TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Para varsa Türkiye büyür

Türkiye'nin ilk yarıdaki büyümesi yüzde 10.2 ile çift haneli oldu. Yılın ikinci yarısında kimse bu yüksek büyümenin sürmesini beklemiyor. Düşmesine düşecek de, ne kadar?
Birde 2012 yılında büyüme hızı Başbakan Yardımcısı Ali Babacan'ın söylediği gibi, yüzde 5'in altına iner mi? Ya da IMF'nin tahmin ettiği gibi, yüzde 2.5 düzeyine düşer mi?
Düşmez kalkmaz bir Allah derler. Elbette düşebilir. Ancak ben pek sanmıyorum. Bu düşüşün olabilmesi için, küresel krizin ikinci ayağının yaşanması, Türkiye'nin de kendi coğrafyasında sıcak bir çatışma içine girmesi gerekir. Yoksa ekonominin birden çift haneli büyümeden yüzde 5'in altına inmesi zor. Ancak hükümet veya ekonomi yönetimi büyük hatalar yapıp, ülkenin önünü tıkarsa, yurtiçi yerleşiklerin beklentilerini kötüleştirirse olabilir ki, bu da ihtimal dahilinde değil.

İNİŞİN NEDENLERİ: Peki yüksek büyümeden neden düşük büyümeye inilecek?
■ Bunun ana nedeni küresel ekonomide büyüme oranının düşecek olmasıdır. Buna ülke olarak etkimiz olamaz.
■ İkinci faktör olarak cari açığın çok yükselmesi öne çıkıyor. Ancak bu konuda önlem alma inisiyatifimiz var. Bunun yanında dünya konjonktürü de, bu açıkların finansmanını olanaklı kılıyor. Çünkü büyüme sorunu yaşayan dünya, faizleri yeniden gevşetiyor, bol likiditeyi devam ettiriyor. ABD Merkez Bankası 2013 ortasına kadar bunun sözünü verdi. Dünyanın elinde para, Türkiye'nin de paraya ihtiyacı var. Üstelik Türkiye'nin riskleri düşük. Kamu borcu düşük. Finansal sistemi sağlam. Makro dengeleri iyi. Elindeki parayı değerlendirmeye çalışanlar için, Türkiye iyi müşteri. Böyle bir ortam yüksek cari açığını finanse edilmesini pekala olanaklı kılabilir.

***

Büyümenin garantisi güçlü iç pazardan gelir

Peki diyelim ki finansmanı sağlandı, kim tüketecek ki, üretilsin, yatırım yapılsın ve büyüme olsun. Tam bu sırada ihracattaki artış dünyadaki gelişmelerden dolayı sınırlanacak. Bu durumda büyümeyi sürüklemek yerli tüketime kalacak. Tıpkı geçtiğimiz çeyreklerde olduğu gibi, yurtiçi talep artışıyla büyümeye devam edebiliriz. Zaten böyle bir gelişme yüksek cari açığı devam ettirir. Bizim de tahminimiz ekonomi yönetiminin biraz büyümeden ödün vererek biraz da cari açığı aşağı çekerek yola devam etmek isteyeceğidir. Çünkü ortam buna uygundur veya bunu gerektirmektedir. Dün Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ın "Bizim için önümüzdeki dönem asıl risk enflasyon değil, büyümedir" demesi dikkat çekicidir. Yüzde 8.8 ile dünyada ikinci en yüksek büyümeyi sağlamış ülkenin ekonomisinden sorumlu olarak Babacan'ın bu tutumu, özellikle ağustos ayında küresel ekonomide meydana gelen kırılmanın ardından oluştu.

İÇ TÜKETİMİN GÜCÜ: Finansmanı bulunursa, yurtiçi beklentiler gereksiz yere bozulmazsa, Türkiye bir savaşa ve belaya bulaştırılmazsa, iç tüketim hız keserek de olsa sürer. Çünkü hanehalkının hem serveti ve geliri darbe yememiş, beklentileri iyi; hem de beyaz eşya, otomobil, konut almaya, gayrimenkul edinmeye aç ve muhtaç. Göç hızlı, doğurganlığı yüksek. Faizler ve enflasyon tek haneli rakamlarda. Bütün bunları birleştirdiğimizde geleceğe yönelik beklentiler iyi yönetilirse, hem gelirini hem servetini hem de borçlanma kanallarını kullanarak Türk insanı tüketmeyi ve yatırım yapmayı sürdürebilir.

BEKLENTİ YÖNETİMİ: 2008'in ikinci yarısı ve 2009'un ilk yarısında meydana gelen derin daralmada ise seçim öncesine denk gelmesinden dolayı hükümetin adım atmadığını, ne yapacağının bilinmediğini, bununla belirsizliği artırdığını, hanehalkına ve özel sektöre yol gösterememesinin etkili olduğunu ekleyelim. Bugünkü inisiyatifi o zaman takınmış olsaydı, belki de krizi yüzde 4.8'le değil onun yarısı kadar bir daralmayla atlatabilirdik. Ekonomi yönetiminin 2008 ve 2009'dan kazanılan tecrübeyle yeni bir küresel çalkantıya çok daha hazır olduğuna, proaktif davranabileceğine ben de inanıyorum.

POZİTİF AYRIŞMA: Ayrıca Türkiye küresel krizdeki dayanıklılığı ile kendini ispatladı. Hem de yanında IMF olmadan. Böyle bir koruyucumuz da var artık yanımızda. Bu nedenlerle 2011 'i yüzde 7.5-8 büyümeyle tamamlayabiliriz. Gelecek yılda da büyüme yüzde 5'in üzerinde kalır diye tahmin ediyorum. Durum böyle gerçekleşirse Türkiye pozitif ayrışabilir. Yeter ki ufkumuzu sınırlamayalım.

SONUÇ: "Yapabilirler, çünkü yapabileceklerini düşünüyorlar." Virgilius

Yukarı