TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Düşük ABD faizi Türkiye'ye yarar

Küresel piyasalardaki üç günlük kusursuz fırtına kısmen hız kesti. Bunda ABD Merkez Bankası FED in faiz kararı bir ölçüde etkili oldu diye düşünüyoruz. Her ne kadar piyasalar üçüncü parasal genişlemeyi beklese de, FED politika faiz oranını sıfır ile çeyrek puan arasında iki yıl süreyle tutacağını açıkladı.
ABD'deki diğer faiz oranları da bu karara paralel geriledi. Geçen hafta sonu yüzde 2.58 olan 10 yıllık hazine faizi yüzde 2.17 ile küresel krizden sonraki en düşük seviyesini gördü. Notu düşen ülkenin, notu düşürülen kâğıtların faizi de düştü. Not düşüşü ile riski artmış olmasına rağmen, bu ülkenin dünya parasını elinde bulundurması ve her fırtınada sığınılacak liman olması nedeniyle faizleri artacağına düşüyor.

YARARI NE: Şimdi Fed'in aldığı bu kararla birlikte faizler iki yıl gibi uzun sayılabilecek vadede düşük kalacak. Bu, Türkiye için iyi haber. Çünkü, Türkiye cari açık veren ve ekonomisi sermaye akışına en duyarlı ülkelerden biri. Dışarıdan gelecek sermayenin maliyeti düşük kalmaya devam edecek.
■ Düşük faiz aynı zamanda piyasadaki likiditenin geri çekilmemesi ve bol paraya devam demek. Yine bu faktör de Türkiye'nin cari açığını finanse etmesini kolaylaştırıyor. Kaldı ki, piyasalar Fed'i üçüncü parasal genişlemeye zorlayacaklardır. Jackson Holl Konferansı 26
Ağustos'ta yapılacak. Ben Bernanke geçen yıl olduğu gibi, bu yılki konuşmasında da, yeni bir parasal genişlemeye kapıları aralayabilir.
■ Kaldı ki Avrupa'da parasal genişleme oluyor zaten. Avrupa Merkez Bankası zor duruma düşen ülkelerin tahvillerini alıyor ve piyasaya euro veriyor.
■ Parasal genişleme ile birlikte altın fiyatları da yükseliyor veya yüksek düzeylerini sürdürüyor. Türkiye altın stoklayan, dünyada altın sahipliği en yüksek ülkeler arasında. Dünya likiditesinin artması ile artacak altın fiyatlarının Türkiye'de servetleri artırıcı etkisi de olabilir.
■ Yine ABD'de faizlerin iki yıllığına artmayacak olmasının, Avrupa'da belki de düşürülmesinin, Türkiye'deki bir başka etkisi de, faizleri düşürmesine veya düşük düzeylerde tutmasına katkıda bulunması olabilir. Düşük faiz aynı zamanda bütçede faiz harcamalarının düşmesi demek.
■ Düşük faizin bir başka etkisi ise ekonomik aktiviteye yapacağı pozitif katkı. Faizlerin düşük olması ve finansal yatırım araçlarında alternatiflerin kısıtlı olmasından dolayı, ekonomik aktiviteye yönelme öne çıkabilir. Para hem yatırım, hem tüketim, hem gayrimenkul gibi alanlara daha fazla gitmeye başlayabilir. Zaten gayrimenkul geleneksel bir yatırım aracımız.
Altın da öyle. Madalyonun bir yüzü bu.

***

Cari açıktan kurtulma fırsatı
Ancak madalyonun diğer yüzündeki resim değişmiş değil. Dış konjonktürün sunduğu bu avantajlara karşılık cari açığın kontrol altına alınması gereği devam ediyor. Çünkü küresel ekonomideki yavaşlama Türkiye'yi etkilese, büyüme oranını düşürse, emtia ve enerji fiyatları gerilese bile, cari açık o kadar da gerilemeyecek, açık vermeye devam edeceğiz. 2008-2009 krizinde Türkiye ekonomisi yüzde 14.7'ye varan, yıllık bazda ise yüzde 4.7'lik bir daralma yaşadı. Buna karşılık cari açığın inebildiği en düşük seviye 14 milyar dolardı. Üstelik krizin ardından geçen iki yılda cari açık 70 milyar dolara çıktı ve milli gelirin yüzde 8'ine vardı. Yani ekonomiyi küçültmek bile artık cari açık sorunu çözmüyor. Bu açıdan yapısal çözümlere gitmek dışında bir seçeneğimiz yok. Önceki gün Başbakan'ın başkanlığında toplanan ekonomi yönetiminin üzerinde durduğu 9 konunun yarısı cari açıkla ilgiliydi. İz üstündeyiz. Ama artık sonuç da almalıyız.
Bütçemiz sağlam, borcumuz düşük diye başımız dik yürüyoruz. Böyle de olmalı. Fakat yüksek cari açıktan dolayı dış gelişmelere ve dış finansmana bağımlılığımız giderek artıyor. Nasıl ki enflasyonu düşürerek ve bütçe açıklarını azaltarak kamu borç sorunundan, yüksek faizlerden kurtulduk, şimdi de cari açık sorunundan kalıcı olarak kurtulma fırsatı var. Hem küresel kriz hem de hükümetin önünde yeterince zaman bulunması bu konuda yapısal önlemleri yürürlüğe koyma olanağı veriyor.

SONUÇ: "Korku ve hastalık olmasa, başardıklarımı asla başaramazdım." Edvard Munch

Yukarı