TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Temel sorun artık büyüme mi?

Son birkaç ay içerisinde küresel ekonomide ve piyasalarda önemli gelişmeler yaşandı. Türkiye ekonomisi de hem bundan etkilendi hem de kendine özgü gelişmelerin etkisinde kaldı.
■ Yunanistan, İrlanda, Portekiz, İtalya ve İspanya dahil Avrupa borç krizi giderek tırmandı. Bu aynı zamanda Avrupa'yı banka krizi korkusu sardı.
■ ABD ve Avrupa ekonomilerinde canlanma durdu, yerini yavaşlamaya ve durgunluğa bıraktı. Hatta resesyon ihtimalinin gündeme gelmesinden korkuluyor. Dünya ortalama büyüme oranında kayda değer azalma bekleniyor. Küresel krizde ikinci dip veya yeni bir kriz beklentisi de güçlendi.
■ Avrupa kendi sorunlarına çözüm üretemiyor, siyasi karar mekanizması karar alamıyor. Amerika'nın da borçlanma limitini artırmada benzer bir duruma doğru sürüklendiği gözlendi. Bu önemli bir güven kaybı yarattı. Aynı zamanda tarihinde ilk kez ABD'nin kredi notu kırıldı.
■ Küresel piyasalarda 2009 yılındaki dip seviyeden sonra başlayan pozitif trend ilk kez bu kadar negatife döndü. Borsalar ve emtia fiyatları geriledi. Finansal piyasalardaki bu sarsıntı geleceğe yönelik beklentileri negatife çevirdi.
■ Türkiye'de ekonomi yönetimi sık sık ve vurgulu biçimde küresel risk uyarısı yaptı. Cari açığa bir çözüm olması amacıyla Merkez Bankası döviz kurunu yükseltti. Aşırı iyimser beklentileri bu uyarılar da törpüledi.
■ Arap Baharı ihracat ve müteahhitlik hizmetlerini etkiledi. Suriye'nin gündeme gelmesi ve ardından İsrail ile yaşanan gerginlikler de buna eklendi.

TÜRKİYE'YE ETKİSİ: Bütün bu gelişmeler Türkiye piyasalarını ve reel ekonomisini elbette etkiledi.
Reel kesimin yani sanayinin beklentilerini ölçen Reel Kesim Güven Endeksi bunun iyi bir yansıtıcısı. Bu endeksin alt bileşenlerinden olan Genel Gidişat Endeksi tam da bu durumu yansıtmak için dizayn edilmiş. Merkez Bankası'nın hazırladığı bu endekse yukarıda yer verdik.
İçinde yaşamakta olduğumuz yeni dalganın Türkiye için başlangıç tarihi Kasım 2010. O tarihte Reel Kesim Güven Endeksi de, Genel Gidişat Endeksi de tavan yaptıktan sonra kırılmaya başlamış. Bazı 100 kabul edilen, bunun üzeri pozitif altı negatif sayılan endeks Kasım 2010'da 128 ile tepe noktasına çıkmış. Hatta küresel kriz öncesi düzeyini bile  geçmiş. Bu endeks Ağustos 2011 'de ise 91 değerine inmiş.
Yani iş dünyasındaki veya reel kesimdeki aşırı güven yerini güvensizliğe doğru bırakmış. Durum çok kötü değil, ama iyi de değil. Küresel krizde derin bir sarkmanın yanında ikinci ayak bayağı kısa kalmış. Halen küresel krizdeki güvenin iki katı düzeyinde bir seyir söz konusu. Endeks Kasım 2008'de 40.6 düzeyine kadar gerilemişti. Türkiye Borsası da en düşük düzeyini 20 Kasım 2008'de 20.912 puanla görmüştü.

ASIL SORUN BÜYÜME: Reel kesimin Genel Gidişat hakkındaki bu görüşü Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Bloomberg HT'ye yaptığı "Enflasyon risk yok, asıl risk durgunlukta" sözlerini de doğrular nitelikte. Dünyada durgunluk olacaksa Türkiye'nin kurtarılmış ada gibi hareket edip canlı bir ekonomiyi yakalaması da mümkün olamaz. Ekonomide belli bir yavaşlama, hatta durgunluk olacaksa enflasyon da zor artar. Babacan'ın cari açık konusundaki açıklamalarına da bakınca önümüzdeki dönemde ekonomi yönetiminin asıl büyümeyi hedefleyeceği anlaşılıyor. Ne kadar başarılı olacağı ise küresel krizin ikinci ayağından Türkiye'nin ne ölçüde etkileneceğini belirleyecek.

SONUÇ: "Kaptanın ustalığı deniz durgunken anlaşır mı?" İngiliz atasözü  

Yukarı