TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Bu hikâyenin sonu nasıl bitiyordu?

Haber ajanslarının önüne eşzamanlı sayılabilecek bir aralıkla iki haber düştü. İlk haber düşen bir uçakla ilgiliydi. Amsterdam’dan kalkan ve Kuala Lumpur’a gitmekte olan Malezya Havayolları’na ait, içinde 298 kişinin bulunduğu sivil uçak, Ukrayna-Rusya sınırı yakınında düşmüştü. Daha sonra gelen haberlerde ise, uçağın seyir halindeyken yerden fırlatılan

-ABD yetkililerinin iddiasına göre Ukrayna sınırları içinden atılmış olması ihtimali yüksek- bir füze ile patlatılarak düşürüldüğü anlaşıldı.

Gün boyunca gelen haberlerde Ukrayna Başbakanı Yatsenyuk, Rusya’yı sorumlu tutarak Ukrayna içinde özellikle Donetsk civarında etkili olan Rus yanlısı ayrılıkçı güçlerin uçağı düşürdüğünü ileri sürdü. Buna cevap Putin’den geldi: Uçağın düşürülmesiyle ilgilerinin olmadığını söyleyen Putin, sorumluluğun hava sahasına hâkim olamayan Ukrayna’nın olduğunu belirtti. Geldiğimiz nokta; kimin attığı tam olarak tespit edilemeyen bir füzeyle vurulan ve içinde 154’ü Hollandalı, 298 kişinin hayatını kaybettiği bir uçak kazası!

İKİ KÖTÜ HABER BİRDEN GELDİ

Haftanın diğer kara haberi ise Gazze’den: 2 hafta boyunca denizden ve havadan roket saldırısına maruz kalan Gazze’ye, İsrail tarafından kara harekâtı başlatıldı. Ajansların haberine göre harekâta 50 binin üzerinde asker katılıyor. Geldiğimiz nokta; şu ana kadar BM’nin verilerine göre Gazze’de 1.370 ev yerle bir olurken, roket saldırılarının başladığı 8 Temmuz’dan bugüne, çoğunluğu sivil olmak üzere 267 Filistinli hayatını kaybetmiş durumda.

Birbirinden üzücü 2 haber. Ancak piyasalar için bu haberlerin kıymeti harbiyesi yok. Neden? Çünkü her iki olay da “event risk” olarak, yani tahmin edilmeyen ve oluşması durumunda piyasayı negatif etkileyebilecek olaylar olarak tabir ediliyor. Yani Türkçesi “yol kazası”. Eğer petrol yerinden fırlamamışsa, başta S&P’si, Nasdaq’ı olmak üzere endeksler yerinden kıpırdamamışsa, ABD Doları birden sıçramamışsa piyasa için motto belli: “Sorun yok, işimize bakalım.”

Piyasa; “Irak’ta her gün kaç kişi ölüyor?”, “Gazze’de yaşayan insanlar kafalarına yağmur gibi yağan roketlerden saklanacak yer bulabiliyor mu?” ya da “Kiev’de, Donetsk’te yaşanan insan avında durum iyice kontrolden çıkıyor mu?” gibi konularla ilgilenmiyor. Bu yeni değil tabii. Daha önce de Cezayir’de, Mısır’da, Venezüella’da yaşananlar sırasında da piyasa hep aynı yere baktı: Brent Petrol, ABD Dolar Endeksi, Dow Jones vs... Bu sebeple amacım “Piyasalar gözlerini olup bitene kapatıyor” gibi fiyakalı ama son derece bilinen bir sonucu yeniden ortaya koymak değil. Bu piyasada işlem yapan, para kazanmaya çalışan, bir şekilde parçası olan herkes artık bu gerçeği kanıksamış durumda: “Paranın vicdanla işi olmaz.”

Peki nedir piyasanın gündemi? Sanırım yazının en acıklı kısmına geldik. Bu kadar olup bitenin arkasından piyasanın gündemini tespit etmeye. Artık tahmin edebileceğiniz üzere; Irak değil, düşen Malezya uçağı değil ve maalesef Gazze hiç değil.

Evet hazır mısınız? Küresel ve yerel piyasaların “harika” gündem maddelerini açıklıyorum:

-Yellen % 6’ya inen işsizlik rakamını 2015’te faiz artırımı için yeterli görür mü? 

-Draghi bu hafta artan Portekiz ve Yunanistan kaygıları için önümüzdeki hafta bir şey söyler mi? 

-Euro/USD paritesi bu sefer 1.35’i aşağıya doğru kırar mı? 

-İçeride bu hafta açıklanacak banka bilançoları endeksi 85.000 seviyesine taşır mı? Bağlıyorum... Halının altına süpürdüğümüz ya da görmezden geldiğimiz etrafımızda olup bitenler biz yok sayıyoruz diye aslında ortadan kaybolmuyorlar. Sessizce birikiyorlar. Üst üste yığılıyorlar.

Hadi daha fazla sizi sıkmamayım ve cumartesi günü keyfinizi kaçırmayayım. Sonuçta en kötü ihtimalde ya FED ya ECB daha fazla para vermiyor muydu? Bu masalın sonu nasıl bitiyordu?

Yukarı