TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Geçen sene bu hafta ne oldu?

Hafızayı tazeleyelim: 22 Mayıs 2013'te dönemin FED Başkanı Bernanke ABD Kongre'sinde "Eğer ekonomik şartlarda iyileşme devam ederse önümüzdeki toplantılarda tahvil alım programında azaltıma gidilmesi konuşulabilinir" açıklamasında bulundu. Bernanke'nin konuşması sırasında FED aylık 85 milyar $'lık devlet ve ipotekli konut tahvillerinden oluşan 3. tur parasal genişlemeyi yapıyordu. FED'in bilançosu 3.4 milyar dolara ulaşmıştı. Yani piyasalara hala "oluk oluk" para akıyordu.

2008-2014 arası 3 kez parasal genişleme yapıldı

FED Mayıs 2013'e kadar toplam 2 kez parasal genişlemeye gitmiş ve 2007 yılında 900 milyar $ olan bilançosunu 2012 sonunda 2.8 milyar $'a kadar yükseltmişti. FED piyasaları likiditeye boğmuş ama artan likiditenin enflasyon korkusu ile uzun vadeli tahvillerin satış baskısı yaratmaması için de önlemini almıştı.

Sonra bir süre ara verildi. ABD ekonomisinin ayakları üzerinde durabileceği hesaplanıyordu. Ancak bu olmadı ve Aralık 2012'de 3. tur parasal genişleme için tuşa basıldı. Bu sefer ucu açık ve aylık 85 milyar $ olacaktı. Bu alımlar 2013 yılı boyunca devam etti. Ta ki takvimler 22 Mayıs 2013'ü gösterene dek.

Bernanke "müzik bitebilir" uyarısı yaptı

Sorgusuz sualsiz ve sudan ucuz "likidite" bulmaya alışmış; Lehman Krizi, Yunanistan gibi büyük krizleri bu "likidite" ile atlatmayı başarmış piyasa birden şoka girdi. Yaratılan suni cenettin mimarı Bernanke Mayıs 2013'de ilk defa "artık bu işin sonuna yaklaşıldığını" söylüyordu. Aslında Bernanke'nin likiditeyi geri çekmek gibi iddiası olmadı ya da faiz artırımından bahsedilmiyordu. Ama likidite artışı yavaşlayacak ve daha sonra bu seviyede kalacaktı. İnanın bu bile piyasaların tüylerini diken diken etti.

Piyasaların unutmak istediği dönem: Mayıs- Eylül 2013

Bernanke'nin açıklamasının ardından piyaslarda tam anlamıyla panik yaşanmaya başlandı. 10 yıllık ABD Tahvil faizi % 1.90'lardan 3 ay içinde %3'lere yükseldi. MSCI Gelişen ülkeler hisse senedi endeksi dolar bazında 3 ay içinde % 15 değer kaybetti. Kriz gelişen ülkelerin para birimlerine atladı. ABD Doları karşısında Türk Lirası % 13, Brezilya Reali % 15, Hint Rupisi ise % 23 değer kaybetti.

Piyasanın likiditenin eskisi gibi artmayacağı açıklamasına verdiği tepki riskli varlıklardan çıkmak oldu.

Gelişmekte olan ülkeler satış dalgasından kendilerini kurtarmak için ciddi faiz artırımak zorunda kaldılar. Türkiye, Brezilya, Hindistan, Rusya ve Endonezya faizlerinde 100-350 baz puanlık artış yaparak yatırımcıların yeniden ilgisini çekmeye çalıştılar. Belki riskli ülke kavramını değiştirmeleri zaman alacaktı ama "çok daha cazip" faiz vermek suretiyle en azından kanamayı kesmeye çalıştılar. Bir nebze de olsa başarmış görünüyorlar.

Ancak... Son 1 yılda dünya üzerinde farklı coğrafyalarda yaşanan iktidar değişimlerinden, halk ayaklanmalarına, ihtilallerden, askeri müdahalelere baktığımızda kesişen tek ortak nokta var: Düşen refah seviyesi ve zorlaşan ekonomik şartlar. Son 5 yıldır büyük merkez bankalarının yarattığı suni ortamda gereğinden fazla şişirilen ekonomiler artık yatırımcıların gözüne batıyor. Bu sebeple daha fazla büyümeyen pasta masada bir süredir davetsiz olan bazı misafierlerin keyfinin kaçmasına yol açıyor.

Mayıs 2013'de başlayan ve ülkemiz dahil birçok coğrafyada önce ekonomiyi sonra da sosyal hayatı etkileyen bu süreçin etkilerini daha uzun süre hissetmeye devam edeceğiz.

Yukarı