TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Artık düşük faiz yüksek kur dönemi

Türkiye Kasım 2010'dan beri bu politikayı uyguluyor. Parasal sıkılaştırmaya gidilmesi de, parasal gevşemeye dönülmesi de, bu durumu değiştirmedi. Her koşulda politika faizleri indirildi. Dünkü küresel piyasa gelişmeleri ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı'nın BloombergHT ve CNBC-e'ye yaptığı açıklamalar düşük faizin ve yüksek kurun devamına işaret ediyor. Nitekim gösterge faizi dünya piyasalarının karışmasına ve bizim borsamızın yüzde 7'lere varan kayıplar yaşamasına rağmen yüzde 8.62'den 8.31'e kadar indi. Oranlar biraz daha gerileyebilir. Bunun birkaç nedeni var.
■ ABD ve Avrupa'daki gelişmeler küresel bazda faiz düşüşlerinin yolunu açıyor. Krizin ilacı olarak merkez bankaları yeniden parasal genişlemeye ve faizleri gevşetmeye gidebilir.
■ Dünyada durgunlukla birlikte enerji ve emtia fiyatları geriliyor. Bir yandan durgunluk bir yandan da emtia fiyat gerilemesi enflasyon riskini azaltıyor. Riskin azalması faizlerde yeni düşüşü olanaklı kılıyor. Enflasyon yaratmadıktan sonra faiz indirimlerinin kısa vadede bir sakıncası yok.
■ Dışarıdaki bu eğilimler, Türkiye'nin "sıfır reel faiz" politikası ile de uyumlu. Nitekim Merkez Bankası da, küresel bozulmaya karşı para politikasını gevşeteceğini ve faizleri düşüreceğini açıkladı. Sorunlar hemen çözülmeyecek, politikalar da uygulanmaya devam edilecek.
■ Türkiye' nin en önemli sorunu cari açık. Bu cari açığa en etkili önlem ise kurun yükseltilmesi. Zaten faiz silahı kullanılmadığından ve küresel konjonktüre de pek uymadığından, onun yerine kur yükseliyor. Kasım 2010'a göre artış yüzde 25'i buldu. Kur artık yeni ve daha yüksek bir platoda dalgalanacak. Ekonomik aktivite hız kesse bile, cari açık aynı hızda gerilemeyebilir. Bu da, önümüzdeki dönemde kurların düzeyini yüksek kalmaya zorluyor. Bu nedenlerden dolayı düşük faiz, yüksek kur konjonktürünün devamının gelmesi daha yüksek bir ihtimal.

***

Büyüme yoksa borsa da yoktur
Faizin düşürülmesine rağmen ekonomik aktivitenin düşmeye başladığını dün açıklanan sanayi üretim verisi de ortaya koydu. Merkez Bankası ekonominin yavaşladığını, buna bağlı olarak cari açığın yılın son çeyreğinde gerilemeye başlayacağını ifade ediyordu. Bu görüşünde haklı çıkacağını ilk kez dün haziran ayı sanayi üretiminin beklentilerin altında kalması gösterdi. Yüzde 6.7 kriz sonrasının en düşük sanayi üretim artışı. Tam da seçimin yapıldığı aya denk gelmesi bundan sonra da üretimin ivme kaybedeceğinin net işareti. Çünkü, seçim öncesinde hem fiyatlar en düşük noktasındaydı hem de kredi faizleri. Seçim sonrasında faizlerin daha da artacağı ve mal fiyatlarının yükseleceği beklentisi de buna eklenerek tüketimi öne çekti. Normalde hiçbir şey olmasa bile, üretim ve büyüme bu nedenle hız kesecekti. Nitekim bu gerçeğin dünkü veriler ve açıklamalarla ilk kez bu netlikle anlaşılması, borsada da sert satışlara yol açtı. Çünkü büyümenin olmadığı yerde, borsa da yoktur.
Kaldı ki, bu duruma Avrupa'nın borç sorunu, ABD'nin borçlanma limiti ve kredi notunun ilk kez düşürülmesi eklendi. Beklentiler değişmeye başladı. Avrupa'ya ihracat yavaşlayacak. Bu çerçevede üretim, tüketim ve büyümede ivme kaybı daha hızlanabilir. 2009'un son çeyreğinde başlayan yüksek pozitif büyüme dönemi de sona erebilir. Hemen negatif büyümeye geçilmeyebilir ama yüksek büyüme döneminin son bulduğu ve yerini daha düşük büyümenin alacağı kesin. Bu nedenle 7 çeyrek süren yüksek büyümeyi bir kaç çeyrek düşük büyüme dönemi izleyebilir.

SONUÇ: "Hayatı yaşamanın iki yolu var: Hiçbir şeyin mucize olmadığını düşünmek ya da her şeyin bir mucize olduğunu..." Albert Einstein

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
10 Ağustos 2011 Çarşamba, 00:30 Misafir bazı çıkar odaklarının, siyasi odakların ve mason localarının etkisinde olan yazarların aksine türkiye ortalama 7 civarı büyüme trendine devam edecek. 2012-12014 döneminde ihracatın ihhalatı karşılama oranı yüzde 70-80 bandına ulaşacak. cari açık turizm ve diğer gelirlerle yok olma düzeyine inecek.
Yukarı