TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Faizler düşmeye devam eder mi?

Mart ayının 24’ünde Türkiye’de 2 yıllık tahvil faizleri % 11.40 ve 10 yıllık tahvil faizleri de yine % 11 seviyesindeydi. Hatırlatmak açısından aynı dönemde TCMB’nin fonlama faizi olarak kullandığı haftalık repo % 10’daydı. Aradan geçen tam 4 ayda TCMB fonlama maliyetini tam 175 baz puan düşürerek % 8.25’e indirdi. Buna karşılık 2 yıllık tahvil faizi 320 baz puan gerileyerek % 8.20’ye, 10 yıllık faiz ise 220 baz puan gerileyerek % 8.80’e indi. Şimdi herkesin aklındaki soru aynı, faizler daha fazla düşer mi?

İşin enflasyonla karşılaştırmasına ve acaba yerimiz var mı tartışmasına bu yazıda girmek istemiyorum. Bu konudaki fikrimi daha önce belirtmiştim: Mevcut enflasyon ve beklentiler herhangi bir faiz indirimine izin vermiyor.

Peki enflasyon seviyesi faiz indirimlerine izin vermiyorsa, TCMB faizleri neye güvenerek indiriyor? Bir başka soru da, eğer enflasyon oranları müsaade etmiyorsa TCMB’nin faiz indirimleri içerideki tahvil faizlerinin gerilemesini nasıl sağlıyor?

TCMB NEYE BAKARAK FAİZ İNDİRİYOR?

Geçen hafta TCMB Başkanı Erdem Başçı, Enflasyon Raporu’nun soru-cevap kısmında 2013 yılında yaşanan, 8 ay boyunca devam eden ülkeden para çıkışından bahsetti. Başçı “Ben hayatımda böyle bir dönem görmedim” diye de ekledi. Başkan’ın bahsettiği dönem 2013 Haziran - 2014 Ocak ayları. Hatırlanacağı üzere Bernanke’nin “Tahvil alım programını azaltmaya başlayacağız” açıklamasının ardından küresel piyasalarda yaşanan dalgalanmalar içerde de kurun 1.80’lerden 2.30’lara kadar çıkmasına yol açmıştı. Tabii aynı dönemde içeride yaşanan 17 Aralık Operasyonları ve siyasi tansiyonun artması da işin tuzu biberi oldu.

Aynı toplantıda Başkan diyor ki: “... bu gidişi durdurmak ve piyasaları sakinleştirmek için ocak ayında faizleri % 10’a çektik. Bu faiz hem siyasi riskleri hem de küresel risklerin Türkiye’de yarattığı kırılganlıkları yatırımcıların tolere edebilmesi için yeterli oldu.”

Demek ki neymiş? Sıcak parayı yeniden ülkeye geri getirmek için yaklaşık 300 baz puanlık bir artış yapmışız ve bu suların durulmasına yetmiş. Tabii Mart 2014’ten sonra hem yerel seçimlerin yatırımcılar açısından “piyasa dostu” bir sonuçla tamamlanmış olması ve aynı dönemlerde küresel piyasaların da yeni bir “en kötüsü geride kaldı, yüksek faize hücum” dönemine girmesi faiz cephesinde TCMB’nin yeniden “sazı eline almasına” izin verdi.

Yazının buraya kadar olan kısmından anlıyoruz ki, TCMB faiz indirimleri kararını, yurtdışından son 3 aydır aralıksız devam eden sermaye girişi, Türkiye’nin ülke risk priminin (CDS) düşüyor olmasına bakarak veriyor. İşin enflasyon bacağında ise Merkez’in bize şimdilik verebildikleri ileriye dönük iyileşme sözleri ve taahhütleri ile sınırlı.

BU İŞ BU KADAR KOLAY DEĞİL

Eğer enflasyon seviyesi TCMB’nin faizler konusundaki kararında ilk bakılan konu değilse ve sermaye hareketleri Türkiye’nin lehine gelişmeye devam edecek olursa faiz indirimlerinin devamını bekleyebiliriz. Ancak bu iş bu kadar kolay değil.

Küresel piyasalarda yalnız olmadığımıza göre diğer gelişmekte olan ülkelerdeki faizler bize bir yol haritası oluşturabilir. Geçen 4 ay içinde Brezilya, G. Afrika, Hindistan gibi ülkelerin tahvil faizleri de aynı bizim gibi geriledi. Belki aynı oranda değil ama oralarda da bir düşüş trendi söz konusuydu. Ancak ABD’de kısa vadeli tahvil faizlerinin yukarı doğru yönlenmeye başladığı son 10 gündür bu trendin kaybolduğunu görüyoruz. Yani oralardaki tahvil faizlerinin düşüşü durdu.

Belki bizde Merkez Bankası öyle ya da böyle faiz indirmeye devam edecek gibi gözükebilir. Politikacılar “Faizler daha fazla insin” diyebilir. Ancak paranın kaynağı, faizlerin oluştuğu yer ABD’de başka bir hikâye fiyatlanıyor.

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
28 Temmuz 2014 Pazartesi, 21:56 Misafir ABD konut satışları sizi yanlış çıkarıyor
Yukarı