TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Seçimlere giderken gözden kaçmaması gereken detaylar

 

Seçim sathı mailine girdik. Partiler dün YSK’ya listelerini verdi ve seçim hazırlıkları resmen başlamış oldu. Dolayısıyla bugünden sonra ekonominin de gündemi, seçimler ve sonucunda oluşacak “ihtimaller” olacak. Ancak bugünkü yazımızın konusu “seçimler” değil. Bu konuya ilerleyen haftalarda biraz daha fazla anket sonucu gördükten sonra gireceğiz.

Bugünkü konumuz, dış ticaret rakamlarında yaşanan enteresan gelişmeler.

2015 yılının ilk 2 ay dış ticaret rakamları geldi. İlk 2 ayda toplam 33.5 milyar dolarlık ithalat ve 24.6 milyar dolarlık ihracat yapmışız. İlk 2 ay ticaret açığı 9 milyar dolar. Gelelim detaylara. En fazla ihracat yaptığımız ilk 5 ülke: Almanya 2.15 milyar dolar, İsviçre 2.12 milyar dolar, İngiltere 2.05 milyar dolar, Irak 1.5 milyar dolar ve İtalya 1.1 milyar dolar. İthalatta durum nasıl? Orada ilk 5 şu şeklide oluşuyor: Çin 4.2 milyar dolar, Rusya 3.8 milyar dolar, Almanya 2.9 milyar dolar, ABD 1.7 milyar dolar ve İtalya 1.6 milyar dolar.

Dış ticarette ihracatımızdaki ilk 5 ülke toplamın yüzde 36’sını oluştururken, ithalattaki ilk 5 ülke toplamın yüzde 42’sini oluşturuyor. Yani ithalatımız daha kısıtlı sayıda ülkeye bağlı, ancak ihracatta daha fazla sayıda ülkeye mal satmak zorundayız.

EN ÇOK NE ALIYORUZ, NE SATIYORUZ?

Yılın ilk 2 ayını dikkate aldığımızda, önce ihracat tarafındaki gelişmelere göz atalım. 2014 sonu rakamlara bakıldığında ihracatımızın yüzde 48’i sanayi için kullanılan işlem görmüş ya da görmemiş hammadde (ara malları), yüzde 41’i tüketim malları (binek otomobil, dayanıklı, dayanıksız tüketim malları, gıda vs.) ve yüzde 10’u da yatırım malları. Ürün bazında baktığımızda ise metal sanayii ürünleri ve motorlu kara taşıtları, en fazla ihracat yaptığımız mallar.İthalat tarafında ise durum biraz farklı. İthalatımızın yüzde 73’ü hammadde ve ara malları. Tüketim malları yüzde 13, yatırım malları ( sermaye) ise yüzde 15 seviyesinde. Ürün bazında baktığımızda en fazla ithal ettiğimiz ürünler 5.6 milyar dolarla madencilik ve taşocağı, 4.8 milyar dolarla kimyasal madde ve 1.7 milyar dolarla rafine edilmiş petrol ürünleri oluyor. Bu iki veriyi üst üste koyduğumuzda şunu görüyoruz: Başta petrol ve doğalgaz olmak üzere madencilik ürünleri ithal ediyoruz, karşılığında işlenmemiş ya da yarı işlenmiş ara malı ve dayanıklı/dayanıksız tüketim malı satıyoruz.

Kısaca model şu: Bizde olmayan hammaddeyi ve enerjiyi yabancı para ile alıp içeride artık eskisi kadar ucuz olmayan işgücü ve dolar kuruna bağlı enerji fiyatlarının etkisiyle üretmek ve satmak. Üstelik sattığımız mal, çoğu zaman katmadeğer üretmeyen mal olunca iş artık içinden çıkılmaz hale gelmeye başlıyor

İTHALATTA ÇİN’İN PAYI HIZLA ARTIYOR

İşte bu resim içinde en önemli gelişme de Çin’e verdiğimiz artan dış ticaret açığımız. Toplam ithalatımızın % 12’ye yakın kısmını Çin’den yapıyoruz. 2014 rakamlarına göre 24 milyar dolar ithalat yapmışız, karşılığında sadece 3 milyar dolara yakın mal satabilmişiz. Net ticaret açığımız 21 milyar dolar. Üstelik 2015’in ilk 2 ayı sonundaki verilere baktığımızda Çin’e ithalatımız % 4 artmış vaziyette. Peki ne alıyoruz Çin’den? TEPAV’ın çalışmasına göre taşınabilir dizüstü bilgisayarlar, radyo/TV yayını için verici cihazlar, hava taşıtı, radar, telsiz, telefon cihazları gibi ürünler ilk sıralarda yer alıyor. Bunun dışında tren vagonu, ray vs. gibi demiryolu ulaşım sektörü için elzem ürünler de Çin’den geliyor.

Toparlayacak olursak... İthalatımız (enerji, hammadde ve altyapı, teknoloji gibi) sınırlı sayıda ülkeye bağlanmış vaziyette. Çin’e karşı artan ve bizi ileride zor durumda bırakabilecek bir ticaret açığı veriyoruz ve içinde enerji kalemleri yok. İhracatımızın ciddi kısmı hâlâ ya yarı işlenmiş ya da işlenmemiş ara mallar üzerinden gidiyor. Enerji ve hammaddeyi dolarla ithal edip cüzi kârlarla yarısı Euro cinsinden mal satmaya devam edersek bizi “güzel günler” beklemiyor.

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
08 Nisan 2015 Çarşamba, 10:46 Misafir Felaket tellali gibisin
Yukarı