TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Düşen emtia fiyatları aslında yatırımcının korkulu rüyası


Bu köşenin müdavimleri hatırlayacaktır. Geçen yazımda “Gelişmekte olan ülkelere karşı alerji artıyor” diye başlık atmış ve başta Çin olmak üzere para çıkışlarının hızlandığından bahsetmiştim. Bu cumartesi sabahı da içinizi bir miktar karartmak pahasına bu konunun üzerine gideceğim. Çünkü bu alerji çok hızlı bir şekilde korku ve paniğe dönüşmek üzere.

SATIŞ DALGA DALGA YAYILIYOR

FED’in faiz artışının büyük oranda eylül ayı itibarıyla beklendiği gelişen ülke piyasalarında son birkaç haftadır artan boyutta satışlar var. Aslında yılbaşından beri gelişmekte olan ülkelerde işler yolunda gitmiyor. Bu çerçevede ilk darbeyi Rusya yemişti. Ukrayna krizi ve Batı’nın yaptırımları sonrasında Rus varlıklıları tabir-i caiz ise dağıldı. Arkasından FED faiz artırımına en fazla duyarlı olan ve “kırılgan 3’lü olarak” olarak adlandırılan G. Afrika, Endonezya ve Türkiye’de sert satışlar görüldü. Yaz aylarının başında ise, satış dalgası Çin’e atladı. Büyümenin istenildiği gibi gelmiyor olması ve hisse senetlerinde “balon oluştuğu” algısı, Şanghay Borsası’nda yüzde 30’ları aşan kayıpların oluşmasına yol açtı. Ve satış dalgası şimdi de emtia fiyatlarının tarihi düşük seviyelerini görmesinin ardından, Brezilya, Meksika gibi ülkelere yayıldı.

Gelin bu ülkelerin kurlarında dolara karşı son 1 aydır yaşanan kayıplara bakalım. Kolombiya Pesosu yüzde 11, Brezilya Reali yüzde 7, Ruble yüzde 7, Kore Won’u yüzde 5, G.Afrika Rant’ı yüzde 4, Türk Lirası yüzde 3.

Bir de gelişen ülkelerin 10 yıllık tahvillerinde ne kadar yükseliş olmuş, ona bakalım. Peru 110 baz puan, Endonezya 70 baz puan, Brezilya 60 baz puan, Kolombiya 45 baz puan, Türkiye 30 baz puan.

YATIRIMCI NEDEN KORKUYOR?

Asıl sıkıntı burada. Yatırımcı, yılbaşından beri FED’in bu senenin 2. yarısında faiz artıracağını ve faiz artışının da gelişen ülkeler için iyi olmadığını biliyor. Yani “gelişen ülke fobisinin” bugün ortaya çıkması için bir sebep yok aslında. Ayrıca bir de iyi haber var. FED faizleri sene başında öngörülenden çok daha yavaş ve daha uzun bir süreye yayılmış vaziyette artıracak. Bu da gelişen ülkelerin duruma adapte olması için iyi bir gelişme.

O zaman sorun ne?

Bu çok sesli ifade edilmese de, yatırımcılar “emerging market crash” yani gelişen ülkelerde birbirini domino etkisi ile tetikleyebilecek geniş çaplı bir krizden korkuyor.

Bir örnekle açalım isterseniz.


Küresel ekonomilerde büyümenin düşük kalacak olması, ABD’nin kaya gazı teknolojisi ile günlük 9 milyon varile çıkarttığı petrol üretimi, OECD ve diğer üreticilerin düşürmediği petrol arzı ve günlük arz-talep dengesinde üretim fazlası bulunması petrol fiyatlarını tarihi düşük seviyelere çekti.

Eee bunu biliyoruz!

İlerliyorum. Petrol fiyatlarının 50 dolara düşmesi ve bu sürecin uzun sürecek olması Venezüella’nın, Nijerya’nın, Rusya’nın, Meksika’nın zor durumda kalmasına neden oluyor. Çünkü bu ülkelerin toplam gelirlerinin yüzde 70’lerden yüzde 30’lara kadar değişen oranlarda kısmı petrol satışından geliyor.

Geçelim bir başka emtia ve onunla ilgili gelişmeye.

Dünyanın 2. büyük ekonomisi Çin artık yüzde 7’ler civarında ancak büyüyebiliyor. Bu sebeple artık eskisi kadar bakır, demir cevheri kullanmıyor. Bu sebeple yılbaşından beri bakır yüzde 16, demir cevheri ise yüzde 26 aşağıda. Ancak konu bununla bitmiyor. Başta Brezilya olmak üzere, Avustralya, Yeni Zellanda gibi Çin’e bu ürünleri satan ülkeler zor durumda.

Emtia fiyatlarında gelinen tarihi düşük seviyeler ve FED’in faiz artıracak oluşu, büyüme modelleri büyük oranda “emtia sat, ucuz faizden yüksek miktarda borçlan” prensibi üzerinden çalışan gelişen ülkeler ligini zorluyor. Hem ülkeleri hem de şirketlerini.

Gelişen ülkelerin bu süreci “kazasız belasız” atlatması zor. Yatırımcı da bunun kokusu ve korkusunu almış vaziyette.

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
26 Temmuz 2015 Pazar, 03:26 Misafir bankacılık sektörü yaşadığımız her krizin nedenlerinden birisi oldu.bazı bankalar kredi vermek için eskisi kadar hevesli davranmıyorlar ve verdikleri kredilere de sınırlama getirmişler.Bankaların bu tür beklentileri, ister istemez bugünkü şartlardan tedirgin olan piyasaları daha çok tedirgin ediyor. Ekonomik krizlerin alt yapısı da maalesef böyle oluşuyor.
Yukarı