TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

KRİZİN İKİNCİ AYAĞINDA EN ŞİDDETLİ AŞAMA GEÇİLDİ

Ağustos ayının geride bırakılan iki haftası küresel piyasalar açısından baş döndürücü bir hızla ve oynaklıkla geçti. Küresel piyasalar için olduğu kadar küresel ekonomi için de yeni bir trendin başlangıcını oluşturacak güçte gelişmeler yaşandı.
YENİ TREND: Küresel piyasalarda 9 Mart 2009'da dipten dönüş 2 Mayıs 2011 'de son buldu. İki yılı aşkın bu dönemde gelişmiş dünya piyasaları MSCI endeksine göre yüzde 109 değerlendi. 24 ülkenin yer aldığı gelişen piyasalar da yüzde 157 arttı. Türkiye borsasının değer artışı ise yüzde 216'yı buldu.
Türkiye piyasası ekonomi yönetiminin yeni para politikasını yürürlüğe koymasıyla daha erken 9 Kasım 2010'da son bulmuştu.
■ Belli bir ara dönem yaşandı. Gelişmiş piyasalarda 29 Temmuz, gelişen piyasalarda ve Türkiye'de 1 Ağustos milat gibi oldu. Sert bir düzeltme yaşanmaya başladı. İki hafta geride bırakıldı. Gelişmiş piyasalardaki düşüş yüzde 17'yi buldu. Gelişen piyasalar yüzde 18 değer yitirdi. Türkiye borsası da 23 düştü. Birbirine çok yakın oranlar. Yükselirken en çok prim yapanlar düşüşte öne geçiyor.
■ Dünya borsalarında yaklaşık beşte birlik erime ciddi bir gerileme. Son iki haftalık eğilim, Mart 2009'da başlayan yükseliş trendinin de mayıs başında sonlandığını tescilledi. Uzun vadeli düşüş döneminin de ilk aşamasını yaşadık.

KRİZİN ARTÇISI: Dünyada resesyonlar borsalarda ortalama yüzde 40 dolayında
kayıplara yol açıyor. Son küresel kriz bu kayıp oranını yüzde 60'a kadar vardırdı. Ancak istisnai bir kriz olduğunu da belirtmek gerek. 1929 Büyük Buhran sonrası yaşanan en sert ve bütün küreyi kapsayan bir krizdi.
Şimdi yaşananlar ise işte bu son küresel krizin artçısı niteliğinde. Krizde çözülen sorunların birikintisi veya çözülemeyen sorunların yol açtığı yıkım. Verilen bol likidite ve düşük faizler tüketimi canlandırmaya yetmedi. Likidite tüketiciye ulaşmadı ve tüketimi artıramadı. Amerika dan başlayarak büyümenin ivme kaybetmesi, hatta durgunluğa, belki de resesyona yani gerilemeye girilmesi beklentisi hâkim oldu.

KAMU BORÇ SORUNU: Bunun yanında kamu borç sorunları da düzeltme hareketinin temel nedeni. Zaten iki sorun birbirini besliyor. Kamu borçlarının yüksekliği ve bütçe açıkları büyümeyi baltalıyor. Kamu borçları ise küresel krizdeki kurtarmaların ve ekonomileri canlandırma paketlerinin sonucunda arttı. Dolayısıyla 2008-2009 krizinin ardından iki yıl geçmesine, dünya ekonomisi resesyondan ve durgunluktan kurtulmuş olmasına rağmen, bu kriz onun devamı ve yavrusu niteliğinde. Eğer yaşadıklarımızın devamı gelecekse bunun adı kriz olacak ve bunu da 2008-2009 krizi doğurmuş olacak. Geçen küresel krizde piyasalara sürülen bol likidite tüketiciye ulaşmadığı, ekonomileri canlandırmaya yetmediği için, bugün sert bir düzeltme hareketini yaşıyoruz.

 

 

 

İkinci dip birincisi kadar derin olmayabilir
Düzeltmenin en şiddetli aşamasını geride bıraktık. Muhtemelen yolu yarılamış olabiliriz. Hem yarın Sarkozy ile Merkel'in görüşecek olmasının hem de bir sonraki hafta Bernanke'nin Jackson Hall'de vereceği mesaja piyasalar tutunmak isteyebilir. Kaldı ki, önümüzdeki iki haftada dünya büyümesine yönelik bazı veriler açıklanacak, bunlar da etkili olabilir. Bu sırada piyasalar aşağı yönlü sert düzeltmeye yukarı yönlü yumuşak bir tepki verebilir. Düşüş soluklanabilir. Sonrasında ise hareket varacağı yere kadar gidebilir.
Avrupa hem borç krizi içinde, hem bankacılık sistemi sorunlu. Küresel bazda parasal genişleme de zincirin son halkasına kadar ulaşamadı. Tüketicinin kredi kullanımını ve tüketimini artıramadı. Üzerine bu piyasa hareketi geldiğinden, önümüzdeki dönem tüketim daha gerileyebilir. Dolayısıyla küresel büyüme oranının daha da düşmesi, gelişmiş ülkelerin durgunluğa hatta resesyona girmesi beklenebilir.
Küresel ekonomide yaşanabilecek bu ikinci dip, birincisi kadar büyük olmayabilir. Çünkü biriken sorunlar ve bunun yol açtığı sonuçlar, birinci ayakta büyük ölçüde ortaya çıktı. Asıl patlama ilkinde yaşandı. İkincisine fazla bir şey kalmadı.

MÜDAHALE ARAÇLARI AZ: Ancak soruna karşı alınabilecek önlemler de sınırlı. Artık dünya likiditesini daha çoğaltmanın bir faydası yok. Faizlerde Avrupa dışında alınabilecek fazla bir mesafe yok. Çözüm galiba zamanla gelecek. Belli bir gerçekleşmeler yanında siyasetçiler tüketicileri tüketim yapmaya ikna etmenin yollarını bulacaklar.
İkinci ayağın birincisinden daha büyük olmasına yol açacak tek gelişme ise ciddi bir savaş çıkması olabilir. Özellikle de petrol bölgelerinde. Bu durumda ikinci dip birincisi kadar ve belki de ondan daha derin olabilir. Aksi takdirde piyasaların kendi kendilerini dahi yok edecek hareketler içine girmesi beklenemez.
 

SONUÇ: "Yaşamın içerisindeki en önemli şey yaşamdır, yaşamın getirdikleri değil." Goethe

Yukarı