TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Putin, Türkiye’de

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, önümüzdeki hafta Türkiye’yi ziyarete geliyor. Aslında ekim ayında yapılması planlanan Türkiye- Rusya Üst Düzey İşbirliği Toplantısı kapsamında bu ziyaret gerçekleşecekti. Ancak iki tarafın mutabakatıyla zirve aralık ayına ertelendi. Günübirlik olacak Ankara ziyaretinde, Putin’in çantasında, 2003 yılından beri Rusya ile Türkiye arasında yıllık 16 milyar metreküp (bcm) doğalgaz taşıyan Mavi Akım hattının kapasitesin artırılması ve Rusların Mersin’de yapacağı 20 milyar dolarlık yatırım maliyetiyle Türkiye’de ilk olacak Akkuyu Nükleer Enerji Santralı projeleri var.

Birazdan bu projelere daha ayrıntılı değineceğim. Ama öncesinde dünyanın 8. büyüğü olan 2 trilyon dolarlık Rusya ekonomisinin yaşadığı sıkıntılı sürece biraz yer açalım.

2014’TE RUSYA EKONOMİSİNDEN 140 MİLYAR DOLARLIK ÇIKIŞ

Bir yandan AB ve ABD’nin uyguladığı yaptırımlar, diğer yandan son 4 ayda % 25 gerileyen petrol fiyatları Rusya’ya zor günler yaşatıyor. Son dönemde özellikle yavaşlayan ekonomi ve Putin’in dış ve iç politika tercihleri sonrasında ülkeden yabancı çıkışlar görür olmuştuk. 2013’te 100 milyar dolar ülkeyi terk etmişti. Bu sene ise rakamın 140 milyar $’ı bulması bekleniyor. Çok değil 3 sene önce % 4-5 bandında büyüyen ülke, özellikle 2012 sonrası çok düşük büyümeye rakamlarıyla gidiyor. Rusya 2012’de % 1.6, 2013’te % 2 büyürken bu seneki büyüme beklentisi % 0. Seneye ise en iyi ihtimalle % 0.5’lik bir artış bekleniyor.

Diğer yandan son 1 yılda rezervlerinde 100 milyar dolara yakın azalış olsa da, Rusya’nın hâlâ kullanılabilir 420 milyar dolarlık bir rezervi var. Ancak bu yüksek rezerv miktarı bile Rus Rublesi’nin yılbaşından beri % 35 devalüe olmasına ve ABD Doları’na karşı tarihi düşük seviyeye inmesine mâni olamadı.

Sonuçta Ukrayna krizi sonrası Batı tarafından dışlanan, en büyük gelir kalemi petrolün % 35 değer kaybı sonrasında ekonomik olarak oldukça zorlanan ve yakın zamanda Çin ve Japonya ile yaptığı enerji anlaşmalarıyla yüzünü Doğu’ya çeviren bir ülkeden bahsediyoruz.

RUSYA İLE TİCARET

2013 yıl sonu verilerine baktığımızda Türkiye ile Rusya arasındaki toplam ticaret miktarı 32 milyar $. Biz Ruslara 7 milyar dolarlık mal satabilmişiz, onlar ise bize 25 milyar dolarlık. Yani nette 18 milyar dolar açık vermişiz. Çin’e verdiğimiz yıllık 21 milyar dolarlık açık sonrası en büyük 2. ticaret açığı Rusya ile.

Peki ne almışız?
Tabii ki enerji, başta da doğalgaz. Türkiye 2013 yılında Rusya’dan toplam 26.7 milyar metreküplük doğalgaz almış. Almanya’dan sonra Türkiye, Rusya’nın en fazla gaz sattığı 2. ülke. Bir istatistik de bizden; Türkiye’de kullanılan doğalgazda Rusya’nın payı % 43. Üstelik bu rakamlar 2013’ün. Bu sene sonu itibarıyla Rusya’dan yapacağımız toplam alımın 30 milyar metreküpe, payının da % 46’ya çıkması bekleniyor. İşte Türk tarafının ajandasında, Mavi Akım’da yapılacak kapasite artışıyla ekstra alınacak 3 milyar metreküplük gazın daha ucuza alınması talebi var.

Peki ne satmışız?
Rusya’ya tekstil ve konfeksiyon başta olmak üzere otomotiv, yaş sebze ve meyve, et ve süt ürünleri olmak üzere dağınık bir ürün grubunda ihracat yapıyoruz. Tabii inşaat sektörü ve turizm de Türkiye’nin Rusya’ya hizmet sattığı sektörler. Ancak yukarıda bahsettiğimiz gibi Rusya, Türkiye’nin 4. büyük ihracat pazarı ama toplam rakam 2013’te sadece 7.2 milyar dolar olabilmiş.

Görüleceği gibi Rusya çok büyük bir pazar. Örnek olarak Rusya’nın yapmış olduğu 2 milyar dolarlık süt ve süt ürünü ithalatı var. Biz Türkiye olarak bunun % 10’unu dahi alamıyoruz. Diğer yandan AB’nin uyguladığı ticaret yasağı sonrası gözler Rusya’nın bölgeden yaptığı gıda ürünleri ithalatına çevrildi. Rusya, AB’nin 2. büyük gıda ürünleri ihracat bölgesi. Rusya’nın AB’den aldığı gıda ürünleri miktarı 2013’te yaklaşık 12 milyar dolar. Bizim gibi tarım ülkesi bir ülkenin buradan aldığı pay hâlâ kısıtlı.

Bizim bunları konuşmamız gerekiyor ama Putin’in çantasında, Mersin’de Rusya tarafından yapılacak Nükleer Enerji Santralı için “Stratejik Yatırım” tanımı ve dolayısıyla % 90’lık bir indirimle % 2’ye düşürülmüş bir vergilendirme isteği var.

Ankara’da zor bir 12 saat geçecek. İki taraf da terleyecek. Dilerim ki masadan üzülerek kalkan biz olmayız.

Yukarı