçlendiği bir dönemde büyük ihtimalle not düşüşleri dünyada faizleri de düşürecek.

 

Düşük faiz ve yüksek kura küresel destekle devam
Türkiye'de Kasım 2010'da yürürlüge konulan yeni para politikası ile kurlar yükseltildi, faizler düşürüldü. Döviz kurunun sepet bazındaki artışı yüzde 25'i buldu. Faizler de son haftalarda belli bir gevşeme eğilimine girdi. Çünkü dünyada büyüme beklentileri düşüyor. Durgunluğa hatta bazı bölgelerde resesyona doğru gidiş söz konusu. Belki de Avrupa'daki borç krizinin tırmanması ile faiz düşüşü yeniden gündeme gelecek. Zaten Avrupa Merkez Bankası yeniden tahvil alımlarına başladı. Amerika'da da faiz oranlarının düşüş marjı pek kalmış değil ama şartların zorlaması ile üçüncü bir parasal genişleme gündeme gelebilir. Bu hafta yapılacak FED'in faiz kararı toplantısında hemen bu kararın çıkması erken olur. Ancak FED'in söyleminin parasal genişleme yönüne doğru kayması beklenebilir. Bunun etkilerini piyasalarda görebiliriz. Her iki kıtadaki gelişmeler daha düşük faizlerin ve daha bol likiditenin yolunu açtı gibi.
■ Bu da Türkiye'yi benzer yönde adımlar atmaya doğru itiyor. Zaten TCMB de geçen hafta elini çabuk tuttu, faizleri indirdi, likidite genişlemesine doğru adımlar attı. Kura yönelik müdahale mekanizmalarını açıkladı. Siyasi otoritenin faiz konusundaki tutumu "Ne kadar düşürülürse o kadar iyi" şeklinde. Reel faizin sıfır olması amaçlanıyor. Dünyadaki gelişmeler de bu yönde.
■ Gevşek para politikası ve düşük faiz iyi de, Türkiye'nin iç talebi yüksek ve cari açığı ciddi bir sorun. Bunun ilacı ise yüksek kur. Bu nedenle de TL en çok değer kaybeden para birimleri arasında yer alıyor. Faiz düşük kalacaksa artık kur daha yüksek düzeylerde denge bulacak.
■ İster cari açığa karşı bir önlem olsun isterse de küresel bozulmanın etkisi ile olsun, büyüme hızının düşecek olması borsaya da yansıyor. İMKB Endeksi cuma günü seans içinde 3.20 sente kadar geriledi. Bu düzey, Kasım 2010'a göre dolar bazında yüzde 37, seçim öncesi en yüksek seviye olan 4 Mayıs'a göre yüzde 30 değer kaybı anlamına geliyor. Sanki İMKB birçok şeyi fiyatlamış gibi.

SONUÇ: "Şiddetli fırtına uzun sürmez." Latin atasözü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
08 Ağustos 2011 Pazartesi, 13:00 Misafir hep oyle diyorsunuz ama sok etkisi yaratiyor .ınsan dogası boyle .suru psıkolojısı hareket eder bızım gıbı ulkeler .bakalım borsa 2 senede kendıne gelırmı artık
Yukarı