TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Durum 2008'den daha mı kötü?

Son küresel krizde en çok konuşanlardan ve etkili olanlardan biri ünlü spekülatör George Soros'du. Hafta sonu yapılan IMF-Dünya Bankası toplantıları sırasında son durumu değerlendirirken şöyle dedi: "Avrupa krizi, 2008'deki krizden çok daha ciddi. 2008 yılında devreye giren otoritenin, Avrupa'da da olması gerekir. Euro Bölgesi ülkeleri, ortak hazine kurulmasının da aralarında olduğu tedbirlerin alınması gerektiğinin farkına varmalı."
2008'in sonbaharında Lehman Brothers'ın batışıyla uluslararası fonların hesap kesim tarihlerinin çakışması sonucu küresel krizin en şiddetli aşaması yaşanmıştı. Aradan üç yıl geçtikten sonra yine yatırım fonlarının hesap kesim tarihlerine denk gelen şiddetli bir türbülans yaşıyoruz. Yine risk alma iştahı çok düşük ve para anavatanına dönüyor. Aradaki benzerliğe dün dikkat çekmiştik. Bu kez yaşanan türbülansın ana nedeni olarak Avrupa'nın kamu borç sorunu, banka sorunu ve gelişmiş ekonomilerde büyümenin durması olarak sıralayabiliriz. Türbülans başladı ve belli bir aşamaya geldi. Ama ortada henüz çözüm yok. Soros'un dediği gibi, durum 2008'den daha mı ağır veya daha mı ciddi?

TABLO AĞIR: Denilebilir ki, bugünü 2008'le kıyaslamanın ne anlamı var. O zaman dünyanın en büyük bankalarından biri battı. Şirketler batıyordu. Şimdi batan mı var?
■ Evet, Yunanistan, yani bir AB üyesi ülke fiilen batmış. İş bir türlü resmileştirilmiyor. Arkasından başka ülkelerin gelme ihtimali yüksek.
■ İşin resmiyete dökülmesi durumunda, en iyi ihtimalle borç yeniden yapılandırmasına gidilecek. Alacakların yaklaşık yarısı silinecek. Bu durumda alacaklı bazı bankaların sermayelerini batıracağı da kesin. Bu bankalar kendi haline bırakılamaz. Bırakılırsa Lehman Brothers'da olduğu gibi, daha kötüsü gündeme gelir. Sadece bir banka sorun yaşamayacak. Çok sayıda banka var. Ya kendi başlarına sermaye bulacaklar, başka bankalarla birleşecekler ya da devletleştirilecekler. Konsolide edilecekler.
■ Avrupa borç ve banka sorununu bir arada yaşarken, bu aynı zamanda bölgenin büyümesini düşürecek ve belki duraklamanın ötesine, resesyona sürükleyebilecek.
■ Avrupa bankalarının sorun yaşaması ve kamu kâğıtlarından alacaklıların zarar görmesi, dönüp Amerikan bankalarını da etkileyecek.
Madalyonun ilk yüzünde görüldüğü gibi, borç ve banka sorunu iç içe girmiş ve yeterince ağır bir tablo oluşturmuş durumda.

***

Para politikaları artık devre dışı

Bugünkü madalyonun ikinci yüzünde ise bu ağır tabloya müdahale edecek aracın artık kalmayışı bulunuyor. Merkez bankaları veya parasal otoriteler devreye giremeyecekler. Çünkü olaya müdahale edecek araçları artık yok. Atacak kurşunları bitti. Faizleri indirecek marjları pek kalmadı. Likidite de o kadar verildi ki, artık etki yapmıyor. Bu da merkez
bankalarının yapacaklarını son sınırlamış veya devreden çıkarmış durumda.
■ Parasal otoritelerin yapabileceği fazla bir şeyin kalmaması, devreye hükümetlerin girmesini gerektiriyor. Hükümetler ise merkez bankaları gibi, hızlı karar alamıyor, hızlı hareket edemiyorlar. Ellerinde para politikası gibi kolayca uygulayabilecekleri aletleri ve sihirli formülleri yok.
■ 2008'de küresel krize yeni giriyorduk. Hükümetlerin kamu borç sorunu ve yüksek bütçe
açıkları yoktu. Bu nedenle kurtarma operasyonlarını rahat yaptılar. Gevşetici maliye politikalarını devreye soktular. Ekonomileri canlandırıcı programları yürürlüğe koydular. Bugün artık sorun yaşayan ülkelerin bu olanakları yok. Hükümetler böylesi önlemleri de alamayacaklar.
■ Geriye hükümetlere zorunlu uygulanacak, sevimsiz, oy kaybettirecek bütçe ve maliye politikaları kalıyor. İşi ağırdan almalarının nedeni de bu. Bir türlü faturayı ödemeye
yanaşmıyorlar.

POZİTİF YANLAR: Bunlara karşılık 2008'in henüz yeni yaşanmasından dolayı geriye kazanılmış iyi bir tecrübe kaldı. Hem küresel bazda hem de hükümetler bazında. Tıpkı Türkiye'de olduğu gibi. Bu bir avantaj.
Başka bir avantaj da, bu kez ülkeler arasında ayrışmanın olabilecek olması. 2008'de dünya ekonomisi yüzde 0.7 daraldı. Bu kez böyle toplu daralma yerine gelişmekte olan ülkelerin büyümesini sürdürmesi, gelişmiş ülkelerin durgunluğa veya resesyona girmesi söz konusu. Kamu borç sorunu olmayan ve bankaları güçlü ülkeler büyümeye devam ederken, bu sorunları olanları zor bir dönem bekliyor.

SONUÇ: "İnen yükselir, yükselen iner, parlayan söner ve yükselen durur." Kutadgu Bilig

Yukarı