TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Balonu patlatan 4 neden

2001 krizinin Anayasa kitapçığının fırlatılmasından çıktığı bilinir. Şeklen öyle veya tetikleyen o. Ancak işin arka planında kamu borcu ve bankacılık sorunu, ülkeyi yönetenlere duyulan güvensizlik vardı. Yani iç içe geçmiş sorunlar yumağı bizi krize yuvarladı.
Son küresel depreme yol açan gelişmeyi de, herhalde ABD'nin reytinginin düşmesi olarak hatırlayacağız. Henüz adına kriz denilecek süre ve boyutta olmasa da, hareketin memontumuna ve nedenlerine bakınca, muhtemelen bu dalgalanma sürecek denilebilir ve krizin ikinci ayağı olarak algılanacak.
■ Şüphesiz bu harekette ABD'nin kredi notunun tarihte kez düşürülmesinin rolü var. Dünyanın en büyük ekonomisi, dünya parasına sahip ülke. Baz alınan bir ekonomi. Onun notu kırılıyorsa varın geride kalan ekonomilerin durumunu siz düşünün.
■ Ancak bu not düşürülmesi bardağı taşıran son damlaydı. Ondan hemen önce ABD ekonomisinin durgunluğa girdiğine yönelik güçlü veriler açıklandı. En önce yılın ikinci çeyreğine ait büyüme verisi yüzde 1.3 ile beklentilerin altında kaldı. Bu veri açıklanırken de yılın ilk çeyrek büyümesi yüzde 1.9'dan yüzde 0.4'e revize edildi. Bu açıklamalar en büyük ekonominin küresel kriz sonrasında yakaladığı canlılığı kaybettiğini tescilledi. Konut sektörü ve istihdam verilerinde de canlanma yönünde bir işaret yoktu. Ekonominin canlanmadan durgunluğa doğru gitmesi bardağın dolmasına en çok etkiyi yaptı.
■ Amerika nın bir başka sorunu da artık yönetim etkinliğini yitirmesi. Nitekim reyting düşüşünde en önemli rolü de bu oynamış. Muhalefetin iktidarı kilitlemesi ve en temel konularda bile, Türkiye'de geçmiş siyasi kavgaları andıran görüntülerin ortaya çıkması, piyasaların ve ekonomilerin hükümetlere güvenini yetirmelerine yol açtı.
■ Avrupa nın borç sorununun tırmanması da, işin üzerine tuz biber ekti.
Bu dört etki, iki yıldan beri şişmekte olan balonu patlattı.

 

Bir dönemin sonu yeni bir dönemin başlangıcı
Balon en çok şiştiği ve büyümeye en duyarlı taraftan patladı. En büyük kayıplar hisse senedi borsalarında yaşandı.
■ Gelişmiş borsaların ortalamasını yansıtan MSCI Dünya Endeksi yüzde 19 değer yitirdi. Bu kayıp küresel krizdeki kaybın üçte biri boyutunda. Yani hatırı sayılır bir düşüş yaşanmış. Küresel krizde bu endeks yüzde 60 değer yitirmiş, 3 Mart 2009'da başlayan toparlanma 2 Mayıs 2011 'e kadar sürdü. 26 ayda gelişmiş borsaların primi yüzde 109'a vardı. Bu toparlanmada hükümetlerin verdiği ucuz ve bol likidite, vergisel teşvikler, düşük faiz oranları ana sürükleyiciydi. Hormonlu diye tanımlanacak böyle bir dönemin ardından mayıstan beri yaşanan eğilimler ise düzeltme trendi niteliğinde
■ Türkiye'nin de aralarında yer aldığı gelişmekte olan piyasaları yansıtan MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi de benzer eğilim gösteriyor. Endeks küresel krizde yüzde 66 değer yitirdi. 3 Mart 2009 da başlayan yükseliş eğilimi 27 Nisan 2011 'de tepe noktası yaptı. 26 ayı bulan dönemdeki ortalama prim yüzde 157'ye ulaşarak gelişmiş piyasaları 50 puan geçti.
■ İstanbul Borsası da krizde yüzde 64 değer yitirdi. Toparlanma döneminde yüzde 216 prim yaptı. 10 Kasım 2010 dan 4 Mayıs 2011 e kadar olan dönemi ara bir süreç diye kabul etmek gerekir. Para politikasındaki değişiklik banka kârlarını düşürdü, o da borsayı düşürdü. 4 Mayıs tan sonra başlayan yumuşak iniş ve izleyen sert düşüşle İMKB'nin kaybı yüzde 29.6'ya vardı. Dolar bazındaki kaybı da yüzde 46'yı buldu.

AYRIŞMANIN NEDENİ: Bizim piyasanın negatif yönde daha kuvvetli ayrışmasına da iki neden gösterilebilir.
■ Biri cari açığı en yüksek ülkeler arasında yer alması ve böyle çalkantılı dönemlerde cari açığı olan ülkelerin hedef haline gelmesi.
■ İkincisi de, yüksek büyüme döneminin sonuna gelmiş olmamız. Son sanayi üretim verisi de yavaşlamayı resmileştirdi. Merkez Bankası'nın açıklamaları ve kur artışları yurtiçi talebi durdurucu etkiye sahip. Dün de belirttiğimiz gibi, büyüme yoksa borsada prim de yok. Hele ki büyümede kayıplar yaşanacaksa bunun önceden borsa kaybı şeklinde kendini göstermesi gayet doğaldır.
Ekonomideki durgunluğun boyutu netleşirse fiyatlarda belli bir durulma ve istikrar kazanma olabilir. Ancak hem dünya borsalarında hem de İMKB'de Mart 2009'da başlayan pozitif trendin Mayıs 2011 'de son bulduğu, o tarihten bu yana yeni bir düzeltme veya düşüş döneminin açıldığı artık tescillendi.

SONUÇ: "Kazmadığınız sürece dibin nerede olduğunu bilemezsiniz." Frederick Laing

 

 

 

 

 

 

Yukarı