TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Dünyada mekân ahirette iman

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan vatandaşlara tavsiyede bulunurken "Size harcamayın demiyorum. Harcayın ama israf etmeyin. Eğer eviniz yoksa otomobil alacağınıza ev alın. Bu da, lüks konut olmasın" dedi. Bu sözler, son dönemde harcayın veya harcamayın şeklinde Ankara'dan yapılan tavsiyelere son noktayı koyan içerikte ve ideal çizgide.
■ Çünkü, bir tarafta büyüme hızının düşürülmesi gerekiyor. Cari açığı kontrol altına almak için, bu gerekli. Zaten biz bunu kontrollü bir şekilde yapmazsak piyasalar kontrolsüz biçimde yapıyor.
■ Diğer tarafta cari açığa en çok katkıda bulunanların başında otomobil ithalatı geliyor. Satılan her üç otomobilin ikisi ithal, yerlinin içinde de ithal parça var. İthal araçlar daha pahalı ve tutar olarak ciddi bir kalem oluşturuyor. Halbuki, lükse kaçmayan konutlarda hemen hemen ithal girdi yok. Tümü yerli olabilir. Bu büyük ölçüde de böyle.
■ Üstelik konutlar inşa edilmiş. Yani paralar toprağa gömülmüş. Alıcı bekliyor. Müteahhitler bu konutları satarsa çarklar dönecek. Ödemelerini yapabilecekler ve küresel kriz ortamında batmayacaklar. Otomobiller ise satıldıkça üretiliyor. Hatta yıl ortasına kadar sıra beklenen modeller vardı. Bu sektörde stok az, batma riski de.
■ Dolayısıyla ithal otomobillerin yerine yerli konutların satılması cari açığı daraltır. Bu nedenle Başbakan'ın tavsiyesi makro ekonomik istikrara önemli katkı yapacak nitelikte.

VATANDAŞA YARARI NE?: Peki bu önerinin vatandaşa yararı ne?
Yararı şu: Otomobili satın aldığınız anda ikinci ele düşüyor. Belli bir değer yitiriyor. Alırken de yüklü bir vergisi var. Kullanırken de ciddi bir masrafı söz konusu. Zaman geçtikçe hem masrafı artıyor hem değerinden kaybediyor. 10 yılda, bilemediniz 15 yılda ekonomik ömrünü tamamlıyor.
Konutlar öylemi. 18 yılda kendini amorti ediyor. Yani ödenen parayı kira yoluyla geri veriyor size. Bina yine sizin. Arsası sizin. Üstelik arsa değeri de kendi değeri de daha artmış olabiliyor. Daha ne olsun. Bu da bir Türkiye gerçeği.

***

Dünyanın sorunu Türkiye'nin çözümü
Küresel dalgalanma öncesinde cari açık tahminimiz 80 milyar dolardı. Şimdi bu dalgalanmanın etkisiyle büyümenin düşmesinden ve kur artışının ithalata yapacağı frenden dolayı 5-6 milyar dolar daha az açık bekliyoruz. Yılı 74-75 milyar dolarla kapatabiliriz. yılın ilk yarısında aylık 7.5 milyar dolarlık cari açık rakamı yılın ikinci yarısında 4.5-5 milyar dolara düşmeye aday. Zaten bunun temmuz ayından itibaren başlayacağını yani aylık 5 milyar dolar açığa düşeceğini Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı dün açıkladı.

ARTIK EN ÖNEMLİ SORUN DEĞİL: Yılın ikinci yarısında meydana gelebilecek bu gerileme cari açığı en önemli sorun olmaktan çıkarıyor. 25-27 milyar dolarlık ikinci yarı cari açığı, gelecek yılki cari açığı 50 milyar dolar civarına indirebilir. 70 milyar dolardan 50 milyar dolara doğru bir gerileme, cari açık sorunu büyütmez küçültür. Bunun da teyidini ekim başı gibi açıklanacak 2012 makro büyüklüklerinden öğreneceğiz. Zaten dünya büyümesi düşecek. Yüzde 4 yerine belki yüzde 2 büyüyecek. Üstelik ihracat pazarımız Avrupa, dünyanın en sorunlu bölgesi. İhracatımız mecburen yavaşlayacak. İhracatın yavaşlaması karşısında
Türkiye'nin yüksek büyümesini sürdürmesi için tek yol kalıyor geriye, iç tüketimi daha da azdırmak. Ancak bunun koşulları ortada yok. Hatta tam tersi koşullar söz konusu. Üstelik seçim öncesinde değiliz. İster istemez bizim de büyüme oranımız düşecek. Böylece cari açık konusunda kısa vadede alınabilecek önlemler yürürlüğe girmiş oldu.
■ Bunun ilk adımı kurun seviyesini yükseltmekti. Dün dolar kuru 1.80'i bile gördü. Belki istemediğimiz kadarda yükseldi.
■ Cari açığı kısa vadede alınabilecek ikinci önlem, ekonominin yavaşlatılmasıydı. Bunu da küresel kriz yapıyor zaten.
■ ABD'nin 2013 yılı ortasına kadar faizleri artırmayacağının garantisini vermesi de, cari açık yüksek olsa bile, finanse edilebilmesini kolaylaştırıyor ve dolayısıyla bu dış faktör de, cari açığı gündem dışına itiyor.
Dünyadaki gelişmelerden etkileneceğimiz kesin. Ama şu pozitif gelişmeyi de teslim etmek gerek: Dünyanın sorunu bizim çözümümüz oluyor. Kısa vadede alınabilecek önlemleri aldık, geriye uzun vadeli ve yapısal önlemler kaldı.

SONUÇ: "İnen yükselir, yükselen iner; parlayan söner ve yükselen durur." Kutadgu Bilig

Yukarı