TVRadyo
Abdurrahman Yıldırım
Abdurrahman Yıldırım

Önü açılan faiz kur ve enflasyona fren etkisi yapar

Dün imkânsız üçlüden bahsederek sermaye hareketleri serbest iken hem döviz kurunun hem faizin kontrol edilemeyeceğini, ikisinden birinin tercih edilmesi gerektiğini belirtmiştim. Son dönemde yüklü müdahalelere ve ciddi döviz rezervi kaybına karşılık kur seviyesinin bir türlü gerilememesi veya Merkez Bankası'nın etkili sonuç alamamasını en fazla buna bağlamıştım. Merkez Bankası geçen yılın kasım ayında yeni politika bileşimi adıyla düşük politika faizini benimsemiş ve bunun sonucunda kurlar kontrollü bir şekilde artmıştı. Ancak ağustostan bu yana artışlar Merkez Bankası'nı rahatsız etti. Belli bir seviye ortaya koydu ve kura müdahale etti.

FAİZ YARIM PUAN ARTTI: Merkez Bankası dün Para Politikası Kurulu'nda politika faizini yine artırmadı. Ama gecelik faizlerin tabanını yukarı çekerek ve bankalara verdiği likiditeyi kısarak faiz oranlarını yukarı itti. Merkez Bankası'ndan gecelik borç almanın tabanı yüzde 12'ye çıkınca bankaların kendi aralarında yaptıkları gecelik işlemlerin faizi de yüzde 8'e çıktı. Bu oran yüzde 7 civarında seyrediyordu. Bir yerde faizi yine piyasa artırmış oldu. Hazine gösterge tahvil faizi yüzde 8.77'den 9.24'e kadar yükseldi. Likiditenin maliyetinin artmasının bütün faiz oranları üzerinde belirgin etkisi görülebilir.

BANKALAR ETKİLENİR: Faiz artınca ve dahası faiz artışının kapısı aralanınca bundan en çok etkilenecek sektör bankacılık. Bu yıl yapılan ihalelerde oluşan ortalama faiz yüzde 8 olmuş. Düşük faizden oluşturulan kamu kâğıdı portföyünden, faiz ne kadar bunun üzerine çıkarsa bankalar o kadar zarar yazacak. Dolayısıyla bu etki kendini borsada da gösterdi. Banka Endeksi yüzde 5 düşerken borsayı da yüzde 3 değer kaybettirerek peşinden sürükledi.

KAPI NEDEN AÇILDI: Merkez Bankası dünkü tavır değişikliği ile düşük politika faizinden ödün vermese de, diğer bütün faizlerin yükselmesine kapı açtı. Bunu da gidecek başka yolu kalmadığı için yaptı.
■ Birincisi Merkez Bankası kur artışından ve geldiği seviyeden enflasyonu artıracağından ve bekleyişleri bozacağından dolayı zaten rahatsızdı.
■ Dünkü açıklamasında da ortaya koyduğu gibi, "işlenmemiş gıda fiyatlarındaki baz etkisi ve fiyatı yönetilen ürünlerdeki ayarlamalar nedeniyle önümüzdeki aylarda enflasyonda belirgin bir yükseliş gözlenecek." Asıl korku da enflasyonun yükselmesi zaten. Merkez Bankası diyor ki, "Bu durumun orta vadeli enflasyon beklentilerini ve görünümünü tetiklemesine izin verilmeyecektir." Yani önümüzdeki aylarda enflasyon yükselecek ama asıl orta vadeli beklentileri bozması istenmiyor. Bunun için de faiz artışının kapısı açıldı.

KURA ETKİSİ OLUR: Bunu yapmasaydı ne olurdu? Kur daha da artarak enflasyonun daha yüksek seviyede oluşmasına yol açardı. Enflasyon belirgin biçimde faizlerin üzerine çıktığında da, faizler artırılmak zorunda kalınırdı. İş dönüp dolaşıp düşük faiz politikasının iflasına gelirdi.
Bir yanlıştan kısmen dönülmesinin pozitif sonuçlarını göreceğiz. Başta kur olmak üzere. Her ne kadar dün itibarıyla bu etki görülmese de, çok farklı olayların gündeme geldiğini de unutmamak lazım. TL likidite kısılır ve maliyeti artırılırsa bunun döviz talebi üzerinde frenleyici etkisi mutlaka olur. Çünkü döviz almak için önce TL'ye sahip olmak gerekir.

SONUÇ: "Zehir ölçüdedir." İbni Sina

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
22 Ekim 2011 Cumartesi, 17:24 Misafir merkez bankasının muvcut döviz rezervleri ne kadar yeterli? en kötü senaryoya göre rezervler ne kadar dayanır?
21 Ekim 2011 Cuma, 18:13 Misafir eksi reel faiz bir yıldır var. düne kadar yorumcuların hiç sesi çıkmıyordu, bu mudur analistlik, yorumculuk, ancak mb zorunluluktan harekete geçince faizi aşırı düşük tutmanın doğru bir politika olmadığını söylemeye cesaretleri oldu? sabit gelirlilerin alım güçleri üzerinde bir ek vergidir enflasyon, hesap yüzde 5.5'a göre yapılır gerçekleşme 9-10 çıkarsa en çok kaybeden sabit gelirliler olur. ama onlar kimsenin umrunda değil.
Yukarı