TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Kurtar Bizi Draghi Yıl 2015

Senenin ilk yazısında köşeyi Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi’ye ayırdım. 67 yaşındaki İtalyan Başkan, 2015’in ilk işlem gününe damga vurmayı başardı. Draghi piyasaların kapalı olduğu 1 Ocak günü Alman medyasına verdiği mülakatta mealen şunları söyledi: “Bana ‘Yunanistan ya da İspanya, Euro Zone’dan çıkarsa ne olur? Euro, dağılmadan bu krizden çıkabilir mi?’ diye soruyorsunuz. Buna verilecek cevabım şu olur: ‘B Planı yok!’ Yani bu ihtimaller gerçekleşmeyecek ve Euro Bölgesi dağılmayacak!”

Bu açıklamanın ardından ECB’nin devlet tahvili alımına başlayacağı yönündeki beklentiler hızlandı ve Euro, ABD Doları’na karşı 1.2030’larla son 4 yılın en düşüğüne geriledi.

Peki, Draghi’nin A planı neydi?

Bunun için biraz geriye gidelim... 2012 yazında başkanlığa seçilen Mario Draghi; Avrupa, Yunanistan, İspanya, İtalya sorunları ile boğuşurken ve hatta birliğin kaderi ciddi ciddi tartışılırken elini masaya vurdu ve “Euro Bölgesi’nin dağılmaması için ne gerekiyorsa yapılacak” dedi.

ÖNCE BANKALARA UCUZ KREDİ DAĞITILDI

Arkasından toplam büyüklüğü 1 trilyon Euro’yu bulan adına LTRO denilen AB’de bulunan bütün bankaların kullanımına açık 3 yıl vadeli % 1 faizli repo ihalelerine başlandı. Böylece bankaların gelen parayı devlet tahvili alımına yönlendirmesiyle başta İtalya’nın ve İspanya’nın olmak üzere bütün ülke faizleri rekor düşük seviyelere geriledi. Böylece hem AB bankaları hayatlarının kârlarını yapıp sermayelerini güçlendirdiler, hem de AB tahvil faizleri gerilemiş oldu.

Yunanistan’a yeniden destek, İspanya ve İtalya’ya hayat öpücüğü...

2012 sonuna doğru ekonomiler yeniden zorlanmaya başlayınca bu sefer Yunanistan krizi yeniden hortladı. Tabii Draghi bir sefer daha görev başındaydı. IMF’nin iknasıyla 8.5 milyar Euro’luk yeni kaynak ve Berlin’in iknasıyla Yunanistan’a ECB’den destek geldi.

Bu arada ECB’nin koyduğu para ile oluşturulan bir fon (EFSF) devreye sokuldu. Draghi, bu fon ile FED’in yaptığı işi yapacak ve problemli ülke tahvillerini ve şirket tahvillerini bankalardan alacaktı. Özellikle fonlama sıkıntısı çeken küçük ölçekli İspanyol ve İtalyan bankalarına hayat öpücüğü sağlanmış oldu.

İşte “Plan A” bu! Yani ECB’nin direksiyonda olduğu bütün AB ülkelerinin dahil olduğu geniş çaplı kurtarma planı.

Motto’su, “Her ne pahasına olursa olsun, kimse EURO treninden inmeyecek!”

PLAN A BAŞARILI MI?

Gerçekten “Plan A” şu ana kadar işlemiş görünüyor. Blr ara faizleri % 6’lara kadar çıkan İtalyan 10 yıllık’ları % 1.80’e, İspanyol 10 yıllık tahvil faizleri ise % 1.55’e kadar geriledi.

Diğer yandan Yunanistan öyle ya da böyle 5 senedir Euro şemsiyesi ile hayatına devam ediyor hatta geçen yıl yeniden tahvil ihraç etti. Portekiz, İrlanda gibi ülkeler ipin ucundan dönmüş gibi görünüyor.

Ancak...

Bu gelişmelerin aslında hiçbiri, bahsedilen ülke ekonomilerinde yaşanan pozitif gelişmelerin sonucu değil.

Daha net anlatayım...

Aslında İspanya ekonomisinde görülen toparlanmanın ardında dağ gibi birikmiş mortgage krizi, konut fiyatlarında yaşanan düşüş şokunun devamı ve % 23’ler seviyesinde gezinen işsizlik var. İtalya’da hâlâ resesyon hüküm sürüyor. Yunanistan ekonomisi toparlıyor ancak hâlâ % 150’nin üzerinde gezinen borç/GSMH ile ciddi bir borç batağında.

Eğer durum buysa Euro Zone’da piyasa neyi kutluyor?

İşte 2015’in piyasalarda yaşanan muhtemelen en büyük dilemması!

Herkes Draghi’nin daha fazla para basacağını ve AB’de yol kazasına izin vermeyeceğini düşünüyor. Yoksa mevcut fiyatlarla, AB ekonomilerinin durduğu yerin alakası yok! İspanya’sı, İtalya’sı, Yunanistan’ı bağırıyor: “Kurtar bizi Draghi!” Ancak sanırım Draghi çoktan boyunu aşan bir yola girdi. Bu işin Draghi’nin planlarıyla düzelmesi mümkün gözükmüyor. Piyasa 2015’te bu gerçekle yüzleşmek zorunda kalacak.

Yukarı