TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Bizim için tehlike geçti mi?

Eylül ayı ağustos ayının işaret ettiği yönde gelişti. Ağustosta uç veren ekonomik gelişmeler üzerine piyasalarda sert bir satış dalgası başlamıştı. Hem bu dalgasının ilk etkilerinin hem de küresel ekonominin durgunluğa mı yoksa resesyona mı gireceğinin eylül sonu veya ekim başı gibi netleşmesini bekliyorduk.
Açıklanan veriler ve eylülde yaşanan yeni sert piyasa hareketleri, Avrupa ve Amerika'da ekonomik durgunluğa girildiğini kesinleştirdi gibi. Avrupa'da belki resesyon olabilir. Bu durum, hükümetlerin hangi kararı ne zaman alacaklarına bağlı da. Şimdilik hazırlıklar sürüyor. Somut gelişme ise 21 Temmuz'da alınan Avrupa Finansal İstikrar Fonu'nun 450 milyar Euro'ya yükseltilmesinin onaylanması süreci. AB mekanizmaları geç harekete geçiyor, güç karar alıyor. Gecikmeyle sorun da büyüyor, fatura da.

YUMUŞAK İNİŞ: Dünyada büyüme hızları Avrupa ve Amerika'nın durumuna bağlı aşağıya revize ediliyor. Avrupa'nın bankacılık ve kamu borç sorunu durgunlukla birleşerek küresel piyasalardaki atmosferi iyice kararttı. Buna paralel piyasaların türbülansları da başladı.
Türkiye'nin durumunu en iyi yansıtan değerlendirmeyi geçen hafta Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı yaptı: "Türkiye'de yumuşak iniş gerçekleşti. Uçağın tekerlekleri yere değdi ama piste hareket etmeye devam ediyor. Kemer ikaz ışıkları henüz sönmedi. Lütfen kemerlerinizi çözmeyiniz. İşin zor kısmını geçtik. Fırtına da arkadan geliyor, fotoğraf böyle."

TÜRKİYE NE YAPTI: Bu sözlerden asıl fırtınanın gelmekte olduğunu çıkartıyoruz. Biz önceden hareket etmiş, bir kazaya kalmadan piste inmişiz. Peki yumuşak iniş için ne yapıldı?
■ Birincisi ve en etkilisi, büyüme hızının düşürülmesi. Çift haneli büyümeden yüzde 5'in altına iniliyor. Üçüncü çeyrek büyümesinin yüzde 5 dolayında gerçekleşmesi bekleniyor. Son çeyrekte de bunun altına inilmesi öngörülüyor. Bunun en somut göstergesi cuma günü yayımlanan ağustos ayı dış ticaret rakamlarında ortaya çıktı. Mevsimsellikten arındırılmış veriler ithalat artışının Eylül 2008'den bu yana en düşük düzeye indiği yönünde.
■ Döviz kurunun Kasım 2010'dan bu yana Merkez Bankası'nın öncülüğünde yüzde 30 yükseltilmesi tam bu dönem için en iyi kalkan görevini yapıyor. Hem sermaye çıkışlarını sınırlıyor hem ihracatı desteklerken ithalatı caydırıyor. Ekonomi asıl kur artışı yoluyla küçülüyor. Kur artışı aynı zamanda cari açığın en etkili çözümü.
■ Kasım 2010'daki politika değişikliği ile sıcak paranın en kısa vadeli kısmının gönderilmiş olması, uçak havadayken yaşanan türbülansı azalttı.
■ Türkiye bin genel seçim geçirmesine karşılık bütçenin sağlam duruşu ve kamu borçluluğundaki düşük düzey, bu dönemde fırtınadan korunmanın en etkili yoluydu. Çünkü kriz kamu borçlarından ve banka sorunlarından çıkıyor.
Ekonominin yavaşlaması kesinse küresel türbülansın en tehlikeli dönemini geride bıraktık, denilebilir. Yere çakılma riskini atlattık.

***

Türkiye borsası pozitif ayrışıyor

Bloomberg HT gelişmekte olan piyasalara yönelik portföy yatırımlarını net ve haftalık bazda izliyor. Hisse senedi ve tahvil bazında gelişmekte olan ülkelere para girişini veya çıkışını takip ediyor. Elimde 2010 yılı başından itibaren veriler var. Tabii bu tarihten sonra genelde piyasalar pozitif yönde hareket etti. Hem tahvillere hem de borsalara para girişi gerçekleşmiş. Hisse senedi piyasasına en büyük parasal net giriş, 10 Ekim 2010 haftasında 6.1 milyar dolarla gerçekleşmiş. Bu yılın başında ve ortasında ise tersine sermaye göçü gerçekleşmiş. Genelde hisse senedine giriş ve çıkış hacimleri tahvil piyasasının iki üç katı kadar oluyor. Tahvilde çok ciddi hareketlenme ise son haftada gerçekleşmiş. O dalga da, gelip bizi vurmuş.
Hisse senedi piyasasında ise Türkiye dışarıyla bire bir paralel hareket ederken ağustos ortasından bu yana belirgin bir ayrışma söz konusu. Türkiye pozitif yönde hareket ediyor.

