TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Merkez 'elinizi yakarım' dedi

Dolar önceki gün 1.9088'e ve Euro da 2.5303'e kadar çıktı. Bu düzey 2.2195'lik bir döviz sepeti demek. Merkez Bankası'nın politika değişikliğine gittiği Kasım 2010 tarihine göre TL'de yüzde 32'lik değer kaybı anlamına geliyor. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı bir süre önce yaptığı açıklamada 1.95-2.05 arasında bir sepet kurun kendileri için uygun olduğunu belirtmişti. Geçen hafta sonu kur sepeti 2.13 düzeyine çıktı. Başçı yaptığı açıklamada "TL'de şimdiye kadar gerçekleşen değer kaybını faydalı ve yeterli görüyoruz. Bundan sonraki değer kayıplarını politika yapıcılar olarak olumlu karşılamayacağız" dedi. Sepet 2.2195'e kadar çıkınca da Merkez Bankası dün son yılların en büyük müdahalesini yaptı. Hatta bir günde 5 milyar dolarlık alım yaptığı 2006 başından bu yana en büyük müdahale denilebilir.

ÜÇ KOLDAN MÜDAHALE: Üç koldan yapılan müdahalenin ilk kolu Merkez Bankası'nın miktar olarak en büyük, 1.350 milyon dolarlık döviz satış ihalesi açmasıydı. İhaleye 1.865 milyon dolarlık teklif geldi. Ancak Merkez Bankası satışını 750 milyon dolarda kesti. 1.8630 un altına dolar satmadı. Dolar kuru da 1.8935 ten 1.8575 e kadar indi.
■ İkinci müdahale yabancı para zorunlu karşılıklarında yapılan indirimle bankalara 1.3 milyar dolarlık likidite imkânı bırakılması oldu. Doğrudan satışla da 750 milyon dolar alan bankaların bir günlük döviz likiditesi 2 milyar doları buldu. Bu da müdahalenin gücünü artırdı.
■ Müdahalenin üçüncü kolunu bankaların TL mevduat için zorunlu karşılıklarını döviz üzerinden tutma oranını 10 puan daha artırarak yüzde 20'ye çıkarmasıydı. Bu oran doldurulursa bankalar 3.6 milyar doları zorunlu karşılık olarak Merkez Bankası na yatıracak. Gerçekleştiği ölçüde Merkez Bankası sattığı dövizleri yerine koyacak, bankaları da döviz bulmaya teşvik edecek.

DALGALANMAYI AZALTMAK: Üç koldan müdahale ilk gün işe yaradı. Ancak biliyoruz ki, müdahalelerin büyük kısmı beklenen sonucu vermez. Uyuşturucu etkisi gibi, devamlı ve daha fazlasını gerektirir. Bu yola bir girildi mi geri dönüşü zor olur, Merkez Bankası rezervlerini eriterek çıkar.
O halde böyle bir müdahaleyi Merkez Bankası neden yaptı?
Bunun yanıtı TL'de daha az dalgalanma yaratmak, dalga boylarını küçültmek için olabilir. Yoksa döviz kurunun ana yönünü ve uzun vadeli düzeyini belirlemek için değil. Türkiye'nin rakibi ülkelerin parası da bu dönemde dolara karşı değer kaybediyor. Dünya kötüleştikçe gelişmekte olan ülkelerden para çıkışı sürebilir ve bu ülke paraları değer yitirmeye devam edebilir.

ORTAMI DEĞİŞTİRMEK: Ancak olayların bir de durulma ve eğilimlerin tersine dönme dönemi gelecek. Bakın geçmişte yıllarca değer kazanan TL bugün değer yitiriyor, yarın tekrar değer kazanabilir. Merkez Bankası bugünkü değer kaybını ne ölçüde azaltabilirse yarınki değer kazanımını da o ölçüde azaltabilir. Bu dönemde Merkez Bankası TL'nin değer kaybını sınırlı tutmak istiyor. Bunu yaparken de döviz rezervlerini bitirecek şekilde çok sayıda ihale açmayabilir. Merkez Bankası şaşırtıcı ve sürpriz adımlar atarak döviz kurunun belirlendiği ortamı değiştirmek ve belirsizleştirmek istiyor olabilir. Merkez Bankası dünkü müdahalesiyle "elinizi yakarım", "istediğiniz gibi at oynatamazsınız" dedi.

SONUÇ: "İşi, sonu taçlandırır." Alain

 

Yukarı