TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

İmkânsız üçlü Merkez'e karşı

Ağustos ortasına kadar Merkez Bankası kuru kontrol altında artırdı. Ne olduysa küresel dalgalanmayla ve sepet kurun 2 seviyesini bulmasıyla oldu. Merkez Bankası bu seviyede kura bir set çekmek istedi. Eylül ayındaki dalgalanma ve gelişmekte olan ülkelerden sermaye çekişi ve para birimlerinin dolar karşısında değer yitirmesi de buna eklendi. Sonuçta Merkez Bankası ihale yoluyla milyar dolarlık döviz satış ihalesi açar duruma geldi. Yetmedi en son doğrudan satış yöntemini de buna ekledi. Tam 5.5 yıl sonra böyle bir müdahale ilk kez oluyor. Düşünün küresel kriz gelmiş geçmiş, böyle bir silahı kullanmaya ihtiyaç duyulmamış. Ama şimdi hem ihale yoluyla satış yapılıyor hem aynı gün doğrudan satış yapılıyor. Bu yolla son 2.5 ayda bankanın kaybettiği rezerv miktarı 10 milyar dolara yaklaşıyor.
 

SONUÇ VAR MI: Buna karşılık elde edilen sonuç ne?
Kurun birkaç kuruş gerilemesi. Dolar 1.91 'den 1.85'lere inmiş. Ama sepet bazında seviye değişmemiş. Yani müdahaleler etkili sonuç doğurmamış.
Zaten müdahalelerden genelde elde edilen sonuç da budur.
Üstelik böyle bir sonuç, piyasanın Merkez Bankası'ndan 70 milyar liraya yakın borç aldığı ve parasal otoritenin rezerv bakımından en güçlü olduğu bir dönemde alınıyor.

ÜÇ NEDEN: Bir yerlerde bir yanlışlık olsa gerek.
■ Ben yanlışlıklardan birini, gereğinden erken ve agresif davranışta görüyorum. Buna rağmen döviz satışında cömertlik yok. Bunu da piyasa fark etti. Merkez Bankası'nın fazla rezerv kaybına tahammülü olmaması, müdahalede elini titretmesi, etkili sonuç almasını engelliyor.
■ Etkili sonuç alınamamasının bir nedeni de yerlilerin beklentilerinin veya davranışlarının değişmesi. 2004 yılından itibaren iki ay önceye kadar kur yükseldiğinde bir aşamada bireysel ve kurumsallardan oluşan yerliler döviz sattı. Kura asıl müdahaleyi onlar yaptı. Örneğin küresel kriz sırasında 25 milyar dolar sattılar. Sonra TL'nin değerlenme döneminde bu dövizlerini geri aldılar. Son 2 ayda ise yerlilerin satışları çok cılız kaldı. Toplamı 4.5 milyar dolar. Özellikle döviz borçlu reel sektör şirketlerinin talebi kuru yüksek tutuyor.
■ Belki bundan daha önemlisi Merkez Bankası'nın faiz artırmaya hiç mi hiç niyetinin olmadığına inanılması. Bu yılın üçüncü Enflasyon Raporunda Merkez Bankası'nın iyi senaryoda da, kötü senaryoda da faiz indirimine gidebileceğini açıklaması, ne olursa olsun faiz düşürülecek inancını yerleştirdi piyasaya.

İMKÂNSIZ ÜÇLÜ: Faiz düşürülecek ve düşük tutulacak. Bunu anladık.
■ Türkiye'de sermaye hareketleri de serbest.
■ Bu durumda döviz kuru kontrol edilemez. Sermaye hareketleri serbest iken hem faiz düşük tutulacak hem de kur kontrol edilecek. Buna imkânsız üçlü deniyor. Sermaye hareketleri serbest iken faiz kontrol edilmek isteniyorsa kur serbest bırakılmalı. Kur kontrol edilecekse o zaman faizin kontrolünden vazgeçilmeli. Ya da sermaye hareketlerinin kısıtlanması yoluna gidilmeli.
Rezerv kaybına orantılı etkili sonuç alınmasına en önemli engel bu. Merkez Bankası kontrol etme tercihini ya faizden ya da kurdan yana koymalı.

SONUÇ: "İki karpuz bir koltuğa sığmaz." Türk atasözü

Yukarı