TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Ekonomi her zaman seçim başarısı getirmiyor

ABD’de 2008 Kasım ayında Demokratlar’ın adayı Obama, 8 senelik Cumhuriyetçiler’in iktidarına son vererek başkanlık koltuğunda oturduğunda, ABD ekonomisinin 1929 buhranından sonra yaşadığı en büyük ekonomik krize girmek üzere olduğunu büyük ihtimalle bilmiyordu.

2008 seçimlerine “Yes you can! - Evet başarabilirsin!” sloganıyla giren ve kazanan Obama, o günkü zafer konuşmasında ekonomi alanında şunu söylemişti “Eğer finansal kriz bize tek bir şey öğrettiyse o da sokaklar, caddeler krizi hissederken Wall Street rekorlara koşamaz.”

OBAMA EKONOMİDE ‘ENKAZ’ DEVRALDI

İşte bu vaatlerle başkan seçilen Obama, iktidarda olduğu sürece bir yandan ekonomik krizin etkileriyle boğuştu, diğer yandan da vergi, sağlık, eğitim gibi konularda düşük gelirli Amerikalıların sistem tarafından “hiç olmazsa daha az dışlanmasını” sağlayacak kararlara imza attı.

Obama bununla da yetinmedi. Ekonomik krizin 1 numaralı müsebbibi gördüğü Wall Street’in, bir daha benzer sonuçlar doğuracak riskler almaması için de bankaların yatırım ve mevduat diye ayrılması, bonus (ikramiye) sisteminin sınırlandırılması, risk yönetimin yaygınlaştırılması gibi çok önemli kararlara da imza attı. Hem de Wall Street’i karşısına alma pahasına.

2008-2014 Obama döneminde ABD ekonomisindeki temel verilere bir göz atalım. Sonra bu süreci, Cumhuriyetçiler’in iktidarda olduğu 2000-2008 ile karşılaştıralım.

2000-2008 yılları arasında Bush döneminde, ortalama % 4.8 büyüyen, % 5’ler civarında bir işsizliğe sahip ABD ekonomisi, Obama’nın devraldığı yıl % 7 işsizlik ve negatif bir büyümeyle yoluna devam ediyormuş. Cumhuriyetçiler zamanında ortalama % 5 büyüyen ve ortalama % 3 civarında enflasyon yaratan ekonomi, Obama’nın koltuğa oturduğu dönemde ise talep eksikliği sebebiyle “0” enflasyon noktasına gerilemiş.

ANCAK SEÇMEN ‘BU YETMEZ’ DEDİ

Ekonomideki bu toparlanma son Senato seçimlerinde Obama’nın hanesine yazılmadı. Katılımın düşük olduğu seçimde, Cumhuriyetçiler çoğunluğu ele geçirecek kadar sandalye kazandılar ve Temsilciler Meclisi’nden sonra Senato’da çoğunluğu ele geçirmiş oldular. Bu sonuçla Başkan Obama, son 50 yıl içinde ilk kez, döneminin bitmesine 2 sene kala her iki mecliste de muhalefetle çalışmak zorunda kalacak başkan oluyor. Çıkan sonuçların 2016 başkanlık seçimlerinin kaderini % 100 değiştireceğini söylemek doğru olmaz. Ancak ciddi bir ipucu veriyor. “2016 seçimleri Demokratlar için bu ekonomik toparlanmaya rağmen cepte değil.”

BU SONUÇ BİZE NE SÖYLÜYOR?

Ekonomik başarı mutlaka önemli. Ancak başarının kendisi kadar bunu insanların nasıl gördüğü de önemli. Büyüme geliyor, istihdam artıyor, bütçe açığı düşüyor, hatta işsizlik azalıyor ancak ABD’li vatandaş hâlâ bu toparlanmayı hissetmiyor. Çünkü ABD’de ortalama saat başı ücretler hâlâ yerinde sayıyor, çünkü ABD’deki emlak, hisse, tahvil gibi alınıp satılabilen varlıkların tamamının % 62’si gelir düzeyi en yüksek ilk % 10’un elinde. Hatta ABD’deki gelir dağılımı 1929’dan beri hiç bu kadar “adaletsiz” olmamış. Yani ABD’de fakir daha fakir, zengin daha zengin.

Demokratlar “ezilenlerin sesi” olma vaadiyle iktidar oldu. Ancak ne yazık ki, sokaktaki vatandaşın kendisini “ekonomik olarak aldatılmış” hissetmesi, sonunu hazırlayacak gibi.

Yukarı