TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Türk iş âlemi dünyayı keşfediyor ama...

Dün cari açık rakamı açıklandı. Ayrıntılara girmeye gerek yok. 2014’ün 11 ayı sonunda, toplam ithalat rakamı 213 milyar dolar olmuş. Bu rakam 2013’ün aynı döneminde 221 milyar dolarmış. İhracatımız ise aynı dönemde, 149 milyar dolardan, 156 milyar dolara çıkmış. Böylece Türkiye 2013’ün ilk 11 ayında 72 milyar dolar ticaret açığı verirken , 2014’ün aynı döneminde 57 milyar dolar ticaret açığı vermiş. Bu rakama hizmetler ve gelir dengesi de eklenince, Türkiye 2013’ün ilk 11 ayında 57 milyar dolar cari açık verirken 2014’ün ilk 11 ayında 39 milyar dolar cari açık vermiş. Kısaca 12 ay içinde fonlanması gereken cari açık % 30 oranında almış durumda.

Yukarıda anlattığımız resmin biraz daha ayrıntısına girmeye kalkarsak işin özeti petrol, doların değer kazanışı ve küresel ekonomilerde yaşanan durgunluğun etkileri diyebiliriz. Neden? Geçen sene % 40 civarında düşen, bu senenin ilk 15 gününde de % 15 gerileyen petrol fiyatları, cari açığa damgasını vuruyor. Yıllıklandırılmış rakamlara baktığımızda, toplam 47 milyar dolarlık cari açık verirken, enerjiye harcadığımız para 49.4 milyar dolar. Bir önceki yıl enerjiye harcadığımız para ise, 55 milyar dolar seviyesindeymiş. Üstelik petrol fiyatlarında yaşanan düşüşün daha büyük kısmı aralık, ocak ayları içinde ödemeler dengesini etkileyecek. Dolayısıyla cari açığın 2015’te en büyük can suyu petrol olacak gibi.

Diğer yandan ödemeler dengesinde petrolün getirdiklerini nötrleyen unsurlar; küresel ekonomilerde yaşanan durgunluk ve doların değer kazanması. 2014’de % 4 büyümesi beklenen ihracatın hızı kesilmişe benziyor. Özellikle Avrupa’da yaşanan durgunluk son aylarda ihracat rakamlarında kendini gösteriyor. 2015 için en olumlu senaryolarda bile ihracatın “0” büyümesi bekleniyor. Kısaca petrol ithalatı aşağıya çekiyor, küresel durgunluk da ihracatı.

İŞADAMLARI YURTDIŞINI TERCİH EDİYOR

Cari açığın 2014’te nasıl oluştuğunu ve 2015’in ipuçlarını verdik. Şimdi gelelim hikâyenin daha heyecanlı bir hale geldiği finansman bölümüne. Bilindiği üzere cari açık finansmanında hep söylenen bir nokta vardır: “En güvenilir fonlama kalemi doğrudan yabancı yatırımlardır”. Yurtdışında Türkiye’ye gelip, şirket satın alan, fabrika kuran, yatırım yapan yatırımcıların yekûnü “Yurtiçinde doğrudan yatırım” kaleminde toplanır. Bunun tersi yani, Türklerin yurtdışında yapmış olduğu şirket alımı, fabrika kurması gibi faaliyetlerin toplamı da “Yurtdışında doğrudan yatırımlar” satırında yer alıyor. Şimdi son 10 yılın rakamlarını birlikte inceleyelim.

Tablo net ama biraz detay verelim. Yoğun özelleştirmelerin yapıldığı 2006, 2007, 2008 kenarda bırakılırsa Türkiye’ye ortalama yıllık 11 - 12 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım geliyor. Yani kaba bir hesapla son fonlamak zorunda olduğumuz cari açığın kabaca 1/3’ü dışarıdan yabancı yatırım ile gelmiş. Gerçi bu son yıllarda 1/4’e düşmüş ama yine de göz ardı edilmeyecek bir rakam. Ancak son yıllarda başka bir durum ortaya çıkıyor ve Türk işadamları da yurtdışında kayda değer yatırımlar yapmaya başlıyor. Son 2 - 3 senedir artan bu kalem 2014’ün ilk 11 ayında 6.3 milyar dolar ile rekor kırıyor.

Türk şirketlerin yurtdışına açılması rekabet ve küresel marka olmak adına güzel bir gelişme. Ancak bu rakam bu hızla artar ve yabancının getirdiği doğrudan yatırım 10 milyar dolarda çakılıp kalırsa cari açık fonlamasında ciddi sorunlar yaşarız. Brezilya’nın başına gelenleri unutmamak lazım ve “Yabancı Türkiye’yi eskisi kadar niye tercih etmiyor” diye sormak lazım! Özellikle de Ankara’da!

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
16 Ocak 2015 Cuma, 13:10 Misafir al sana snb merkezlerede güvenmeyeceğiz artık ,,7 senelik kriz döngüsü olmaz diyenlere ,buyrun işte krizi çıkartıyorlar hazırlanalım baari
14 Ocak 2015 Çarşamba, 19:27 Misafir libya elimizden alındı,suriye ,iran,ırak zaten belli.ben şuna şaşıyorum biz bu 2,68 euro ile en büyük ihracat yaptığımız avrupa dahil nasıl oluyorda borsamız bu kadar sağlam,nasıl oluyor biri açıklasın bana,libyada kaybedilen milyar tl lere ne oldu ,bu borsa neyin kafası yawwwu
Yukarı