TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

FED’in asıl derdi AB’nin resesyon riski

Manik depresif bir haftayı geride bıraktık. FED başkanlarının hafta boyunca verdikleri birbirinden 180 derece farklı açıklamalar herkesin başını döndürdü. Oynaklık yüksek, sinirler gergin. Öyle ki Maslak-Büyükdere hattında çalışan bankacılar yanlışlıkla karşılarında bir FED üyesi görseler her türlü nezaketi bir kenara bırakıp adamın boğazına yapışabilirler.

FED’İN KAFASI KARIŞIK MI?

Arka arkaya konuşan 3 FED üyesi Kocherlakota, Plosser ve Bullard, piyasaların kafasını allak bullak etti. Plosser, “Faiz artışı ötelenmemeli” derken Kocherlakota, “Faiz artışı 2015’te başlamamalı” dedi. Ama en vurucu açıklamayı St. Louis FED Başkanı James Bullarda yaptı. Bullard “varlık alımlarının uzatılabileceğini” belirtti. Bunların üzerine en son cuma günü Başkan Yellen konuştu. Yellen sadece ABD’deki gelir dağılımı dengesizliğinden bahsetti ve para politikalarına hiç değinmedi. Görüleceği üzere sınırlı sayıda da olsa bazı FED üyelerinin, geçen ayki “Tahvil alım programı bitmeli, seneye faizler artmalı” ortak FED görüşünden ayrıştığı anlaşılıyor. Ancak bu noktada Başkan Yellen’ı dinlemeden net karar vermek mümkün değil.

GERÇEK DERT BÜYÜME SORUNU MU?

Yakın zamanda yapılan IMF toplantısında küresel ekonomiler için ciddi uyarılarda bulunuldu. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerin toparlanmasında yavaşlama olduğundan, özellikle Avrupa bölgesinde, Çin, Rusya ve Brezilya’da ekonomilerin ciddi ivme kaybettiğinden bahsedildi. Bunun üzerine de FED Başkan Yardımcısı Stanley Fischer, "Küresel piyasarlarda büyüme beklenenden geç gelirse FED'in faiz artırımı da daha yavaş olur" dedi.

Anlaşılıyor ki ki asıl dert basılan onca paraya, yapılan onca kurtarma operasyona rağmen ABD dışındaki küresel ekonomilerde büyümenin gelmemesi.

Aşağıda seçilmiş bazı ülkelerin en son cari ve 2000-2008 yılları arasında ortalama rakamları var.

Yukarıda bahsedilen 6 ayrı bölge dünya toplam GSMH’sinin % 60’ını oluşturuyor. Tablodan da anlaşılacağı gibi İngiltere, Kanada, Japonya için bugün gelinen noktanın şikâyet edilecek bir tarafı yok. Ancak AB ve ABD için bir miktar endişe edilebilir.

ABD özelinde baktığımızda hem IMF’nin hem de FED’in ileriye dönük tahminlerinde 2-3 sene içinde % 3’lerin yakalanacağı öngörülüyor. Demek ki ABD için de ciddi bir “büyüyememe” sorunu yok.

O zaman geriye kalıyor AB. AB içinde tabloda Almanya’yı ayrıca verdim. Çünkü ekonomisi çok iyi diye bilinen Almanya’nın, 2000- 2008 arası ortalama büyümesi sadece % 1.8. Şimdi de % 1.2. Son 4-5 yıldır sürekli bir iniş var, ancak ortalama bazında ciddi endişe edilecek bir durum yok.

Demek ki aslında korkulan, ciddi bir sistemik risk oluşturmasından endişe edilen Almanya hariç AB.

Uzun lafın kısası, eğer FED geri adım atacak olursa, eğer piyasaları bir tur daha parasal genişlemeye ikna etmeye kalkarsa;

* Güven erozyonu yaratır.
* İleride ciddi bir enflasyon riski oluşturur.
* Bunların hepsini de sırf AB’ye güvenemediği için yapmış olur.

Yukarı