TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Döviz kurunda şimdi ne oldu?

Merkez Bankası Kasım 2010'da para politikasını değiştirdiğinden dolayı oldukça fazla eleştiri aldı. Hem içeriden hem dışarıdan. Hatta uygulamanın literatürde yeri olmadığı dahi savunuldu. Uluslararası medyada politikanın tutarlılığı ile ilgili hicivler yapıldı, karikatürler yayımlandı. Ancak bu politika değişikliği küresel piyasaların oldukça çalkantılı olduğu ve Türkiye'de genel seçimlerin yapıldığı bir dönemde ekonominin ve piyasaların köprüyü güvenli bir şekilde geçmesini sağladı. Yani amaç hasıl oldu. Para politikası değişikliğinin diğer uygulamaları bir yana, yarattığı en önemli sonuç TL'nin aşırı değerliliğini törpülemesi oldu. Bunu da tam zamanında yaptı.
■ 9 Kasım'dan bu yana dolar TL'ye karşı yüzde 32 arttı. Sepet artışı yüzde 29 olarak gerçekleşti. Kur artışı, duraklayan ihracatın ve patlayan cari açığın imdadına yetişti.
■ Yine bu kur artışı, Türkiye'de portföy yatırımı yapanları bir ölçüde kilitledi. Kârlarını düşürerek veya Türkiye'den çıkış maliyetlerini artırarak, kurdan dolayı kâr vermeyerek bu sürede dışarıya yüklü sermaye çıkışını önledi. Son bir hafta, 10 günde de Türkiye'den sınırlı bir sermaye çıkışı gerçekleştiğini tahmin ediyoruz.
■ Eğer TL'nin aşırı değerliliği törpülenmeseydi son haftalarda çok daha sert piyasa hareketleri ile karşı karşıya kalabilirdik. Hem TL'nin değer kaybında, hem TL'nin düzeyinden dolayı diğer piyasalardan daha fazla çıkışlar olabilir ve daha büyük oynaklık yaşayabilirdik. Bunun en iyi göstergesi de, diğer gelişmekte olan ülke paralarının son dönemde TL'den çok daha hızlı değer kaybetmeleri. Brezilya Reali, Çek Kronası, Macar Fronti, Endonezya Rupisi, Kore Wonu, Meksika Pezosu, Polonya Zlotisi, Güney Afrika Randı, Kolombiya Pesosu ve Şili
Pezosu'ndan oluşan 10 gelişmekte olan ülke parasından oluşan sepetin dolar karşısında son günlerde hızla değer kaybettiği görülüyor. Yukarıda yer alan grafikten de izlenebileceği gibi, mayıs başında kesişen 10 ülke parası ve TL'nin çizgisi derin bir ayrılıktan sonra son günlerde yeniden birleşti. TL istikrarlı bir şekilde yükselirken 10 gelişen ülke parasından oluşan sepet 1 Aralık'tan 1 Ağustos'a kadar olan dönemde yüzde 6.82 değer yitirdi, 1 Ağustos sonrası da yüzde 6.81 değer yetirdi. Özellikle eylülde çok daha hızla artarak TL'nin son aylardaki performansını yakaladı. O ülke paraları ve piyasaları, küresel türbülanstan daha fazla etkilendi, daha oynak hareket etti. Türkiye ise önceden hareket etmesinin avantajını yaşadı ve daha az etkilendi, daha istikrarlı bir seyir izledi.
■ Bu açıdan bakınca son günlerdeki kur artışı veya TL'nin kaybına da endişeyle bakmamak gerekiyor. Kur artışı bir yerde Türkiye'nin koruma kalkanı. Dünyadaki fırtınaya karşı verilen tepki. Benzer ülkelerin para birimleri değer yitirirken TL'nin değeri yerinde kalırsa rekabet gücünü kaybederiz. Kaldı ki, yüksek cari açık nedeniyle ithalatın cazibesinin azalması, ihracatın artması ve büyüme hızının düşmesi gerekiyor. Bunu da en iyi şekilde yapacak olan kur artışıdır.
■ Şimdiye kadar bu tür dalgalanmalara ve kur artışlarına karşı Türk insanı yeterince donanımlı ve tecrübelidir. Bankalardaki 100 milyar dolarlık döviz hesabı, dolara bağlı fiyatlanan ve toplam değeri 250 milyar doları bulan altın stoku hanehalkını kur artışlarından önemli ölçüde koruyabilir.

SONUÇ: "Hepimiz hendeğin içindeyiz ama bazılarımız yukarıya yıldızlara bakıyor." Oscar Wilde

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
28 Eylül 2011 Çarşamba, 17:01 Misafir kur artisi iyide hukumet doviz artmayacak diyerek 50 bin vatandasina dovizle kredi aldirdi .simdi onlarin sucune hukumete guvenmekmi.
Yukarı