TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Balon mu var? Çare makro ihtiyati tedbirlerde!

Bu hafta içinde hem Yellen’ın hem de Draghi’nin önemli sayılabilecek açıklamaları oldu. Draghi içeride işlerin yoluna girmeye başladığını ve Avrupa Merkez Bankası’nın yeni vereceği 700 milyar Euro’luk kaynağın bankalar aracılığı ile krediye dönüşmesi gerektiğini söyledi. Yellen ise ABD ekonomisinde hâlâ çok işsiz olduğunu ancak ekonomide toparlanmanın sürdüğünü ve faiz artırımı süresi için belirlenmiş bir formül olmadığını yineledi. FED ve ECB’nin başındaki her iki isim de piyasalara “Ne yaptığımızı biliyoruz, bize güvenin” mesajını tazelemiş oldular.

BEKLENTİ YÖNETİMİ ŞU ANA KADAR ÇALIŞTI

Draghi Euro Bölgesi’nde faizlerin uzun bir süre düşük kalacağını belirtiyor. Hatta Bloomberg’in yaptığı anketlere göre 2015 yılında faiz artırımı bekleyenlerin oranı % 32’den % 15’e kadar gerilemiş vaziyette. Yine aynı ankette 2017’den itibaren başlayacak bir faiz artırımına inananların oranı bile % 45’ten daha fazla değil. Görüleceği gibi Drahgi “forward guidance” denilen beklenti yönetimini çözmüş durumda. Piyasa Draghi’nin “Faizler uzun süre düşük kalacak” açıklamasını fiyatlamış durumda. Yellen ise beklenti yönetiminde birkaç adım daha önde. Ekim ayında tahvil alım programını (tapering) bitireceğini resmen açıklayan Yellen iyi bir yönetim ile piyasada bir dalgalanma olmasına izin vermedi. Piyasa şimdi “Ne zaman faiz artacak?” sorusuna cevap arıyor. Bu sorunun cevabı piyasada sert dalgalanmalara yol açabilir. Yellen da bunu biliyor. Dolayısı ile bu konuda “Elimde sihirli bir formül yok” cevabı ile piyasayı oyalıyor. Yani “forward guidance” burada çalışıyor.

HERKESİN MERAK ETTİĞİ SORU: BALON İHTİMALİ VAR MI?

İşte en can alıcı yer. Ne Draghi ne de Yellen bu topa girmiyor. Yellen son konuşmasında “ ... Varlık balonları oluşuyor olabilir ancak bunlarla ilgilenmek FED’in direkt görev tanımına giren konular arasında değil” dedi. Anlaşılacağı üzere Yellen, FED’in bütün konsantrasyonunu ABD ekonomisinin yeniden toparlanmasına vermesini istiyor ve diğer ihtimalleri ayrıntı olarak görüyor. Draghi de varlık balonu oluşma ihtimalini reddetmiyor ancak bu konuda alınan tedbirlere güveniyor.

Bir yanda 5 sene içinde bilançosunu 1 trilyon $’dan 4.5 trilyon $’a çıkartmış ve dünya ekonomi tarihinin görmüş olduğu en büyük para basma eylemini yapan FED, diğer taraftan da bilanço büyütmekteki muhafazakâr duruşuna da son vererek bankalara 1 trilyon $ kaynak aktaracak ECB. Her iki bankanın patronu da balon oluşma ihtimaline karşı aynı şeye güveniyorlar: Makro ihtiyati tedbirler.

2000’li yıllarla hayatımıza giren ve orijinali macro prudential olan makro ihtiyati tedbirler şu an merkez bankaların en büyük güvencesi. Nedir bu tedbirler? Likidite rasyoları, sermaye yeterlilik oranları, rezerv karşılıkları, senaryo analizleri, stres testleri gibi uygulamalar ilk akla gelenler. Peki ne amaçlıyorlar? 2 amaç var. İlki hızlı kredi büyümesinin yaşandığı ya da aşırı kaldıraç kullanılan sermaye hareketlerine maruz kalan finansal sistemi güçlendirmek ve kırılganlıklarını azaltmak. İkincisi ise varlık fiyatlarındaki aşırı yükselmeyi (balon) engellemek.

Yellen’a dün Kongre’de şu soruldu: “Varlık balonu oluşumundan endişeleniyor musunuz?” Başkan soruya çok net bir şekilde şu cevabı verdi: “Makro ihtiyati tedbirler aldık. Onlar oluşacak balonlara karşı sistemi güçlendirdi.”

Zamanın FED başkanlarından Alan Greenspan, “Piyasalar bütün uyumsuzlukları kendi içinde zamanla düzeltir” dedi, emlak balonu patladı. Ben Bernanke “Asıl sorunumuz insanların yeniden kendini zengin hissetmesi, o yüzden para basmalıyız” dedi, S&P tüm zamanların rekoruna çıktı. Şimdi de Janet Yellen “O işe ben bakmıyorum, makro ihtiyati tedbirler bakıyor” diyor ve topu taca atıyor. Artık balon patlarsa hep beraber bağırırız “Benim makro ihtiyati tedbirlerim var” diye!

Yukarı