TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Ekonomi sağlam borsa mı sakat

Küresel piyasalar dünden itibaren yeniden pozitif bir eğilim içine girdiler. Bunda ABD Başkanı Obama'nın yapacağı konuşmanın payı büyük. Konuşmadan beklediklerini alırlarsa iyimserlik eğilimi, kötü çıkacak yeni ekonomik verilere kadar devam edebilir. Kısa vadeli eğilimde piyasaların dediği olur. Ancak daha uzun vadede reel ekonomilerin sözü geçer.
■ Reel ekonomik duruma baktığımızda Avrupa'nın borç sorunu yerinde duruyor.
■ Borç sorununa bağlı biçimde artan bankacılık sorunu ile karşı karşıyayız.
■ Bu iki gelişmeye bağlı olarak Avrupa'nın büyüyememe sorunu da aynen devam ediyor.
Avrupa iç içe geçmiş böyle üçlü bir sorunu yaşıyor. Bu sorunlar piyasaları etkiledi ve etkilemeye devam edecek.

DÜŞÜŞTE ÖNCÜ: Avrupa hisse senetleri küresel piyasalarda düşüşün öncüsü ve en çok değer kaybedenleri olmuş.
■ Avrupa hisse senedi değerlerini en geniş biçimde yansıtan Stoxx 600 Endeksi 18 Şubat 2011'de 292 değerindeydi. 6 Eylül itibarıyla 220 puana inilmiş ve yüzde 25 değer kaybetmiş.
■ Eurofirst 300 Endeksi, 18 Şubat ta 1.192'den 6 Eylül de 894'e gerilemiş ve yüzde 25 düşmüş.
■ Euro Stoxx Banka Endeksi ise 17 Şubat 2011 de 198 değerinden 6 Eylül'de 98'e inmiş ve yüzde 51 değer kaybetmiş.
■ Bu kayıpları temmuz sonundaki düşüşten beri aldığımızda benzer bir durumla karşılaşıyoruz. Eurofirst ve Stoxx 600 Endeksi yüzde 18 düşerken Avrupa banka endeksi yüzde 34 ile iki katı düşüş yaşamış.
■ Hem MSCI Dünya Endeksi hem de Gelişen Piyasalar Endeksinin 2 Mayıs'tan beri kaybı ise yüzde 18 düzeyinde.
Düşüş Avrupa da yaklaşık 2.5 ay önce başlamış. Bunun öncüsü de bankalar olmuş.
Son günlerde dünyanın en güçlü ekonomilerinden Almanya nın borsasının neden böylesine hızlı değer kaybettiğini düşünürken başka neden bulamadım. Olsa olsa bizim de bilmediğimiz bir banka sorunu yaşanıyor diye düşündüm. Endeksler bu kuşkuyu doğrular nitelikte çıktı.

SONUÇ: "Gerçek, acı verecekse beyaz yalanlar söyle." İngiliz atasözü

***

Altın ve dövizde kâr gerisinde hep zarar

Başlık özellikle ağustos ayı için geçerli. Çünkü, geçen ay döviz yüzde 5'e yakın, altın da yüzde 16 reel bir getiri sağlarken diğer yatırım araçları kaybettirdi. Özellikle hisse senetlerindeki kayıplar yüzde 10-16 arasında gerçekleşti.
8 aylık dönemde durum farklı değil. Kazananlar tarafında altın yüzde 42 ile başta gidiyor. Bu getiri aynı zamanda altının en yüksek yıllık getirisi olacak. Çünkü hem altının dünyada değerlenmesi hem de Türkiye'de döviz kurundaki artıştan dolayı altın çiftte değerlenmeyle karşı karşıya. Bu anlamda nadir yıllardan birini yaşıyoruz. Nitekim enflasyondan arındırılmış dolar kurunun getirisi yüzde 9.4 olurken Euro'nun yüzde 18 düzeyinde gerçekleşti. Döviz sepeti ise yüzde 14'lük reel bir kazancı yakaladı. Yatırım fonları da bu yıl yüksek sayılabilecek reel kayıplar yaşıyor.
Hükümetin ve Merkez Bankası'nın faiz politikası faizli enstrümanların getirilerini sıfırlarken dövizin getirisini artırdı. Hisse senetleri de hem dünyadaki gelişmelerden etkilendi, hem de hükümetin ve Merkez Bankası'nın para politikalarından.

Yukarı