TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Resesyon fiyatlaması

Amerika'dan sonra Avrupa ekonomisinin de yavaşladığına dair büyüme verileri açıklandı. Ekonomiler yavaşlamasına yavaşlıyor ama ülke yöneticilerinden ve uluslararası kuruluşlardan pek ses yok. Krize karşı kurtarma silahı pek kullanılmıyor.
Çünkü 2008-2009'da kamu, batan banka ve şirketleri kurtara kurtara kendisi de batma aşamasına geldi. Özel sektörün borçları devlet borcu haline geldi. Gelişmiş ülkelerde kamu borcunun milli gelirin yüzde 80'inin üzerine çıkması ve bazı ülkelerin spekülatif atak yemesi bundan.
Bir yerde de zaten krize karşı etkili olabilecek araçlar kullanıldı. Belki Avrupa küçük bir faiz indirimi yapabilecek. O kadar. Likidite istenilmeyen kadar verilmiş. Ama ekonominin çarkları yeniden döndürülememiş. Faizler tarihsel olarak en düşük düzeylerinde. Bu üstelik belli bir eşgüdüm içinde yapıldı. İhtiyaç duyulan likidite verildi, para muslukları ardına kadar açıldı. Elde edilen sonuç elbette var. Ama aradan 2.5 yıl geçtikten sonra yeni bir fırtınanın başlamasını önleyemedi.
Bu nedenlerle yakın zamanda kullanılan araçlar hemen sahaya sürülemiyor. Hem kullanılmış ve sonuna gelinmiş hem de iyi sonuç alınamıyor.
Buna rağmen ABD Merkez Bankası Bankası Fed, faizleri iki yıl süreyle artırmayacağını açıkladı. Bunun piyasalar üzerinde belirli bir etkisi oldu. Merkel ile Sarkozy görüşmesinden ise somut bir şey çıkmadı. İki taraf da piyasaların kendilerinden asıl beklediği şeyi vermekten imtina etti ve Avrupa bonosu çıkarmama konusunda anlaştı.
Borsalar ve buna bağlı emtia fiyatları geriliyor. Çünkü dünya ekonomisi yavaşlıyor.
ABD'de, Almanya'da, hatta Türkiye'de faiz oranları geriliyor. Hazine tahvillerinin faizi türbülans başlayalı beri kayda değer biçimde geriledi. Bunun da ana nedeni resesyonun fiyatlanması. Durgunluk olacak, faizler daha düşecek, düştüğü düzeyde daha uzun süreyle kalacak beklentisi hazine kağıtlarına alım getiriyor.

***

Faizi indirecek negatif senaryo yürürlükte
Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacanın dünkü sözleri de küresel ekonominin daha çok negatif senaryo kulvarında ilerlendiğini, dolayısıyla Türkiye'de faiz indiriminin gündeme gelebileceğini düşündürdü bize. Ali Babacan TV 24'ün sorularını yanıtlarken şunları söyledi:
''-Dünya ekonomisi üç şeritli otobandan tek şeritli ve sıkıntılı bir yola gitti. İster istemez yavaşlamak zorundayız, zaten trafik yavaşlayacak. Bütün arabalar yavaşlayacak, biz de yavaşlayacağız.
-2011 yılında 2010 yılı kadar yüksek bir büyüme hızı görülmeyecek. Türk ekonomisinde büyüme muhtemelen yüzde 5'in altında olacak. Burada önemli olan şu: uyguladığımız politikalar Türkiye'yi bambaşka sıkıntılarla karşı karşıya bırakacak politikalar değil. Tam tersine ihtiyatlı, tedbirli, risk almayan politikalar.
-Tabii ki ekonomik daralmayı arzu etmeyiz. Frene fazla basıp, vitesi çok küçültüp, arabayı durma noktasına, hatta yokuş aşağıya kayma noktasına getirmememiz ve makul hızımızı korumamız lazım. Çok çok dikkat edilmesi ve bütün kurumların teyakkuzda olması gereken bir dönemdeyiz.
-İkinci dip olacak mı olmayacak mı konusu iki yıldır konuşuluyor. Kimi diyor ki, ikinci dip artık olmaz, ikinci dibe benzer bir tablo var. Bunun derinliği birinci kadar olur mu, olmaz mı, 2008 yılında yaşadığımız kadar mı olur? Bu konuda bir şey söylemek için erken. Hem Amerikan yönetimi ve kongresi gerekli adımları atacak mı, hem de Avrupalı liderler, başbakanlar,
cumhurbaşkanları, meclisleri doğruları yapacak mı yapamayacak mı, bilmiyoruz. Doğruları yapmazlarsa göz göre göre böyle bir sıkıntılı döneme girilir.''
Türkiye özelinde gelecek hafta Merkez Bankası'nın Para Politikası Kurulu var. Merkez Bankası küresel gelişmelerin beklenenden pozitif veya negatif olması durumunda politika faizlerinin düşürülebileceğini duyurmuştu. Küresel gelişmeler faiz indirimi için ortaya konulan senaryo çerçevesinde gerçekleşiyor. Buna karşılık önlemler ortada yok ve alınacağına dair bir işaret de yok.

SONUÇ: "Ağaç eğildiği tarafa devrilir." Türk atasözü

Yukarı