 

***

Notu artan tahvil niye satıldı borsada ne satın alındı?

Türkiye türbülansa not artışı ile yakalandı. S&P Türkiye'nin yerel para cinsinden notunu iki kademe artırarak yatırım yapılabilir seviyeye yükseltti. Ancak notu artırılan TL tahvillere çok sert satışlar geldi. Hazine gösterge faizi yüzde 7.74'ten 8.88'e kadar yükseldi. Yatırım yapılabilir seviyeye çıkartılan menkul kıymetlerin faizi düşmesi gerekirken arttı. Çok istisnai bir durum yaşadık.
Çünkü 21 Eylül kararında FED, 400 milyar dolarlık kısa vadeli Hazine kâğıtlarını 30 yıla kadar varan uzun vadeli tahvillerle değiştirme kararı aldı. Bunun ilk uygulaması bugün başlıyor. Ekim ayında 44 milyar dolarlık tahvil takası yapılacak. Bu yolla uzun vadeli faizlerin aşağı çekilmesi ve konut sektörünün canlandırılması hedefleniyor. Ancak bu karar açıklandığında, zaten tetikte olan uluslararası sermaye, gelişmekte olan ülkelerden çıkarak anatavanına dönmeye başladı. Bu para, FED alım yapacağı uzun vadeli tahvillere yatırım yapıp faiz düşüşünden sermaye kazancı elde etmeyi hedefliyor. Bu nedenle gelişmekte olan ülkelerdeki tahvil portföyünden kriz sonrası en yüksek sermaye çıkışı gerçekleşti. Haftalık bazda bu çıkış 28 Eylül itibarıyla 3.2 milyar doları buldu. Türkiye'den ise devlet iç borçlanma senetlerinden eylülde çıkan para 3.4 milyar doları buluyor. Yılın ilk 8 ayında gelen paranın üçte biri çıkıp gitti. Gittiği içindir ki, yatırım yapılabilir hale gelen Hazine kâğıtları satış yedi.

NOT ARTIŞI BEKLENTİSİ: Tahvillerdeki bu eğilim, küresel hisse senedi piyasasında da var. Aslında daha önceki haftalardan çıkışlar başlamış. Ancak tahvilde yüklü çıkış yaşanırken Türkiye hisse senedi piyasasına yabancı ve yerlilerden alım geldi. Alım geldi ki, temmuz sonundan 11 Ağustos'a kadar yüzde 22.6 düşen borsa daha sonra yüzde 22.8 yükseldi. Son türbülansta diğer gelişmekte olan borsalardan ayrıldı. Hem de Türkiye'de tahvil piyasasından ayrıldı. Başka bir şeyi fiyatladı. Bunun adı da not artışı beklentisi. Biri geldi, piyasa diğerini beklemeye koyuldu. Biri yalanlandı ama beklenti yine bitmedi. Çünkü not artıracakların sayısı üç. Üçüncüden şimdiye kadar ses seda çıkmadı. Eğer reyting kuruluşları notu artırmak isterlerse bunu destekleyecek gerekçelerin bulunacağı bir dönemdeyiz. Ekonomi yavaşlıyor, dış açık daralma yoluna girdi. Orta Vadeli Program'da büyüme hızı düşük tutulur ve cari açık da düşürülürse reyting şirketlerinin not artırımı için istedikleri şartlar sağlanır. Çıkar biri veya ikisi "Ben bu programı inandırıcı ve samimi buldum. Cari açığı düşürecek. Zaten ilk işaretleri gelmeye başladı" derse ve notu yatırım yapılabilir düzeye çıkarırsa kim ne diyebilir. Orta Vadeli Program ve 2012 büyüklükleri bu hafta, bilemediniz gelecek hafta açıklanacak. Bekleyip göreceğiz. Zaten Merkez Bankası Başkanı'nın yansıttığı tablo doğru çıkacaksa Türkiye'nin notu önümüzdeki dönemde de yatırım yapılabilir düzeye çıkarılır.

SONUÇ: "Kurnaz bir tavşan mağarasına üç kapı açar." Çin atasözü

 

Yukarı