TVRadyo
Cüneyt Başaran
Cüneyt Başaran

Dert Çin’in mi yoksa bizim mi?

 

Bu sütunu takip edenler hatırlayacaktır. Son birkaç ay içinde “Çin ne yapmaya çalışıyor?”, “Çin’de neler oluyor?”, en son da “Made in China zor durumda” başlıklarıyla yazdığım yazılarda piyasalarda artan Çin kaygısını anlatmaya çalıştım. Okur nezdinde ne kadar başarılı oldum bilemiyorum ama bugün en azından şunu rahatlıklar söyleyebilirim ki, “Çin endişesi Habertürk okurları için yeni duydukları bir kavram değil”.

Neyse, bu kadar reklam(!) yeter. Şimdi işimize bakalım ve şu Çin mevzuunda bilmediğimiz bir şey var mı, bunu irdeleyelim.

 

‘ÇOK FAZLA BORÇ VAR’

Harvard’lı meşhur iktisat hocası Prof. Kenneth Rogoff, “Çin’in sorunu ben size 5 kelimede özetleyeyim” demiş: “Çin’in çok fazla borcu var.” Prof. Rogoff’un altını çizdiği borç hikâyesinin detayı şu şekilde: “2007 yılında Çin’in toplam özel sektör artı kamu borcu 7 trilyon dolar. Bugün ise bu rakamın ulaştığı yer 28 trilyon dolar. Bir başka ifadeyle Çin GSYH’sinin % 282’si.” Üstelik bu borcun yarısına yakın kısmı direkt ya da dolaylı olarak Çin gayrimenkul sektörüne dayanıyor.

 

BU DEFA FARKLI

Çin’in borcunun çok hızlı arttığı bilinen bir gerçek. Borcu yanında Çin’de, açıklanan GSMH’nin yarısı kadar bir kayıtdışı ekonomi olduğu, emlak fiyatlarında ciddi bir balon riski bulunduğu, hatta Çin hisse fiyatlarının yerli spekülatörler tarafından şişirildiği de bir başka gerçek. Bütün bunların uzun süredir bilinmesine rağmen piyasalar Çin’e yatırım yapmaya devam ettiler. 2014 yılında Çin’e yapılan toplam doğrudan yatırım 120 milyar dolar seviyesindeydi. 2013’te ise bu rakam 110 milyar doları aşıyordu.

Peki ne oldu da yatırımcının bir anda nevri döndü ve hızla Çin’den uzaklaşmaya başladı.

Burada öne çıkan ilk konu, Çin ekonomisinin büyüme momentumunu kaybettiği endişesi. Yakın zamanda açıklanan ihracattaki aylık yüzde 8 daralma, sanayi üretimindeki yüzde 6’lara kadar düşen yıllık artış ve üretim PMI’sının (satın alma yöneticileri endeksi) son 5 yılın en düşük seviyesine gerilemesi yatırımcıları ürküttü. Sene sonunda son 6 yılın en düşük büyümesi olacak olan yüzde 7 tehlikeye giriyor muydu?

Çin piyasalarında alarm verilmesine neden olan bir başka sebep, verilerin güvenilirliği hikâyesi. Lazard, Aberdeen gibi milyarlarca dolarlık fonları yöneten birçok büyük hedge fondan, “Çin’in büyüme rakamları gerçeği ifade etmiyor. Asıl büyüme çok daha düşük” açıklamaları gelmeye başladı. Toplam tüketilen elektrik ya da petrol ithalatı üzerinden yapılan hesaplamalarda, bu fonların yüzde 7’ler yerine yüzde 3-4 bandında büyüdüklerini belirttiler. Bu da yatırımcıların iyice paniklemesine neden oldu.

Son olarak Çin hükümetinin borsadaki düşüşe merhem olacağı düşüncesiyle aldığı metazori yasakların da piyasa oyuncularını korkuttuğunu belirtebiliriz. Borsada büyük hissedarların hisse satışının yasaklandığı, küçük yatırımcının alım yapmaları için ucuz kredi teşviki verildiği, devlet eliyle hisse alımı yapılarak borsanın desteklenmeye çalışıldığı bir ortamda özellikle yabancı yatırımcı, oluşan fiyatları sorgulamaya başladı ve refleks olarak “panik satış” tuşuna bastı.

Peki Çin domino etkisi gösterir mi?

Belki de asıl soru bu. Buna yekten cevabım “Evet”. Hem de dominonun en sert ve yıkıcı halini alabilir. Neden olduğunu açıklayayım: Çin dünya bakır üretiminin yüzde 60’a yakın, demir cevherinin ise yüzde 70’ine yakın kısmını tek başına tüketiyor. Sadece Afrika’nın, Çin ile olan toplam ticareti 210 milyar dolar. Çin aynı zamanda dünyanın en büyük petrol tüketicisi ve ithalatçısı. Diğer yandan Çin ekonomisinin büyüklüğü, toplam dünya ekonomisinin yüzde 15’ini oluşturuyor.

Görüleceği gibi Çin’de oluşacak bir kriz belki Çin’i batırmaz! Çin 3 trilyon doların üzerindeki rezervleriyle bunun üzerinden gelir. Ama bu süre zarfında birçok ülkenin diz çökmesi ve ciddi bir ekonomik krize girmesi hiç şaşırtıcı olmayacaktır.

 

BU YAZIYA YORUM YAZ
 
26 Ağustos 2015 Çarşamba, 17:58 Misafir butun yazilarinizi ilgiyle okuyorum , çin tabiki domino etkisi gosterecektir , ulkemizde maaş ve ücretlerin millî gelirden aldığı pay, 2001 yılında yüzde 7.1 iken, 2014 yılında yüzde 4.8'e gerilemis. bu gerileme çindeki domino etkisiyle yüzde 4.8`inde altina inermi acaba.
Yukarı